May 27 2010
İster inanının, ister inanmayın, benim girişimcilik hikayem ceninken başlamış.
Efendim annem iki erkek çocuğu dünyaya getirmiş. Malum yıl 1952, henüz kadın hakları evle sınırlı. Kadıncağız iki erkek çocuk yetiştirmek ve evin bakımını üstlenmek sorunsalıyla başbaşa kalmış. Aradan 7 yıl geçince, herhalde iş yapmaktan ve yalnızlıktan bunalmış olacak ki, bir kız çocuğu dünyaya getirmek istemiş.
Eh babam da sağolsun bu fikri destekleyince 1959 yılının Mayıs ayında hamile kalmış. Henüz hamileliğinin ikinci ayında sarmış mı bir korku: Ya bu da erkek olursa…
Günlerce uykusu kaçmış. Üç erkek evde dururken, dördüncüye katlanamayacağına karar vermiş ve tutmuş ebenin yolunu. Korkusunu anlatmış ve çocuğu aldırmak istiyorum demiş. (Yani beni, bu bana yapılır mı ?)
Ebe muayene etmiş. Nerde o zaman ultrason, cinsiyet tesbiti, yok öyle şeyler. Ebe, ‘Bebek sağlıklı gözüküyor. Yazık günaha girersin. Sen bu gece bir düşün, isteğinde kararlıysan yarın gel, alayım’ demiş. Annem düşünceli, eve geri dönmüş.
Neyse efendim, o gece karışık ruh hali içinde yatağa girmiş. Rüyasında sarı saçlı bir kız çocuğu O’na gülümsemiş. Annem hopadanak yataktan fırlayıp; ‘Kamil, bu çocuk kız olacak. Git ebeye söyle aldırmaktan vaz geçtim’ demiş.
Ve ben de anneme rüyasında söz verdiğim gibi, 30 Ocak 1960 tarihinde, sabaha karşı saat 3:00 de, sarı saçlı bir kız çocuğu olarak dünyaya gelmişim.
Fatma ve Kamil Bar ailesinin, Hasan ve Arif Bar’dan sonraki 5. ferdi olan bana, anneannemin adını koymuşlar: Melek.
Nasıl ? Müthiş değil mi?
Melek BAR ELMAS
26 Mayıs 2010