Bahçe Bakımı Kursu’nda bugün konumuz hastalıklardı. Bitki hastalıklarının oluşmasında, Mantar ve böcekler iki ana grubu oluşturuyormuş. Bitki hastalıklarını uzun uzun anlatmayacağım. Dinlerken bile içim acıdı, yazmaya kalkışsam ne olur kimbilir.
Beni esas etkileyen; ilaçsız da bazı böceklerden kurtulabileceğimizi öğrenmek oldu.
Dana Burnu, biliyorsunuz bitkilerin köklerini yer. Ve daha nedenini anlayamadan, bir bakarsınız bitkiniz sararıp solmuş. Güzel haber şu: Bahçenizin belli köşelerine at gübresini toplar halinde koyuyormuşsunuz. Dana burnu böcekleri, gübrenin etrafında toplanıyormuş. Sonra onları toplayıp imha ediyormuşsunuz.
Şu yöntem de denenebilirmiş: Dana Burnu toprakta delikler açıyor. Delikleri suyla dolduruyormuşsunuz. Ya boğuluyorlarmış ya da toprak üstüne çıkıyorlarmış.
Salyangoz ve sümüklü böcekler de, bitkileri törpüleyerek beslendikleri için zararlı. Onlar için de bahçenizin köşelerine kaplar içinde bira koyuyormuşsunuz. Biraraya geliyorlarmış. Sonra toplayıp imha ediyormuşsunuz.
Bir başka yöntem; 3-4 diş sarımsak eziliyor ve 100 litre suyun içerisine karıştırılıyor. Bitkilerin köklerine dökülüyor.
Ya da bir fincan kahve, yine 100 litre suyun içerisine dökülüyor. Bitkilerin köklerine dökülüyor.
Benim anladığım Salyangoz ve Sümüklü Böcek ne kahveyi ne de sarımsağı seviyor. Onlar biracı J
İlaç yok, diğer hayvanların ya da çocukların zehirlenme riski yok. Ne hoş değil mi ?
Melek BAR ELMAS
29 Nisan 2010



Tiyatroda durum komedisini pek sevmem. Çünkü kısıtlı sahne ortamının, durum komedisini zorlaştırdığına inanırım. Sinemanın, durum komedisine daha uygun olduğunu ve daha fazla olanak sunduğunu düşünüyorum.
Malum oğlum (Cankut Elmas) sınava hazırlanıyor. Bu nedenle pazar öğleden sonraları O’na ait. Nereye isterse oraya gidiyoruz. Bu hafta seçimi
Bahçe Bakım Kursu’nda bu hafta gübrelemeyi öğrendik. Bu ay tam da gübreleme ayı olduğu için çok iyi oldu.
Dün akşam Bilfen Bahçeşehir Kolejinin Astronomi Şenliği’ne gittim.
Forrest Carter
Bu hafta Bahçe Bakımı Kursu’nda fidan dikimi ve aşılamayı öğrendik.
Tek kişilik oyunları severim. Çünkü tiyatrodaki tüm unsurların çok iyi olmasını gerektirir. Dekor, müzik, oyun ve oyuncu. Bunlardan birisi bile iyi olmadı mı bütün oyun çöpe gider. Bu nedenle de tek kişilik oyunları cesur hatta meydan okuyucu bulurum. Her oyuncunun da altından kalkabileceği bir iş değildir.
Yazar : Turgut ÖZAKMAN

