Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

Yeter Artık !

Bu sabah iki kötü haberle güne başladık. Uzun bir müddet televizyonun karşısından ayrılamadım.

Bir yandan İsrail’in Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara adlı Türk gemisine askeri müdahalede bulunması, öte yandan İskenderun Deniz Komutanlığı’na teröristlerin saldırması.

Nedenler de, sonuçlar da üzücü, kaygı verici ve hatta ürkütücü. Zamanla neler olacak göreceğiz ve hepimiz kendi hayat anlayışımıza göre duruşumuzu belirleyeceğiz.

Bir anne olarak, kalbimden kopup gelen ses: Yeter Artık !

Anneler size sesleniyorum. Dünya görüşünüz ne olursa olsun. Çocuklarınızın ölüme gitmesine göz yummayın lütfen. Bunu sadece bizler yapabiliriz.

Yeter artık. Çocuklarımız ölmesin.

Savaşın olmadığı, çocukların ölmediği, barış dolu bir dünya istiyorum.

Melek BAR ELMAS

31 Mayıs 2010

No Comments | Tags:

SBS Soruları Nasıl Çıkacak ?

Malum Cankut ELMAS yani oğlum, bu yıl son SBS sınavına girecek. Üç yıldır devam eden maratonun bitmesine sadece bir hafta kaldı. Bir heyecan, bir heyecan sormayın gitsin. Cankut bile, sınav bir an önce olsun bitsin noktasına geldi.

Çocuk çok haklı !

Bizim zamanımızın terminolojisiyle ortaokul, bir çocuğun sosyalleştiği en önemli zaman dilimi. Ve maalesef  Cankut’ların kuşağı bu zamanda sınava hazırlandı. Hafta içi okul, hafta sonu dershane, değil sosyalleşmeye, dinlenmeye bile zamanları olmadı.

Doğal olarak, bunca emeğin sonucu onlar için çok önemli. İşin kötüsü, sonuç sadece onların elinde değil. Çocuğun hazırlığı, sınava girerken ki ruh hali kadar, sınav soruları da çok önemli.

Açıklanan onca ders ve konu ağırlığına rağmen, geçen yılın SBS soruları hiç de dengeli değildi. Özellikle de Türkçe’de, paragraf soruları büyük bir çoğunluğu oluşturuyordu.

Bakalım 2010 SBS soruları nasıl çıkacak? Umarım dengeli sorular sorarlar. Eğer dengeyi koruyamazlarsa, yine çan eğrisinin dışında sonuçlar elde edilir. Geçen yıl olduğu gibi.

Bu yıl belirleyici soruların Matematik’ten gelmesini bekliyorum. 5 Haziran 2010’da tahminim doğru mu, değil mi, belli olacak.

Cankut’a söylemiyorum ama, ben de sınavın bir an önce bitmesini ve normal hayata dönmemizi istiyorum. Üç yıl uzun bir zaman. Hepimiz sıkıldık.

Melek BAR ELMAS

30 Mayıs 2010

10 Comments | Tags: ,

TUHAF İKİLİ Oyununu Seyrettiniz mi ?

Bahçeşehir Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda Tuhaf İkili oyununu seyrettim. Bilet kuyruğundaki bayan, oyunun ikinci kez oynandığını ve güzel bir oyun olduğunu söyledi. Ben de ümitlendim.

Çünkü Nejat Uygur’un, Kocamustafapaşa’daki tiyatrosuna yıllar önce bir kez gitmiş, tarzlarımızın uyuşmadığına karar verip, bir daha gitmemiştim. Süheyl ve Behzat Uygur’u da televizyonda bir kaç kez izlemiş, babalarının yolundan gittiklerini düşünmüştüm.

Tuhaf İkili oyununu seyrettiğimde de düşüncem değişmedi: Çok gürültülü, aynı esprinin birden çok tekrarlandığı, bel altı esprilerin dozunun fazla olduğu oyunları sevmiyorum. Tuhaf İkili de aynen böyle bir oyundu.

Oyun boyunca seyirciler, çok eğlendi, çok güldü.

Oyunculuk ve oyunlarını ayrı tutarsak, benim için kıymetli olan; Süheyl Uygur ve Behzat Uygur’un,  bunca yıldır gürültüsüz patırtısız, dedikodudan uzak bir özel yaşam sürdürmeleri ve çalışkan olmaları.

Baba mesleklerini ve babalarından aldıkları bayrağı aynı inanç, azim ve ciddiyetle taşıyorlar. Bu yönleriyle iki kardeşi de çok takdir ediyorum. 

Ne mutlu Nejat Uygur’a…

Melek BAR ELMAS

28 Mayıs 2010

1 Comment | Tags: , , , ,

Girişimci Cenin

İster inanının, ister inanmayın, benim girişimcilik hikayem ceninken başlamış.

Efendim annem iki erkek çocuğu dünyaya getirmiş. Malum yıl 1952, henüz kadın hakları evle sınırlı. Kadıncağız iki erkek çocuk yetiştirmek ve evin bakımını üstlenmek sorunsalıyla başbaşa kalmış. Aradan 7 yıl geçince, herhalde iş yapmaktan ve yalnızlıktan bunalmış olacak ki, bir kız çocuğu dünyaya getirmek istemiş.

Eh babam da sağolsun bu fikri destekleyince 1959 yılının Mayıs ayında hamile kalmış. Henüz hamileliğinin ikinci ayında sarmış mı bir korku: Ya bu da erkek olursa…

Günlerce uykusu kaçmış. Üç erkek evde dururken, dördüncüye katlanamayacağına karar vermiş ve tutmuş ebenin yolunu. Korkusunu anlatmış ve çocuğu aldırmak istiyorum demiş. (Yani beni, bu bana yapılır mı ?)

Ebe muayene etmiş. Nerde o zaman ultrason, cinsiyet tesbiti, yok öyle şeyler. Ebe, ‘Bebek sağlıklı gözüküyor. Yazık günaha girersin. Sen bu gece bir düşün, isteğinde kararlıysan yarın gel, alayım’ demiş. Annem düşünceli, eve geri dönmüş.

Neyse efendim, o gece karışık ruh hali içinde yatağa girmiş. Rüyasında sarı saçlı bir kız çocuğu O’na gülümsemiş. Annem hopadanak yataktan fırlayıp; ‘Kamil, bu çocuk kız olacak. Git ebeye söyle aldırmaktan vaz geçtim’ demiş.

Ve ben de anneme rüyasında söz verdiğim gibi, 30 Ocak 1960 tarihinde, sabaha karşı saat 3:00 de, sarı saçlı bir kız çocuğu olarak dünyaya gelmişim.

Fatma ve Kamil Bar ailesinin, Hasan ve Arif Bar’dan sonraki 5. ferdi olan bana, anneannemin adını koymuşlar: Melek.

Nasıl ? Müthiş değil mi?

Melek BAR ELMAS

26 Mayıs 2010

2 Comments | Tags: , , , ,

Semaver ve Kumpanya

Bahçeşehir Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda bu kez Semaver ve Kumpanya isimli oyunu izledim. Maalesef tek başıma. Geçtiğimiz iki oyunda yaşadığımız hayal kırıklığı oğlumun hevesini kırdı. Bu nedenle gelmek istemedi.

İşin aslı oyun Semaver Kumpanya tiyatro gurubunun olunca, ben de biraz ayaklarımı sürüyerek gittim oyuna. Ve fakat sürpriz !

Oyun bu sezon seyrettiğim en güzel oyunlardan biriydi. Oyuncular bu kez oyunculuğunu daha iyi sergileme olanağı bulmuş. Özellikle ışık kullanımını çok beğendim.  Işıkçı kim diye broşürde arandım ama bulamadım. Herhalde yönetmen Işıl Kasapoğlu, ışık planlamasını yaptı.

Oyun Sait Faik Abasıyanık’ın öykülerinden derlenmiş. Geçişler rahatsız edici değil ve hoş. Geçişlerdeki performansıyla Tansu Biçer’i bu kez çok daha başarılı buldum. Yalnız Nadir Sarıbacak’la ilgili bir sorunum var benim. Nedense daha iyi bir performans bekliyorum. Bir türlü beklediğim oyunculuğu göremiyorum. Beklentim yüksek galiba.

Bu arada havaların ısınması hemen belli oldu. Bahçeşehir Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’na gitmeye başladığımdan beri ilk kez bu kadar boştu.

Tiyatro sevenlere sesleniyorum: Bedava tiyatro. Kaçırmayın.

Her Cuma akşam 20:00 da. Sağolsun Başakşehir Belediyesi görevlileri, salon boş olduğunda gelenleri içeri alıyor. 

Benden söylemesi…

Melek BAR ELMAS

21 Mayıs 2010

No Comments | Tags: , , , ,

Başucumda Müzik

Kürşat BAŞAR

T. İş Bankası Kültür Yayınları

Niçin Okuyasınız ?

Giderek hızlanan ve maddileşen günlük yaşamınıza biraz romantizm katmak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Kadın gözüyle, aşkın şaşırtıcı duygu bombardımanından etkileneceksiniz. Kendi anılarınız da gözünüzde canlanacak.  

Yakın tarihimizde (1950-1960)  yaşanmış ünlü bir aşk hikayesinden yola çıkılarak yazılan roman, döneme ilişkin hoş ipuçları da içeriyor.

Kitaba Dair…

Başucumda Müzik; eski dışişleri bakanımız Fatin Rüştü ZORLU ile Vesamet KUTLU arasında yaşanan evlilik dışı ilişkiden esinlenerek ve hatta çoğu kısmı kopyalanarak yazılmış bir roman.  Yine de kitabın özyaşam öyküsü ya da belgesel olma niteliği taşımadığını unutmamanız gerek. Kitabı okuduktan sonra, biraz araştırınca, gerçek öykünün biraz farklı olduğunu anladım.

Kitap uzun zamandır, “başucumda” duruyordu. Bayramda bedenim kadar, düşüncelerimi de dinlendirmek amacıyla kitabı okudum. Gerçekten de dinlendirici, döneme ilişkin merak uyandıran ve dedikodu tadı bırakan bir roman.

Duygu tanımlamaları çok hoş. Bir erkek yazardan bu kadar kadınsı tanımlamalar beklemiyordum, çok şaşırdım. Bununla birlikte zaman zaman çok abartılı geldi ve sıkıldım. Bu kadar duygusal olunabilir mi ?… Bilmiyorum.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“Bu kentin (Ankara) simgesinin Rasat Tepe’deki soğuk anıt mezar olması bana hep derin bir hüzün veriyor artık.

Keşke, yaşamdan sonra sonsuz bir hayat bekleyen eski firavunların geleneğini izlemek yerine, O’nun (Atatürk) burada, yepyeni bir ülkenin umutlarını taşıdığı günlerdeki alçakgönüllü, sıcak evini korusaydık, ölümü değil de hayatı bu kentin simgesi yapabilseydik. Ve keşke, bütün bu evlerden O’nun gibi pek çok insan çıkabileceğine inansaydık.”

“…., sadece korkaklar gizli saklı işler yapar, …”

Melek BAR ELMAS

16 Ocak 2006

No Comments | Tags: , , , ,

Yeni Üniversiteler Açılıyor

Yeni üniversitelerin açılacağı haberini girisimcilericin.com da okuduğumda bu yazıyı yazmaya karar verdim. Çünkü çok uzun yıllardır üniversitelerde konuşma yaparım. Ve her konuşmanın ardından konu gelir dolaşır, üniversitelerin eğitim kalitesine.

Gençlerimize meslek kazandıran üniversiteler ile mezunları çalıştıran işletmeler arasında bir türlü içerik konusunda uzlaşma sağlanamamıştır. İşletmeler, yeni mezunlara eğitim yatırımı yapmaktan, üniversiteler de kısıtlı bütçelerinden şikayet ederler.

Bunda içerik oluşturma çalışmaları sırasında, işletmelerin görüşünün yeterince bilinmemesi kadar, kaynak ve eğitim görevlisi sıkıntısı yaşayan üniversitelerin, bilim yuvası olmaktan giderek uzaklaşmalarının da etkisi olduğunu düşünüyorum.

Hatta bana göre artık üniversiteler uzmanlaşmalı ve uzmanı olduğu konularda bilimsel çalışmalara öncelikli ağırlık vermeli.

Bu durumda şu soruyu sormadan edemiyorum. Bizim daha çok sayıda üniversiteye mi, daha kaliteli eğitim veren üniversiteye mi ihtiyacımız var ?

Melek BAR ELMAS

24 Mayıs 2010

2 Comments | Tags:

Ali Bey Resort Side mi, SBS mi ?

İki gün önce bir mail geldi. 28-30 Mayıs 2010 tarihleri arasında Side’de ki Ali Bey Resort’un açılışına davet ediliyordum.

Fotağraflarını geçen hafta Sevim Güral’la yaptığımız toplantıda görmüş, çok beğenmiştim. Özellikle tavan detayı çok ilginç geldi. Ve kimin yaptığını sordum. Yabancı değilmiş Güral Yapı yapmış.

Alçıpanı her zaman sevmiyorum. Sadece işçiliği iyi ise ve ortamla uyum sağlıyorsa beğenirim. Resimlerden gördüğüm kadarıyla Ali Bey Resort’ta çok güzel bir uygulama yapılmış. Aslını görmek için can atıyordum.

Daveti görünce epey heyecanlandım. İşte fırsat diye !

Heyhat oğlumun 5 Haziran’da 8. sınıf SBS sınavı var. Ben gitmem dedi, başka bir şey demedi.  Efendim sınav öncesi giderse, suçluluk duyarmış. Bir türlü ikna edemedim. Nasıl beynini yıkıyorlar bu çocukların yahu.

SBS sınavı bitsin, bu yaz oğlanı kapıp gideceğim…

Melek BAR ELMAS

23 Mayıs 2010

No Comments | Tags: , ,

Difenbahya Zehirlimidir ?

Vallahi bu bilgiyi öğrendiğimde şok oldum. Benim sevgili Difenbahya’m (diffenbachia) hem çok zehirli hem de çok faydalıymış.

Yaklaşık 16 yıldır evde difenbahya var. Şu anda 3. kuşağı büyütüyorum. Her biri o kadar çok büyüdü ki yüksek tavanı olanlara hediye etmek zorunda kaldım. Ben de yenilerini büyüttüm. Yalnız bir hata yaptım, son bızdığın yerini bir kaç kez değiştirdim. Biraz nazenin oldu. Ben de tekrar onların en sevdiği yere, salonun baş köşesine yerleştirdim. Sanırım bu yaz toplar kendini.

Meğer benim Difenbahya, çok zehirliymiş. Zehri; yaprağın elle koparılması ve ovulması halinde hemen deriye geçermiş. Aynı zamanda sütlü öz sıvısı da gözler için çok tehlikeliymiş. Bitki ağızda çiğnendiği zaman dudaklarda ve dilde şişme, ağızda yanma ve tahriş yaparmış. Tükrük salgısı artarak yutkunma ve nefes alma zorluğu ortaya çıkarmış.

 Amma velakin, havayı en iyi temizleyen de oymuş.

Ben cahil cesaretiyle yıllarca baktım, başımıza hiç bir şey gelmedi. Havayı temizlemesinden ve görüntüsünden mutluyum.

Her güzelin bir kusuru vardır. Ben Difenbahya’mı seviyorum. Ondan vazgeçemem. İşte bu kadar.

Melek BAR ELMAS

20 Mayıs 2010

2 Comments | Tags: ,

Melek Bar Elmas Kimdir ?

Duydum ki Google’a ‘Melek BAR ELMAS kimdir’ diye soruyormuşsunuz.

Yahu niye Google’a soruyorsunuz da bana sormuyorsunuz. Çok kırıldım. Ben burnu havada birisi değilim ki doğrudan bana sorabilirdiniz. Bundan sonra olmasın lütfen.

Öncelikle ben içinizden birisiyim. Herhangi birisi. Ölümlü olduğunu bilen, buna rağmen didinip duran, kah gülen, kah ağlayan, çoklukla düşünen, eğlenmeyi seven, en çok da çalışan birisi.

Hatta imamın, kulağıma ezanla ismimi söyleyeceğine, yanlışlıkla ‘çalış ya kızım’ dediğine inanırım. Annem kesinlikle hata olmadığını söylüyor. Bence var. Yoksa bu kadar çalışma kölesi olur mu insan ?

Bakınız bu yazı. Şimdi kim yapar allah aşkına; otur Google istatistiklerine bak, en çok siteye geliş nedeninin bu soru olduğunu gör, bu konuda pek de yazı yazmadığını düşün. Üşenme akşam vakti, eşinin yemeğe gelmesini beklerken, bu yazıyı yaz.

BEEEN. Kim olacak başka. Çalışkan ben.

Melek BAR ELMAS

20 Mayıs 2010

6 Comments | Tags: