Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

Evin havası nasıl temizlenir ?

Bahçe ve Bitki Bakımı kursunda, bazı bitkilerin, mobilyaların ve boyaların yapımında kullanılan uçucu zehirli maddelerin (benzen, formoldehit, trikloretilen vb.) insan üzerindeki etkisini azalttığını öğrendim. İlginç değil mi ?

Bitkilerin, gündüz havadaki oksijen miktarını arttırdığını biliyordum. Zehiri temizlediğini bilmiyordum. Salonumuzda eğrelti otu ya da aşk merdiveni yetiştirirsek mobilyanın zararını oldukça azaltıyormuşuz. Evin havası temizleniyormuş. İyi mi ?

Eve döner dönmez ilk iş, bunlar da neymiş diye internetten araştırdım. Resimleri görünce bitkileri tanıdım. Aşk merdiveni zaten bir eğrelti otu cinsiymiş. Bizim evde bunlardan yok. İlk fırsatta dikeceğim. Çünkü boya ve yapışkan kokusu beni oldum olası çok etkiler. Hatta yeni boyanan yerlerde nefes bile alamam. Eve yeni bir mobilya geldiğinde, günlerce kapı pencere açık kalır.

Aşk merdiveni. Adı da güzel. Bunu öğrendiğim çok iyi oldu.

Melek BAR ELMAS

20 Mayıs 2010

2 Comments | Tags: ,

Çekici görünmek neyle başlar ?

İncir yaprağıyla başlayan giyinme macerası, insanoğlunu en çok uğraştıran konulardan birisi. Korunmak amaçlı başlayan macera, günümüzde çekici görünmek ve imaj yaratmaya kadar giden karmaşık bir yolculuk.

Bu yolculukta kendimi çoğu zaman kaybolmuş ve anlaşılmamış hissederim. Çünkü giyim konusunda kendi kurallarım var. Ve bu nedenle de fazlasıyla seçiciyim. Her şeyi giyemem.

Özellikle iç çamaşırı son 15 yıldır kabusum oldu. Çünkü bana göre çekici görüntü, doğru iç çamaşırlarıyla başlar. Tüm gün boyunca üzerimizde kalan ve diğer kıyafetlere baz teşkil eden iç çamaşırları bana göre dış görüntünün temelidir.

Gel gör ki iç çamaşırları, modadan en çok etkilenen alanlardan birisi. Özellikle de sütyen. İsterseniz gömlekle karşılaştırın. Hayatınızda kaç farklı model gömlek gördünüz ? Ama sütyen öyle mi ? Her alışverişte farklı bir model görüyorum ben.

Buraya nereden geldik diyeceksiniz. Yıllarca ürünlerini beğenerek giydiğim firma kapanınca beni aldı bir telaş. Kendime acilen üretici bulmam gerekiyordu. İnanamayacaksınız tam 15 yıldır bu arayışım sürüyor. Bir türlü doğru ürün ve firmayı bulamadım. Bu sıkıntımı geçenlerde Handan Özgür Ercengiz’e anlattım. Kendisi malum Magic Form’un ortaklarından, ‘bizim ürünlere baktın mı ?‘ dedi. Aramaktan o kadar bunalmıştım ki, ‘Bakmadım. Çünkü piyasadaki sütyen bedenleri bana uymuyor’ dedim. ‘O zaman fabrikaya gel bir bakalım.’ dedi.

Umutsuz bir ruh haliyle, bu sefer de elim boş döneceğim önyargısıyla, Magic Form’a gittim. Biraz havadan sudan konuştuktan sonra ölçümü aldılar. Heyhat ben haklıydım, beden ve kap ölçüsü bana uyan sütyen bedenleri yoktu. ‘Hiç üzülme biz sana yaparız’ dediler.

Ertesi gün,  ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın ödül törenine Handan Özgür Ercengiz, elinde bir torbayla geldi. Yaşasın, kendi bedenime uygun sütyene kavuşmuştum. O günden beri giyiyorum. İnanılmaz rahat ettim.

Sanırım benim gibilere bu konuda hizmet veriyorlar. Sizin de sütyen bedenleri konusunda sıkıntınız varsa bir görüşün derim. Malum yaz geliyor, iç çamaşırı daha da önemli olacak…

Melek BAR ELMAS

19 Mayıs 2010

10 Comments | Tags: ,

Gençlik Bayramı’m Kutlu Olsun

Gençlik denince genelde insanın aklına Üniversite yılları gelir değil mi ? Benimse aklıma Lise yıllarım gelir.

Çünkü Lise yıllarımda;

  • Ailemden ilk kez ayrıldım,
  • Nevresim nedir öğrendim,
  • Rekabetle tanıştım,
  • İlk erkek arkadaşım oldu,
  • Aile dışında bir gruba ait olmayı öğrendim,
  • Özgürlüğün, yetkiden çok sorumluluk olduğu, dank etti,
  • Kendi başının çaresine bakmanın, ne demek olduğunu öğrendim,
  • Yatılı okumanın, insana güç ve bilgi katmasına tanık oldum,
  • Koşullar ne olursa olsun, her zaman eğlenecek bir şeyler bulmanın mümkün olduğunu anladım,
  • Bir tavsiyenin, insanın tüm yaşamını değiştirebileceğini gördüm,
  • Parasız olmanın, yaratıcılığı kışkırtmasını izledim…

Liste uzar gider… 

Şimdi baktığımda kısacık, o zamanlar için çok uzun 3 yılın, benim hayatımı nasıl değiştirdiğini, dümenimi nasıl kırdığını, bugün bile her düşündüğümde hayret ederim.

Manisa Öğretmen Okulu, şimdilerde Manisa Anadolu Öğretmen Lisesi; benim gençliğimin tadını çıkardığım yer oldu.

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’m kutlu olsun…

Melek BAR ELMAS

18 Mayıs 2010

4 Comments | Tags:

Neden çim ekilir ?

Bu hafta Bahçe Bakımı Kursu’nun konusu Çim’di. ‘Neden çim ekilir ?’ sorusuna kendimi ikna edecek bir cevap bulamadığım için bu hafta dersi çok dikkatli dinledim. Çünkü bana göre çim boşu boşuna su harcamaktan başka bir şey değildi.

1987 yılında ilk Londra’ya gidişimde, bahçeler beni çok etkilemiş ve ‘yağmurlu memleket onun için bahçeleri güzel’ deyip konuyu geçiştirmiştim. Bu nedenle dersin başında hemen aklımı kurcalayan soruyu sordum : ‘Neden çim ekilir ?’

Cevaplar şöyleydi:

  1. Isıyı düşürür ve gün boyu ferahlık sağlar.
  2. Toprağın hızlı su kaybını önler.
  3. Toprak kaymasını önler.
  4. Toz ve çamuru önler.
  5. Bazı hayvanlar için besin kaynağıdır
  6. Bahçeye estetik bir görünüm sağlar. (Gerçekten de çiçekler, çim içinde daha canlı gözüküyor.)

Verilen cevaplar beni ikna etti. İkna olmasaydım, dersi aynı dikkatle izleyebilir miydim? Bilmiyorum.

Derse katılan diğer kişiler ‘Neden çim ekilir ?’ diye sorduğumda öyle bir yüzüme baktılar ki, susuzluk var diye açıklama yapmak zorunda kaldım. Neyse onlar da konunun bir başka boyutunu düşünmüş oldular.

Ben zannederdim ki çim tek tiptir. Hiç öyle değilmiş. Çimlerin özelliklerine göre, çimler de farklı farklı olurmuş. Çimler aşağıdaki özelliklerine göre gruplanıyormuş:

  • Renk
  • Kök yapısı
  • Kuraklığa dayanıklılığı
  • Sık biçime dayanıklılığı
  • Hastalıklara dayanıklılığı
  • Basılmaya dayanıklılığı
  • Yaprak kalınlığı

(Bahçenizin yapısına ve istediğiniz görüntüye uygun hangi özelliklerde çim seçeceğinizi öğrenmek istiyorsanız, tıklayın…)

İlginç değilmi ?

Melek Bar Elmas

6 Mayıs 2010

1 Comment | Tags: ,

Çim nasıl seçilir ?

Bahçe Bakımı Kursu’nda nasıl çim seçmemiz gerektiğini öğrendik. Tabii ki çimi seçmeden önce çim türlerini öğrenmemiz gerekiyor. En yaygın kullanılan çim türleri şunlar:

  • Agrostis ( Tavus otu)
  • Festuca (Yumak otu)
  • Poa (Salkım otu)
  • Lollium (İngiliz çimi)
  • Zoysia (Japon çimi)
  • Cynodon (Bermuda çimi)

Genellikle tek tip çim bahçeye ekilmiyor. Çimler, belli oranlarda karıştırılarak, paket halinde satılıyor. Yalnız bahçemizin durumuna, olanaklarımıza ya da göz zevkimize göre bu oranların değiştirilmesi gerekiyor. Örneğin;

  • Su sorunumuz var ve sık sulama yapamayacaksak; kuraklığa dayanıklı olan Zoysia (Japon çimi) ile Cynodon (Bermuda çimi) daha fazla olmalı.
  • Eğer gölge alanımız varsa oraya ekilecek çimde, gölgeye dayanıklı olan Festuca (Yumak otu) daha fazla olmalı.
  • Eğer ipeksi bir görünüş istiyorsak (basılmaya dayanıklı olmayan) Agrostis ( Tavus otu) ve Festuca’yı (Yumak otu) daha çok kullanmalıyız.

Çimlerin özelliklerini bir başka yazımda yazmıştım. İsterseniz önce o yazıyı okuyun. Çünkü çimler bu özellikleri göz önüne alınarak türlerine ayrılıyor.

Çim tohumunuzu seçerken dikkatli olun. Çünkü çim, hem pahalı hem de uzun ömürlü bir bitki. Çimin ömrü; yaklaşık 8 ile 10 yıl arasında.

Hangi çim tohumunu kullanayım sorusu sizin için hala net değilse, lütfen bir uzmana danışın. Hatalı seçim 10 yıl boyunca size sorun yaratır. Benden söylemesi… 

Melek Bar Elmas

6 Mayıs 2010

1 Comment | Tags: ,

Bugünü Yaşama Arzusu

Irvin YALOM

Kabalcı Yayınevi

Niçin Okuyasınız ?

Sevdiklerimizi kaybetmek ve kendimizin de öleceğini bilmek sıradan bir insanlık hali. Buna rağmen ölümle karşılaştığımızda pek çoğumuz ne yapacağını bilemez. Siz de böyle düşünüyorsanız, bu kitabı okumalısınız. Erdemli bir yaşamın ve olgunlukla karşılanan ölümün iş yaşamındaki izdüşümlerini hayretle ve soluk almadan okuyacaksınız.

Kitaba Dair…

Kitap öleceğini öğrenen bir psikiyatristin, daha önce tedavi edemediği seks bağımlısı bir hastasıyla yeniden görüşmesi ile başlıyor. Mesleğini seven her insan gibi kahramanımızın da son arzusu arkasında başarısız bir iş bırakmamak. Ünlü felsefeci Schopenhauer’ın yaşam öyküsüyle paralel kurgulanan kitap, hem felsefeciyi yakından tanımamızı hem de insan ilişkilerine sağduyulu yaklaşımı çok güzel anlatıyor. İnsan yaşamının en büyük bilinmezi olan ölüm karşısındaki duruş konusundaki yorumları unutmak olası değil.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“Her insan kusurunu, hatasını ve suçunu hoşgörüyle karşılamalı, karşımızda yalnızca kendi kusurlarımız, hatalarımız ve suçlarımız olduğunu akıldan çıkarmamalıyız. Çünkü bunlar yalnızca bizim de parçası olduğumuz insanlığın hatalarıdır ve bundan dolayı hepimizin içinde aynı kusurlar vardır. Sırf o sırada bizde görünmüyorlar diye bu suçlar yüzünden başkalarına kızmamalıyız.”

“Hayat bir parça nakış işlemesine benzetilebilir. Hayatın ilk yarısındaki herkes işlemenin ön tarafını görür, ikinci yarısında ise tersini. İkincisi o kadar güzel değildir, ama daha öğreticidir, çünkü iplerin birbirine nasıl bağlandığını görmemizi sağlar.”

Melek BAR ELMAS

12 Nisan 2005

No Comments | Tags: , , , ,

Nasıl Lider Yetiştirilir ?

Kagider’in yeni projesi; ‘Kagider Geleceğin Kadın Liderlerini Arıyor’ ilk duyduğumdan beri beni heyecanlandırıyor. Çünkü pek çok bilgili ve umut dolu kadının iş hayatının ilk yıllarında heba olup gittiğini gördüm. Projeyi yöneten Gülin Yücel beni jüriye davet ettiğinde, hiç duraksamadan kabul ettim ve de eteklerim uça uça görüşmelere gittim.

Projeye 423 genç kadın başvurdu. Başvuruların incelemesi sonucunda, 165 gencimizle telefonla görüşüldü. Bunların içerisinden 98’i yüzyüze görüşmeye çağrıldı. Yüz yüze görüşmeler 10-11-12 Mayıs 2010 tarihlerinde BİZ’de yapıldı. Görüşmeleri 3 kişilik, 2 grup yaptı. Benim bulunduğum grup (ki biz kendimize ‘Grup 50’ dedik) 43 kişiyle görüştü.

read more »

6 Comments | Tags: , , ,

Babamı Çok Özledim

Bugün babamın ölüm yıldönümü. 8 Mayıs 1994 saat 12’den beri O’nu görmedim.

Canım babam; Kamil Bar, seni çok özledim.

Melek BAR ELMAS

8 Mayıs 2010

No Comments | Tags:

2010 Yılının Kadın Girişimcileri Açıklandı

Garanti Bankası, Ekonomist Dergisi ve Kagider’in birlikte düzenlediği ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın ödül töreni bu akşam Four Seasons Bosphorus Otel’de yapıldı. Töreni izlerken hepimiz, adaylar kadar heyecanlıydık.

3 binin üzerinde adayın başvurduğu yarışma, bu yıl 4. kez yapıldı. Her yıl aday sayısının katlanarak artması umut verici. Adaylar heyecanla, bizlerde merakla ödülü kimlerin alacağını bekledik. Tanıtım filminde izlediğim kadarıyla bu yıl tüm yarışanlar iyiymiş. Kagider Başkanı Gülseren Onanç’ın dediği gibi, bu gece tüm kadınlar birinciydi.

Sosyal Girişimci Ödülü’nü Anikya İznik Çini ve Seramik San. Ve Ltd. Şirketi’nin sahibi Nejla Anıl aldı.  Kendisi eserleri kadar güzel ve çiniye gönül vermiş bir  girişimci kadın.

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi ödülleri ise her biri, birbirinden kıymetli kadın girişimciler arasında şöyle paylaşıldı:

3. lük ödülü: Bonyfood Techoplus A. Ş., Didem Güney Alsoy

2. lik ödülü: Persu Suni Deri San. Ve T,c. Ltd. Şti., Perihan Çöçelli

1. lik ödülü: Bigchefs, Gamze Cizreli

Bonyfood’u müşterisi olarak yakından tanıyorum. Ürünleri harika ve çok yaratıcı. Ödülü haketmiş bir girişim. Sahibinin kadın olduğunu bilmiyordum. Sahneye çağırılınca inanılmaz hoşuma gitti.

Persu’yu tanımıyorum. Yalnız Perihan Çöçelli’nin konulması çok etkileyiciydi. ‘Erkek işinde başarılı oldum. Kadınlar her işi yapabilir.’ Sözünü öyle yürekten söyledi ki…

Bigchefs’i ise arkadaşlarımdan duydum. Henüz gitme şansım olmadı. Giden herkes memnun kalmış. Gamze Cizreli, hem iyi hem de kötü gün görmüş bir insanın, kendini nasıl da güzel motive edebileceğinin sahnede canlı bir örneğiydi.

Benim gönlümde; hepsi birbirinden güzel, hepsi işine aşık, hepsi bizden, hepsi kadın girişimci, hepsi birinciydi. Yolları ve işleri açık olsun…

Melek BAR ELMAS

5 Mayıs 2010

1 Comment | Tags: , , , ,

Lursin Sokağı Cinayeti

Komedi bana sorarsanız en zor alanlardan biridir. Çünkü hem zamana, hem de kişisel beğeniye göbeğinden bağlıdır. Bu nedenle komedi alanında üretilmiş eserlerden çok azı, zamanını aşıp geleceğe taşınmıştır.

Ne güzel ki bizim zamanı aşmayı başarabilmiş bir Nasreddin Hoca’mız var. Bir de her zamana uygun türetilebilen Temel fıkralarımız.

Lursin Sokağı Cinayeti, 1857’de sergilenmiş ilk kez. Muhtemelen o zaman çok beğenilen oyunlardan birisiymiş. Sadece isimleri ve semtleri Türkçe’leştirerek günümüze uyarlanmaya çalışılınca olmamış.

Moda’da Lursin Sokağı’nın, ceketi fırçalayan yardımcının, günümüzde olmadığını bilince, baştan insanın dikkati dağılıyor. Bir kez dağılınca da ne yapsanız toplanmıyor. Oyunculuklar abartılı, konu derseniz, çoktan ömrünü doldurmuş.

Güzel olan ne vardı diye düşünüp durdum. Ve oyunun tek perde olması dışında birşey bulamadım. Yoksa hayatımda ilk kez bir oyunu yarım bırakacaktım.

Oyun biter bitmez oğlumla dışarı fırladık. Oyunun sıkıntısını Kahve Dünyası’nda çikolata fondü yiyerek dağıttık.

Ahhh çikolata; mutluluk iksiri…

Melek BAR ELMAS

30 Nisan 2010

No Comments | Tags: , , , ,