Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

Küçük Şeyler

Üstün Dökmen

Sistem Yayıncılık

Niçin Okuyasınız ?

Sizler de benim gibi, televizyon izlemeye zaman ayıramıyorsanız, bu kitabı okuyun derim. Üstün Dökmen’in televizyon programlarının özetini bulacaksınız.  

Kitap; kısa başlıklar halinde, temel iletişim kavramlarını veren yapısıyla rahat okunuyor. Okurken “neyi” anlıyorsunuz, “nasıl” konusunda ise çok yardımcı olmuyor.

Kitaba Dair…

Bu kitabı çocuklarımın okulundan hediye ettiler. Başucumda okunmayı bekleyen kitaplar arasında duruyordu. Ara vererek okumaya uygun bir yapıyla hazırlandığı için, okumasını yoğun zamanlarıma saklamıştım. Şirket taşıma çalışmaları, bana kitabı hatırlattı ve okumaya başladım.

İletişim ve psikoloji konusunda fazla okuduğum için kitaptaki bilgiler beni şaşırttı ya da yeni bir şeyler öğrendim diyemem.  Bununla birlikte kitabın günlük, esprili ve eleştirel bir dille yazılmış olması hem anlamayı hem de okumayı kolaylaştırıyor.  Bildik şeyler olsa da okumayı bırakmak istemiyorsunuz.

İletişim konusunda ilk kez kitap okuyacaklar için iyi bir başlangıç ve özet kitabı.

Kitapta verilen; isyerifobisi adresini, internette iki kez aramama rağmen bulamadım. Anladığı kadarıyla bu tür adres ve iletişim bilgilerini verirken daha dikkatli olmak gerekiyor.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“İnsanların dünyasında da neyin büyük, neyin küçük olduğu, neyin, ne zaman önemli veya önemsiz olduğu görecelidir.

…..

O halde insan, karşılaştığı küçük şeylerden hangisine, ne yönde önem vereceği konusunda iradesini kullanabilir. Eldeki ölçüt bence, “yarına kalmak” olmalıdır. Eğer bir olaya verdiğimiz değer, yarına kalma ihtimalimizi artıracaksa önemlidir, artırmayacaksa önemli değildir. Her şeyin göreceli olduğu bir dünyada kişinin kendini koruması esas olmalıdır.” (Sayfa: 20-21)

“Her ödül, her aferin, aynı zamanda bir eleştiri de içerir. “Bugün çok şıksın” mesajının altında, dünkü kıyafete ilişkin bir eleştiri de bulunmaktadır.” (Sayfa: 145)

Melek BAR ELMAS

11 Eylül 2006

No Comments | Tags: , , , ,

SBS ya da Sınav Kahvaltısı

Malum 5 Haziran 2010’da binlerce çocuk ki arasında oğlum (Kamil Cankut Elmas) da var, SBS sınavına girecek.

Daha sonra size 3 yıllık SBS maceramızın ayrıntılarını yazacağım. Şimdi zamanım yok. Çünkü Cankut’un emrine amadeyim. Daha önce kızım (Cansu Elmas) da bu yollardan geçtiği için bu konuda deneyimliyim.

Şu anda Cankut son testleri yapıyor. Biraz zaman buldum, SBS kahvaltısında yapılması gerekenleri hatırlatayım dedim. Umarım çocuğunuzun kahvaltı alışkanlığı vardır.

Öncelikle her zaman yaptığı kahvaltının aynısını hazırlayın. Ne kadar olağan davranırsanız, çocuğunuzun kaygısı o kadar azalacaktır. Yalnız minik değişiklikler yapın.

Kahvaltı öncesi:

Sınav öncesi ne yemeli diye kaygılanmayın. Biliyorsunuz beyin glikozla yani şekerle çalışır. Kakao’da mutluluk vermesiyle ünlüdür. Bu nedenle sınav öncesi yenmesi gerekenler: şeker ve kakao.

Bu nedenle benim tercihim, kahvaltı öncesine bir bardak kakaolu süt eklemektir. Çocuğunuz süt sevmiyorsa, alternatifler şunlar olabilir: Bir parça çikolata, nutella, şokella, meyve, meyve suyu, bol şekerli çay, kuru üzüm, pekmez.

Beynin öncelikle beslenmesi için bunları kahvaltıdan 20 dakika önce yedirin ya da içirin. Mesala güzel bir günaydın portakal suyu, iyi bir başlangıçtır. Ardından çocuğunuz beyni besleninceye kadar, giyinip hazırlansın.

Kahvaltı:

Dediğim gibi, çocuğunuz her zamanki kahvaltısını yapmalı. Yalnız sınav süresi uzun olduğu için tok tutucu bir şeyler kahvaltıda olmalı.

Benim tercihim haşlanmış yumurta. Eğer çocuğunuz yumurta sevmiyorsa, bol tahıllı ekmek, tahıllı müsli, diyet büskivi ya da haşlanmış patates kullanabilirsiniz.    

Aman dikkat, sucuk, sosis, salam, tavada yumurta gibi baharatı bol ve susatan yiyecekler kahvaltıda olmasın.

Örnek bir sabah planı :

Bizim 5 Haziran 2010 sabahı, zaman ve iş planımız şöyle;

           7:30 Kalkış:  Bir tatlı kaşığı pekmez eklenmiş portakal suyu ile güne merhaba.

7:30 – 7:50 Giyinme: Rahat ve terletmeyen kıyafetler. Sıkmayan ayakkabılar. Malum düğüne gitmiyorsunuz. Cankut eşofman, tişört ve spor pabuç giyecek.

7:50 – 8:20 Kahvaltı: Bir kase çikolatalı cornflakes (buğday-mısır gevreği) ve süt. (Cankut Nesquik seviyor ve her sabah bunu yiyor) Bir haşlanmış yumurta, bir parça peynir, domates, salatalık.

8:20 – 8:40 Toplanma: Bir gece önceden hazırlanmış çantada; kimlik, sınava giriş kartı, üç kurşun kalem, iki silgi, su, mendil ve çikolata oluyor. Ayrıca evden çıkmadan son bir kez tuvalete gidip, dişini fırçalıyor.

8:40 – 9:30 Sınava gireceği okula gidiş: Yol boyunca eğlenceli ve sevdiği şeylerden söz ederiz. Havamız daha çok tatile gidiyormuş gibi olur. Hepbirlikte birer tane çikolata yeriz.

9:30-10:00 : Sınav salonuna girinceye kadar bekleme: Sakinleştirici ve bunun şimdiye kadar girdiği sınavlardan farkı olmadığını hatırlatıcı sözler, rahatlatıcı konuşmalar. Bizim biricik, tatlı ve çok sevdiğimiz çocuğumuz olduğunu ve bunun hiç bir şekilde değişmeyeceğinin altının çizilmesi. Kocaman bir öpücük, sıkıca sarılma. Kendisini beklerken, dualarımızı ve pozitif enerjimizi yollayacağımızın söylenmesi. BOL ŞANS dileği.

10:00 : Veeee bir yıldır hazırlanılan sınava giriş

 Tüm SBS sınavına girecek çocuklara ve canım oğluma (Kamil Cankut Elmas) bol şans diliyor, kocaman öpüyorum.

Melek BAR ELMAS

3 Haziran 2010

17 Comments | Tags: ,

Bahçe ve Bitki Bakımı Kursu Herkese Gerek

Bugün Bahçe ve Bitki Bakımı Kursu’nun son günüydü. Aslında kurs geçen hafta bitecekti. Nedenini bilmiyorum, bir ders uzattılar. Herhalde sertifikaları yetiştiremediler. Uzatmalı günde herkes aklına takılan sorularını sordu.

Ve benim Perşembe sabahları koşa koşa gittiğim canım kursum bugün bitti.

Kursta öğrendiklerime dair yazacaklarım daha bitmedi. Bu nedenle yazmaya devam edeceğim. Siz de okumaya devam edin lütfen, çünkü çok yararlı şeyler öğrendik.

Bahçe ve Bitki Bakımı Kursu, bende bitkilere dair inanılmaz bir içgörü geliştirdi. Şimdiye kadar; yeşili sever, yapay çiçeklerden pek hoşlanmaz, gül ve sümbülden öte çiçek tanımam deyip ortalarda gezinir, beklediğim günlerde (yaş günü, anneler günü vb.) çiçek verilmezse somurtur, hatta abartıp kendime çiçek hediye eder, etrafında illaki bir canlı bitki olsun ister, haldeydim.

Bu kursta anladım ki ben hiç birşey bilmiyormuşum. Sulamanın yeterli olmadığını, onların da duyguları olduğunu, hastayken boyunlarını büküp, sağlıklıyken dimdik durduklarını, topraklarını tazelemek, zamanında gübrelemek, zamanında budamak gerektiğini, hepsinin hayatta varoluş nedeni olduğunu ve olan bitene hiç de duyarsız kalmadıklarını, öğrendim. Ve daha da öğrenecek çok şeyim olduğunu anladım.

Artık etrafımdaki ağaçlara, bitkilere, çiçeklere farklı bakıyorum. Ve anladım ki aslında bu kurs ilkokulda ders olarak okutulmalı. İşte o zaman çocukların, parklara bahçelere zarar vermesi mümkün olmaz. İşte o zaman yiyecekleri heba etmezler.

Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu’ya sesleniyorum. Lütfen ilkokul müfredatına bu basit ve çok önemli hayat dersini koyun. Çocuklarımız yeşili sevsin, korusun.

Sahiden bu işin peşinde koşmalı. Olmazsa okullarda aktivite olarak eklesinler. Bir yol bulunur mutlaka…

Melek BAR ELMAS

3 Haziran 2010

2 Comments | Tags:

Başakşehir Belediyesi’ne teşekkür ederim

Bahçeşehir Muhsin Ertuğrul TiyatrrosuDün akşam seyrettiğim Tuhaf İkili oyunu ile, Başakşehir Belediye’sinin Bahçeşehir Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda düzenlediği ücretsiz ( bedava ) tiyatro gösterileri sona erdi. Dün akşam içimde biraz da hüzün kapıdaki görevlilere sordum, ‘yeni sezon ne zaman başlayacak ?’. Ekim 2010’da yeni sezon başlayacakmış.

Bugün oturdum, seyrettiğim oyunları gözden geçirdim. Altı oyun seyretmişim. İnanamadım. Bu bir rekor. O kadar yoğun bir iş hayatının içinden geliyorum ki, hiç bir zaman bir sezonda bu kadar çok oyun seyretmemiştim. Nadas’ta olmanın yararları işte.

Oyunlarda salon genellikle doluydu. Bedava olduğu için, bilet alamayıp gelenlere de görevliler elinden geldiğince yardımcı oldu. Boş yerleri değerlendirdi. Böylece oyuncular boş koltuklara oynamamış oldu.

Öte yandan benim gibi tiyatroyu seven, ancak Bahçeşehir’in tiyatro merkezlerine uzaklığı ya da iş yoğunluğu gibi nedenlerle tiyatroya gidemeyenlere de büyük kolaylık oldu. Bedava olması tabii ki katılım sayısını artırdı.

Örneğin, Hanife (Memük, bizim evin gündüz annesi) Hanım ve torunları hayatlarında ilk kez tiyatroya gittiler. Biletleri ben aldım. Ücretsiz olduğu için, kendilerini borçlu hissetmeden, seve seve, biletini aldığım her oyuna gittiler. Ben de onları tiyatro ile tanıştırmanın sevincini yaşadım.

Bence seçilen oyunlar ve Cuma akşamı oynanması iyiydi.Yeni sezon için sadece iki önerim var:

  • Biletleri saat 8:30 da dağıtmaya başlasınlar. (İşi olanlar saat 10’a kadar bekleyemiyorlar)
  • Hafta içerisinde ücretli oyunların oynanmasına izin versinler. (Başka oyunları da izleme olanağımız olsun.)

Başakşehir Belediyesi’ne bu oyunları organize ve finanse ettiği, Bahçeşehir Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nu hayata geçirdiği için çok teşekkür ederim. Sayelerinde rekor kırdım.

Melek BAR ELMAS

29 Mayıs 2010

No Comments | Tags: , , ,