Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

İçinizi Dökün / Duyguları Dışavurmanın İyileştirici Gücü

Dr. James W. Pennebaker

HYB Yayıncılık


Niçin Okuyasınız ?

Son zamanlarda, doktorların pek çok hastalığın nedenini strese bağlamaları beni fena halde daraltmıştı. Düşünsenize günümüzde stressiz bir yaşam olası mı ? Televizyonu açıyorsunuz, haberler yetiyor. Yola çıkıyorsunuz, trafik ve insanlar çığırından çıkmış durumda. Deprem, ekonomik kriz…

Yani günümüzde stressiz bir yaşamı düşünemiyorum. Stresten kaçamayacağıma göre, stresle başa çıkmanın yollarını öğrenmeye karar verdim. Kitap da bu nedenle dikkatimi çekti.

read more »

2 Comments | Tags: , , , , , , , , ,

M. Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan Atasözleri

Şimdiye değin bahsetmedim sanırım. 2006 yılından bu yana TOBB Türkiye Bilgisayar Yazılımı Meclisi Başkan Yardımcısı’yım. Sektörüme katkım olması arzusuyla, toplantıların çoğuna katılmaya ve üzerime düşen çalışmaları yapmaya özen gösterdim.

26 Eylül’de Ankara’da yapılan TOBB Türkiye Sektör Meclisleri İstişare Toplantısı’na da katıldım. Toplantının iş hayatını ilgilendiren kısmını www.girisimcilericin.com’da okuyabilirsiniz. Burada ise toplantının beni etkileyen insani taraflarını anlatmak istiyorum.

read more »

No Comments | Tags: , ,

Proaktif 30 Ağustos

Nadastan çıkma zamanıBugün 30 Ağustos ve sürpriz biz taşınmıyoruz. Çünkü dün taşındık.

Bu yıl çok proaktifiz. Dün ofisi boşaltma işinin önemli bir kısmını tamamladık. Bayramdan sonra sadece satılacak olan eşyaları satma işi kaldı.

Bu nedenle bugün hepimiz çok yorgunuz. Cankut Almanya’da biz evde 3 kişi kaldık. Sabahtan akrabaları telefonla arama işi, ardından kahvaltı. Şimdi hem yorgunluk hem de hüzün atma zamanı.

Evet inkar ve pazarlık süreci bitti. Bir dönem her tür direnmeye rağmen kapandı. Şimdi hüzün ve kabullenme zamanı. Sabah dörtte kalktım. Bayrama kendimi hazırlamam 4 saatimi altı. Sabah 8 de hazırdım. Şimdi saat 16:30 ve enerjim bitti. 1’e 2. Fena sayılmaz değil mi ?

Bir saatlik hazırlanma karşısında iki saat, neşemi ve ümidimi koruyabildim. Ardından yine hüzün ve yasa devam işleri. Yok mu bunun kolayı. Yasımdan da, hüznümden de, özlemimden de, kendim de sıkıldım.

Nerede o eski bayramlar ? Bir şekere sevinçten zıpladığımız. Pembe bir bayramlık elbiseye havalara uçtuğumuz.

Sigarayı da bıraktım. Yok mu eskilerden güzel bir anı, hepimizi neşelendirecek.

Nedense halamın bir gecede diktiği, mor kadife bayramlık elbisemi hatırladım. Elbiseme, annemin ördüğü yaka hala duruyor. Taktığı mor taşlı örümcek broş ise kayboldu. Halam da, annem de şükür hayatta.

Eeee neşe bu anının neresinde ?  Bilmem, hatırlayamadım. Bu seferlik de böyle olsun. Sanırım listemde beklenen ölüm var. Bu yüzden neşeli bir şeyler bulamıyorum.

Yolumu bir bulsam, nadastan çıkacağım artık. Bu kadar yeter. Bu da benim kendime, gelecek yıl için sözüm olsun.

Hem zafer bayramınız hem de şeker bayramınız kutlu olsun…

Melek BAR ELMAS

30 Ağustos 2011

Hamiş: Şirketin önünde yeni inşaat başlamış. Elmamızı da, kayısımızı da sökmüşler. Önümüzde hiç ağaç kalmamış. Şükür gülümüz hala var ve açıyor.

No Comments | Tags:

BODRUM Sahilleri

Bilirsiniz ben Bodrum’luyum. Sonradan yerleşenlerden değil, gerçekten Bodrum’da doğmuş büyümüş anne ve babanın çocuğuyum ben. Koskoca yarımadada artık bir avuç kalmış olanlardan. Lakabı olan Bodrum’lulardan.

Ben: “Veysel’in Kamil’in Fatma’nın Melek”im buralarda. Sonradan alınan soyadımız BAR’dır. Bu nedenle burada “Veysel’ler” ya da “BAR’lar” denildiğinde benim de içinde olduğum kalabalık bir sülale akla gelir.

Annemin sülalesi ise “Toplar”dır. Kızılağaç köyünün tamamı bu sülalenindir.

Yani kuşaklar boyu Bodrum’luyum ben. Masal yerine, Bodrum türkülerinin gerçek  hikayelerini dinleyerek büyüdüm.

Bu nedenledir ki Bodrum benim için farklıdır. Herkesin magazin dünyasından tanıdığı  Bodrum’u hiç bilmem. Her yıl baba evime gelir, yenilerin pek bilmediği yerlere gider, sonra da İstanbul’a evime dönerim. Bu yıl da geldim memleketime.

Geldiğim gün, bana ‘hoş geldin’e gelen akrabamın elinde bir dilekçe örneği vardı. ‘Melek abla kıyılarda halka yer kalmadı. Dilekçe topluyorum.’ dedi. Resimler de dilekçenin ekindeydi.

Resimlere baktım. Şimdi masayla dolu olan yerlerde çocukluğum geçti. Ortaokulda okurken bu sahildeki, Paluko’nun evinde oturuyorduk. Sabah yataktan kalkınca mayolarımızı giyer, bütün gün denize girer, akşam da sahile serdiğimiz kilimin üzerinde “Paluko’nun Melek Hanım” teyzenin masalsı hikayelerini dinlerdik. Ay ışığında hayal kurmayı, deniz kenarında yatağımdaki kadar rahat uyumayı; hayata, insanlara ve doğaya güvenmeyi o sahillerde öğrendim ben. Korku; o sahilde ayaklarıma dolanan minik ahtapotun sevimli bebek halleriydi. İkimiz de birbirimizden korkmuş, sonra korkumuzun saçmalığına ikimiz de gülmüş ve büyümek için kendi yolumuza devam etmiştik.

Neşeli ve güler yüzlü olmamı, hayata olumlu bakmamı, çocukluğumun bu zamanlarına bağlarım. Ve çocukların doğal ortamda büyümesinin ne kadar güzel, iyileştirici ve önemli olduğunu bilirim.

Şimdiki çocuklar da bunları yaşamalı deyip, dilekçeyi imzaladım. Hatta elektronik ortamda BİMER’e  (http://www.basbakanlik.gov.tr/forms/bimer/papplicationentry.aspx) de yolladım.

Aşağıda dilekçe örneğini yazdım. Lütfen siz de dilekçe yollayın. Çocuklarımız doğal ortamlarda büyümeye devam etsin…

Melek BAR ELMAS

2 Temmuz 2011

 

DİLEKÇE ÖRNEĞİ

İlçemiz Kumbahçe Mahallesi sahilindeki işletmeler, Halk Plajı olarak kullanılan kıyı şeridini masa koyarak işgal etmekte ve vatandaşın denize girmesini engellemektedirler. Sahil şeridinden gündüz saatlerinde yararlanmak isteyen halkımızdan şezlong ve şemsiye ücreti talep edilmekte, karşı çıkanlara da şezlonglara oturmanın yasak olduğu söylenerek sözlü taciz yapılmaktadır.

Öte yandan saat 18:00′dan itibaren işletmeler servis masalarını kıyı şeridine koyduğu için vatandaşların sahilde yürüyüş yapması da mümkün olmamaktadır.

Anayasamızın 43. Maddesine dayanarak kamuya ait kıyıların işgalinin engellenmesini, işletmelerin masalarının kıyı şeridinden kaldırılarak kıyıların yeniden kamunun kullanımına açılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.

No Comments | Tags: , , ,

SBS İle İlgilenenler İçin

Geçen yıl oğlum son SBS’na girmiş ve Lise seçme telaşı içindeyken, yardımlaşmak ve bilgileri paylaşmak için, elimden geldiğince yaşadıklarımı ve öğrendiklerimi sitemde paylaştım. Bu süreçte gördüğüm en büyük sorun kişilerin muhatapsızlığı oldu. Yani sorunu ya da sorusu olan kişiler, sorularını yöneltecekleri iyi niyetli ve yardımsever bir yetkili bulamıyorlar. Bunun üzerine kendilerini ciddiye alan ve yardımcı olmaya çalışan kişilere sorularını yöneltiyorlar.

Ki bunlardan birisi de ben oldum. Binlerce iletiye yanıt vermeye çalıştım. Öyle ki kendimle ilgili yapmak istediğim şeylere bir süre ara vermek zorunda kaldım. Sonra tekrar kendi asıl gündemime döndüm. İşin gerçeği bu kez yazmadım. Yazmaktan korktum desem yeridir. Çünkü sorulara cevap vermek çok zaman alıyor. Ve işin kötü tarafı SBS konusunda uzman değilim. Hata yapmaktan, kişileri yanlış yönlendirmekten korkuyorum.

Bu yıl yine sorular gelmeye başladı. Önce yanıtlamayayım dedim. Sonra olmuyor, yanıtlayayım dedim. Beş gündür sorularınızı yanıtlamaya çalışıyorum.

CANLARIM

SBS uzmanı değilim.

İnanın bu yıl ki sorularınızın çoğunun cevabını bilmiyorum. Sizi de anlıyorum. Sorunuzu soracak kimse bulamıyorsunuz. Haklısınız. Bununla birlikte ben de çaresizim. Cankut liseye yerleşti ve benim için bu defter kapandı. İnanın yeni bilgileri takip etmiyorum.

Siz sordukça çaresizlik içinde kıvranıyorum. Lütfen sorularınızı, önce okuduğunuz okuldaki rehber öğretmeninize, sonra varsa dershanenizdeki rehber öğretmeninize, sonra gitmek istediğiniz lisenin yetkililerine, en sonra da Milli Eğitim Bakanlığı’na sorun. Doğru adresler onlar.

Size yardımcı olamadığım için üzgünüm. Hem de çok üzgünüm. Ancak geleceğinizi doğru cevaplarla yönlendirmeniz gerektiğine inanıyorum. Beni anlayacağınızı düşünüyorum.

Hepinizin istediği okulda okuyabilmesini, tüm okullarımızın aynı derecede başarılı olduğu ve herkesin kendisine en yakın lisede gönül rahatlığıyla okuyabildiği günlere ulaşabilmemizi dilerim.

Sevgilerimle,

Melek BAR ELMAS

1 Temmuz 2011

312 Comments | Tags: ,

Ye Dua Et Sev

 

Elizabeth GILBERT

 Pegasus Yayınları

Niçin Okuyasınız ?

Aşağıdaki durumlardan enaz biri size uyuyorsa kitabı okuyun derim:

  • Best Seller kitapları okumayı seviyorsanız,
  • 30 yaş üstü kadınsanız,
  • Karşı cinsle ilişkilerinizde sorun yaşıyorsanız,
  • İtalya, Hindistan ve Bali ilginizi çekiyorsa,
  • Biyografi okumayı seviyorsanız,
  • Psikolojik sorunlarınızı çözmede, denediğiniz yöntemlerin dışında yöntemleri merak ediyorsanız,
  • Nadasa çekilmişseniz.

Kitaba Dair…

Ye Dua Et Sev; biyografik roman. Elizabeth Gilbert’in, kendini arama ve yeniden yapılandırma amacıyla yaptığı bir yıllık seyehatlerinin öyküsü. Kısaca kaçış öyküsü.

Kitapta beni etkileyen, dikkatli gözlemler ile ilginç ve akıl işi yorumlar oldu. Özellikle ‘çaresiz aşklar’ yorumunu çok beğendim. O kadar beğendim ki kitabı bir müddet okumaya ara verdim.

Ruhani deneyimleri tanımlama yetersizliği dışında kitapta beni rahatsız eden bir şey olmadı.

Kitabın dili sıkıcı değil. Hatta eğlenceli. Kendisiyle dalga geçmesini sevdim. Neyse ki devam kitabı var. Okuyacağım …

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

 “Çaresiz bir aşkta, karşımızdakinden bizim ihtiyacımız olan kişi olmasını bekleyerek karekterler yaratırız ve sonra bizim yaratmış olduğumuz role girmeyi reddettiklerinde, kendimizi perişan hissederiz. ” (Sayfa: 35)

“George Bush’un sözünün geçtiği her yerde insanlar sadece, ‘Bunun nasıl bir şey olduğunu anlıyoruz; bizde de bir tane var.’ diyerek Berlusconi’yi işaret ediyordu.” (Sayfa: 157)

“Balililer dünyanın en huzurlu, dindar ve sanatçı insanları imajını tam anlamıyla bir geçim kaynağı olarak kullanıyorlar; ama bunun ne kadarı hakiki, ne kadarı ekonomik olarak hesaplanmış bilmiyorum.” (Sayfa: 332)

Kitapta Yer Almayan Satırlar…

Kitabı ilk kez D&R’ın çok satanlar bölümünde gördüm. Adına baktım ve dinin giderek artan ekonomik değerini düşünüp, geleceğe dair karamsarlığa kapıldım ve yanından hızla uzaklaştım. Daha sonra eşimin kuzeni kitap fuarına gideceğimizi duyunca, bu kitabı almamızı rica etti. Kitabı alırken biraz karıştırdım. İlgimi çeken paragraflar olunca, kendimiz için de aldım. Kitabı önce eşim okudu.  Bitirdiğinde ‘Başını sevmedim, çok depresif ama Bali bölümünü beğendim. Hepiniz okuyun da filmini seyredelim. Manzaralar güzel olur.’ deyince, nezleden başımı kaldıramaz halde yatmaya başladığım zaman kitabı okumaya başladım.

Ye Dua Et Sev, kendini sorgulayan, mutsuzluklarının nedenini bulup çözmek isteyen, çağdaş kadının güncesi. Gelecek kuşaklara aktarılabilir olduğunu sanmıyorum. Çünkü fazlasıyla bugüne ait. Bilgi değeri taşıyan kısımlar daha çok derleme.

Yine de kitabı sevdim. Neden derseniz samimi, içten ve depresyona rağmen eğlenceli. Ayrıca bilgiler zekice harmanlanmış. Ve de nadas hallerine çok uygun…

Kitabı okurken, pek çok yerde durup düşünmem gerekti. Tanrı tanımı ve bu tanıma olan ihtiyacın nedenlerini tekrar ele aldım.

Benim din konusundaki ilk düşünmeye başlamam, 2,5 yaşındayken anneme ‘Bizi Allah yarattı, peki Allah’ı kim yarattı ?’ sorusuyla olmuş. Tabii ki bunu hatırlamıyorum. Bu konuda hatırladığım ilk anım, 3 ya da 4 yaşındayken annemle gittiğimiz bir mevlüde dair. Hayal mayal hatırladığım, çok kalabalık olduğu, tüm kadınların beyaz ve gül kokulu örtüleri olduğuydu. Havasız, kalabalık ve sıcak ortamda, bir de uzun süre sabit oturmak zorunda kalınca, canım sıkılmıştı. Sıkıldığım her zaman olduğu gibi uykum geldi. Gözlerimi zor açıyordum. Herhalde başkaları da esnemeye başlamış olmalı ki Hoca ‘Mevlüdde esnerseniz, şeytan bir top günahı ağzınızdan içeri yollar.’ dedi. Bir yandan ağzımı hızlıca kapatıp, bir yandan da ‘Bu ne kadar anlayışsız bir hoca. Dini sevdireceğine, korkuyor.’ diye düşünmüştüm. Sonraları bu konuda çok okudum, çok araştırdım. Sonunda içime sinen bir tanımım ve felsefem oldu. Dini ve inancı, kişinin özel konusu olarak algıladım.

Son on yıldır, tüm dünyada dinin siyasi ve ekonomik amaçlar için kullanımı artıyor. Her şeyin bir bedeli olduğu esasından hareket eden kapitalizmin, bu yıllarda durağı din. Bu ise hassas ve kışkırtmaya yol veren bir zemin. Hem yakın hem uzak tarih, kanlı din savaşlarıyla dolu.

Herkesin şefkatli ve sevgi dolu tanrısı varken, neden din savaşları yaşanır ? İnsanoğlu yaratılırken, iktidar, üstünlük ve hırs duyguları neden hamuruna katılmıştır ? Nihai hedef iyi insan olmak ise, tüm bunların anlamı nedir ?

Kitap yakaladığı satış başarısı ve filme alınmasıyla yazarına yeterince servet sağladı. Yazarın Bali hakkındaki yorumu, kendisine de aynen uyarlanabilir. Bu da işin ironisi.

Bu arada filmini de seyrettim. Kitabı okumadan filmini seyretmeyin. Film gişe kaygısıyla odağını kaybetmiş.

Neden 8 verdim…

Kitap sadece günümüze dair, bilgilerin neredeyse tamamı derleme ve ismi çok ticari. Bunlar puanı düşürten şeyler.

Bir de kitap neden sorusuna cevap vermiyor. Aldığınız cevap çoğunlukla niçin sorusuna yönelik. Bu arada hakkını yemek istemem, dikkatli okuyucu için, nasıl sorusunun üstü örtülü cevabı var…

Melek BAR ELMAS

7 Ocak 2011

No Comments | Tags: , , ,

HOŞ GELMENİ DİLİYORUM 2011

KutlamaEveeet… Yeni bir yıla giriyoruz. Her yeni yıl, yeni umutlar, yeni heyecanlar ve en önemlisi yeni dilekler demek. Hepimiz bir şeyler diliyoruz. Yeni yılın işi zor anlayacağınız.

Eski yıla teşekkür ediyor, yeni yıla da hoşgeldin diyorum. Kendisine zor işinde yardımcı olacağım, umarım o da bizlere yardımcı olur.

Elvada 2010. Malum seninle pek iyi geçinemedik, kusuruma bakmazsan, seni özlemeyeceğim. Sanırım sen de beni özlemeyeceksin.

Dileklerinizin gerçekleşeceği bir yıl olsun…

Melek BAR ELMAS

No Comments | Tags:

Sınava Girenlere, Velilere ve MEB’e Öneriler 2 : Yerleştirme Takvimi Doğru Hazırlanmalı

2010 SBS yerleştirme takvimi açıklandığında, takvimi dikkatlice inceleyen herkes, yerleştirmelerde sorun yaşanacağını gördü. Çünkü özel okulların kayıtları, yerleştirmeler bittikten sonra başlıyordu. Bu durumda devlet okullarında kontenjan açıklarının oluşması kaçınılmazdı.

Milli Eğitim Bakanlığı, SBS ya da OKS adı ne olursa olsun, liselere yerleştirme takvimini hazırlarken, özel okullarla koordinasyona gitmeli ve 2. tercihleri almadan özel okulların kayıtlarını tamamlamış olmasına dikkat etmelidir. Bu durumda 2. tercihler ve buna bağlı yerleştirmeler daha başarılı olacaktır.

Bunun yapılmaması durumunda, veliler paniğe kapılmamalı, 3. ve 4. yerleştirmelerin mutlaka yapılacağını bilmelidir. Ve MEB’i yakından takip etmelidir. Aksi durumda okul okul gezerler ve kayıt maliyetlerini ciddi oranda artırırlar.

Melek BAR ELMAS

8 Kasım 2010

16 Comments | Tags: ,

Çembere Giriş

Olga Kharitidi

Dharma Yayınları

Niçin Okuyasınız ?

Psikiyatri ve Rusya’nın yeni yönetime geçiş aşaması ilginizi çekiyorsa bu kitabı okumalısınız.

Bir Rus psikiyatristin anılarından oluşan kitap, şamanizm üzerine de ilginç bilgiler veriyor.

Kitaba Dair…

Kitabı, benim psikoloji kitaplarına meraklı olduğumu duyan bir dostumun tavsiyesi üzerine okudum.

Kitap; Rusya’daki yaşama, akıl hastanesine, Altay Dağları’na, Şamanizm’e ve Rus bilim camiasına dair ilginç bilgiler veriyor. Rus yönetimini eleştiren yapısıyla, bunları nasıl yazmış diye merak ettim. Sonra yaptığım araştırmada kendisinin Amerika’ya yerleşmiş olduğunu öğrenince nasılını anladım. !…

Yazarın anılarından oluşan kitap, şimdiye değin en rahat okuduğum psikiyatri kitabı. Özellikle akıl hastalarının anlatıldığı bölümler okunmaya değer. Oldukça ilginç mistik anıların da yer aldığı kitap, zaman zaman insanı çelişkiye düşürüyor.

Okurken “nı” yerine “m” harfinin sıkça kullanılması, hecelerde yer değiştirmelerin bolluğu ilgimi çekti. Dizgiyi yapan kişinin gözlüklerinin olup olmadığını merak ettim.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

 “Sana, dünyadaki tüm acıların kaynağının ölümü kabullenememekte yattığını anlatmak istiyorum. İnsanın bilinen en büyük acısı, ölmek zorunda olduğumuzu bilmemiz ile sonsuza dek yaşama arzumuz arasında bulunur.” (Sayfa: 146)

“Karşı karşıya kaldığın her seçimde aldığın kararın, gerekli olan beş niteliği tatmin edip etmeyeceğini sormalısın. Eğer bunlardan bir tanesi eksik kalıyorsa o zaman başka bir karara yönlenmelisin. Bu şekilde daima doğru yolu bulacaksın. Bu beş nitelik; doğruluk, güzellik, sağlık, mutluluk ve aydınlıktır” (Sayfa: 188)

Kitapta Yer Almayan Satırlar…

Bu kitabı okurken sık sık aklıma “Sana Gül Bahçesi Vadetmedim” isimli kitapla, şimdi artık çıkmayan “Şizofrengi” dergisi geldi. Masanın karşı tarafını, yani hastaların ağzından hastalıkları ve doktorları merak ediyorsanız, bunları da okumanızı öneririm.

Melek BAR ELMAS

7 Ocak 2007

1 Comment | Tags: , , , , ,

Nereden Başlasam ?

Biliyorum merak ettiniz. Hatta kaygılandınız. Kiminiz telefon etti, kiminiz ileti gönderdi. Halimi, hatırımı, bir sorunumun olup olmadığını sordu.

Özetle: İyiyim. Sağolun.

Sadece kışa giriş ve çocukların yeni okul dönemi hazırlıkları, Kagider çalışmalarım, kayınvalidemin sağlık sorunları derken, günler çabucak geçip gitti. Yazamadım.

Çalışkan birisi olarak, bu arada boş oturmadım, çok da güzel işler yaptım:

  • Gaziantep’de 300’e yakın kadınımızla buluştuk. Yasal haklarını anlattık. Öyle güzellerdi ki sabahın 4.30’unda yollara düşmemize değdi.
  • Kızıma ve oğluma kazak ördüm. Bu yıl herhalde el örgüsü kazaklar moda. İkisi de peşime düştüğüne göre. Eşim de kuyruğa girdi. Hayatta tenis oynamamış olmama rağmen ‘tenisçi (olan) dirseğim’ izin verdiği oranda, bu kış bol bol öreceğiz. Öyle gözüküyor.
  • Yurtta geceleri ders çalışırken, yemek sorun olmasın diye kızıma konserve yaptım. İşe yaradığını söylüyor. İlk sınavından da (onlar komite diyor) iyi bir not alacak herhalde. Bu yıl dersleri biraz ağır, epey bir çalışacak. Eve gelince yapmadığı naz kalmıyor.
  • Oğlumla akşamları İngilizce kitap okumaya başladık. Aceleci öğretmenim, sık sık fırça çekiyor.
  • Gülgûn Feyman’la ‘Diksiyon Kursu’na başladım. Yeniden öğrenmek keyifli. Ödev kitaplarımı okumaya başladım. Henüz bitiremedim.
  • Arada akşamları yorgunluktan yığıldığım zamanlarda film de izledim. Bir tanesi dışında, size tanıtmaya değecek kadar iyi bir filme henüz rastlamadım.

Gördünüz, hayat gürül gürül akıp gidiyor. Arada bir şelaleye kapılıp kayboluyorum. Yine de tüm bu işler, sizi kaygılandırmaya neden olmamalı. Kusuruma bakmayın. Hatta özür dilerim. Beni affedin.

Gaziantep’te toplantıya katılan yeni tanıştığım bir genç kadın, ‘siz tutkulu birisiniz’ dedi. Hiç düşünmemiştim daha önce. Galiba doğru söylüyor. Bir zamanlar üniversite yurdundan bir arkadaşım da ‘sen hayata halatla bağlısın’ demişti. Galiba ikisi de aynı şeyi söylemek istedi.

Yaşamla bu kadar içli dışlı olunca, çok şey verip çok şey almak isteyince, azla yetinmeyip mükemmeli arayınca, zaman en kısıtlı kaynak…

Hepinizi sevgiyle kucaklıyor, sizlerin de iyi olduğunu ümit ediyorum.

Melek BAR ELMAS

30 Ekim 2010

10 Comments | Tags: , , , , , , , ,