Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

Hangi Liseleri Gezdik ?

Daha önce Robert Koleji ve Kabataş Erkek Lisesi’ni gezmiştik. Tercih listemizi yaptıktan sonra, görmediğimiz okulları da görmek, kararımızı doğrulamak ve aklımıza takılan soruları sormak üzere Cankut’la geçen hafta 2 günümüzü okullara ayırdık.

Sabahtan gitmek istediğimiz okulları arayıp, gelip gelemeyeceğimizi öğrendikten sonra da okullara gittik.

Alman Lisesi ve Avusturya Lisesi’ni 19’unda; Üsküdar Amerikan Koleji ile Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’ni 21’inde gezdik.

Okul gezilerinden aklımda kalan özetler şunlar;

  • Özel okullar, tam puanın çokluğu nedeniyle epey bir havalılar. Çocuğun puanını öğrenmeden soruları yanıtlamıyorlar. Bu çok itici. İnsan çocuğunu yetiştirecek öğretmenlerin, bu kadar kompleksli, dolayısıyla hava basmaya meraklı olmasından kaygı duyuyor.
  • Çoğu okulda tadilat var. Okulları tam anlamıyla göremiyorsunuz.
  • Okullar gelen ziyaretçileri gezdirecek kişileri iyi seçmeli. İlgisiz kişiler, okulu sevdirmeyi bir kenara bırakın, olumsuz düşüncelere kapılmanıza neden oluyor.
  • Amerikan okulları diğer okullara göre güvenlik konusunda daha titiz.

Sonuçta, insan yetiştirmenin ne kadar çok iç görü, bilgi ve sevgi gerektirdiğini bir kez daha anladım.

Melek BAR ELMAS

26 Temmuz 2010

3 Comments | Tags: ,

ROBERT KOLEJİ

Sevinç Dershanesi’nden gelen davet mektubu üzerine Robert Koleji‘ne gitmeye karar verdik. Okulu daha önce hiç görmemiştim. Robert Koleji konusundaki düşüncelerim, üç Robert’liyle çalıştığımda oluştu. Bendeki izlenim, özgüveni aşırı yüksek, bu nedenle pek öğrenme ihtiyacı duymayan kişiler yetiştirdiği yönündeydi. Yani söyledikleri ile yapabildikleri arasında dağlar kadar fark vardı. Bu deneyimlerimden sonra Robert Koleji mezunlarıyla çalışmama kararı almıştım. Bu nedenle okula biraz da önyargıyla gittim.

Öncelikle çok iyi hazırlanmışlardı. Bizi kapıda karşılayan öğrenciler, hemen grup numaramızı yazan etiketleri yakamıza yapıştırdı. Minibüslerle toplantının yapılacağı binaya götürüldük.

Bina girişinde çay, kahve ve kurabiye ikramının ardından toplantı başladı. Tüm yöneticiler sahneye hazırlanmış masalara oturmuştu. Okul müdürünün kısa tanıtım konuşmasının ardından, hazırlık okuyan bir öğrenci konuştu. Sonra da soru cevap kısmı başladı. Herkes  sorularını sordu.

Bu kısımda benim hoşuma giden şey, her alanın müdür yardımcısının ayrı olmasıydı. Yani fen, sosyal, aktivite vb. Her bir alan için bir müdür yardımcısı atanmıştı. Alışık olduğumuz gibi sınıf seviyesinde yönetim yapılmamıştı. Bana bu yönetim modeli daha anlamlı geldi. Her bir sorunun cevabı ilgili yönetici tarafından verildiği için, cevaplar tatminkardı.

Ayrıca öğrencilerin üniversite modelinde olduğu gibi uzmanlaşmak istediği alanda seçmeli ders alabilmesi ve seçmeli derslerin zenginliği de etkileyiciydi. Hal bu iken neden çalıştığım arkadaşların bilgisi yetersizdi anlayamadım. Belki de benim şansıma onlar denk geldi.

Toplantı bitiminde, her grup, iki görevli öğrenci tarafından okulda gezdirildi. Okul büyük. Olanakları geniş. Yok yok gibi. Manzara derseniz harika.

Ün de bedel de boşuna değilmiş. İlbek’in (Andican) etkisi ne kadar oldu bilemem ama Cankut okula aşık oldu ve hedefini Robert Koleji olarak belirledi.

Melek BAR ELMAS

Nisan 2010

5 Comments | Tags: ,

ÜSKÜDAR AMERİKAN (KOLEJİ) LİSESİ

19 Temmuz’daki okul gezilerinde canımız sıkılınca, gezmeye bir gün ara verdik. O gün hem dinlendik hem de moralimizi topladık. 21 Temmuz sabahı Asya yakasındaki okulları hedefleyip yola çıktık. Taksim civarında yoğun bir yağmur başladı. Altunizade’de kelimenin tam anlamıyla yağmura yakalandık.

Üsküdar Amerikan Lisesi’nin, ulaşımı kolay. Bağlarbaşı durağından yürüme mesafesinde. Okulu kolay bulduk. Kapıda güler yüzlü görevliler bizi karşıladı. Öğle tatili olduğu için biraz beklememizi rica ettiler. Öğle tatili bittiğinde bizi, müdür yardımcısının asistanı olduğunu söyleyen Deniz Hanım’a yolladılar. Kendisi de Üsküdar Amerikan mezunu olduğu için okulunu gözleri parlayarak anlattı. Okulun en önemli özelliğinin, dostluk ve dayanışma ortamı olduğunu, mezunların okulda çalışmaktan gurur duyduğunu vurguladı. Özellikle yurtdışında okuyacaklar için ciddi destek verdiklerinden, Türkiye’de okuyacaklar için dershaneye gitmenin kaçınılmaz olduğundan bahsetti.

Güzel bir okul turu da yaptık. Gezdiğimiz okullar içinde Robert Koleji’nden sonra bahçesini en çok beğendiğim okul oldu. Okul bakımlı ve özenli. Eğitimi ikna edici. Ayrılırken verdikleri broşür pek çok sorunun yanıtını içeriyor.

İlgimi en çok çeken de puan sorulmadan tüm bunların yapılması oldu. Puanlar konusunda henüz bir açıklık olmadığı için bir şey söyleyemeyen Deniz Hanım, ‘umarım aramıza katılırsın Cankut’cuğum’ dilekleriyle bizi kapıya kadar uğurladı.

Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’ne doğru yola çıktığımızda Cankut da ben de mutluyduk.

İşte budur ! Okulu sevdim, öğrenci olasım geldi.

Melek BAR ELMAS

21 Temmuz 2010

2 Comments | Tags: ,

AVUSTURYA LİSESİ

Alman Lisesi’nden çıktığımızda, buraya kadar gelmişken bir de Avusturya Lisesi’ne bakalım dedik. Belki hayal kırıklığımızı bu okulda gideririz ümidiyle, yokuş aşağı yürümeye başladık.

Bunca yıldır İstanbul’dayım, bu sokakları hiç görmemişim. Galata Kulesi’nin etrafında çok hoş lokanta ve kafeler var. Yollarda hediyelik eşya satan bir çok yer var. Bakına bakına yürüdük. Sıcaktan bu kadar bunalmamış olsaydık ve de okula yetişme telaşımız olmasaydı. Kesinlikle oturur, içimize tarihin kokusunu alır, İstanbul’un nimetlerinden yararlanırdık. Heyhat okullar 16:00’da genellikle kapanıyor !..

Avusturya Lisesi’ni biraz zor bulduk. Bana iki apartmandan bozulup, okul yapılmış gibi geldi. Okul labirent gibi, sekreteryaya ulaşıncaya kadar epey bir merdiven çıkıp, yan binaya geçip bir kat aşağıya inmek zorunda kaldık. Doğal olarak okulda bahçe ve sosyal tesis yok. Minicik boşluğa öğretmenler için otopark yapmışlar.

Epey bir bekledikten sonra psikolojik rehber olduğunu belirten bir bayanın yanına gittik. Klasik soru soruldu. Kaç puan aldınız. Cankut’un bir yanlışını bile fazla buldu. Bu yıl tam puandan alacağız galiba deyince, kendimi tutamadım. ‘Yurdunuz var mı ? Tüm tam puanların özel okula gideceğini mi düşünüyorsunuz ?’ diye başladım sormaya. Efendim çocuklar akrabalarının yanında kalacakmış. Bu yıl puanlar çok yükselecekmiş.

Bu kadar hava fazla deyip, soru sormaktan vazgeçtim. Özel okullara bir hal olmuş. Hepsi ciddi ciddi kendilerini bulunmaz hint kumaşı zannetmeye başlamış. Avusturya’da çocuk okutmayı düşünmediğime göre, zamanımı harcamayayım dedim.

Öğretmen tarafım, çocuklara okulunu sevdirme kaygısı bile taşımayan öğretmen duruşunu sevmedi. İnsan tarafım, vardır bir sorunu, normalde böyle değillerdir dedi. Bugün iki okulda da benzer bir davranışla karşılaşmamız, öğretmen tarafımı epey kaygılandırdı.

Yürüye yürüye Karaköy’e, oradan da Eminönü’ne gittik. Galata Köprüsü’nün altında, kahve molası verdik. Çocuklar tavla oynadı, biz de kahvelerimizi içip sinirimizi boğazın serin rüzgarına koyverdik.

İstanbul, öyle güzel ki ! Sinir, kaygı bırakmıyor….

Melek BAR ELMAS

19 Temmuz 2010

1 Comment | Tags: , , , , ,

ALMAN LİSESİ

Adını çok duymama rağmen Alman Lisesi’ne yolum düşmemişti. Duyumlarım genellikle olumluydu ve internet sitesi de insana hem güven hem de ümit veriyordu. 19 Temmuz 2010 sabahı önce okulu arayıp, gelip gelemeyeceğimizi öğrendikten sonra 4 kişi yola koyulduk.

Şişhane’de inip, ara sokaklardan okula ulaştık. Yolu biraz karışık olmasına rağmen ulaşımı kolay bir okul. Binaların arasına sıkışmış ve kullanım alanı epey dar. Güvenlikten geçip sekreterin ofisine ulaştığımızda sıcaktan epey bir bunalmıştık. Biraz soluklanıp, ‘okulu gezebilir miyiz ?’ diye sorduk. Yanıt olumsuzdu. Çünkü deprem güçlendirme çalışmaları nedeniyle inşaat vardı. İnşaat 2-3 yıl daha sürecek gibiydi. Bu nedenle yapılan prefabrik ek binaya bakabilirdik. Ardından sorduğumuz hiç bir soruya yanıt alamadık. Biraz da sinirli görünen bayana ‘siz hangi bölümde görevlisiniz ?’ diye sorunca, kütüphanede görevli olduğunu, sekreter izne çıktığı için geçici olarak buraya baktığını söyledi. Her halinden memnuniyetsizliği ve (gizlemeye çalışsa da) öfkesi belli oluyordu.

Bu arada okula belge almaya gelen bir öğrenciden bilgi aldık. Okulda ihtiyaç bursu vardı. Kendisi de burslu okuyordu. Burs almasında öğretmenleri çok yardımcı olmuştu. Okulun kendisine özgüven sağladığını söylüyordu.

Sorularımıza resmi yanıtlar alamayacağımızı anlayınca, binayı gezelim dedik. Prefabrik binada sınıflar 13-14 kişilik. Sıradan sınıflar. Başka bir şey göremeyeceğimizi anlayınca teşekkür edip çıktık.

Ziyaret benim için hayal kırıklığı oldu. Telefonda bu durumu anlatsalardı, boşuna gitmezdik. Alman Lisesi’ni daha ciddi bekliyordum. Bunun geçici bir sorun olabileceğini düşünüp, kendimi teselli ettim. Cankut bu tesellime pek kulak asmadı. Öncelik sıralamasında Alman Lisesi’ni, Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’nin arkasına koydu. Söyleyecek çok şey bulamadım doğrusu…

Melek BAR ELMAS

19 Temmuz 2010

13 Comments | Tags: ,

HÜSEYİN AVNİ SÖZEN ANADOLU LİSESİ

Hüseyin Avni Sözen Anadolu LisesiKarşı tarafı pek bilmediğim için Üsküdar Amerikan Koleji çıkışında taksiye bindik. Taksi bizi doğrudan Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’ne götürdü. Burada da boya ve bakım çalışmaları vardı. Karşımıza çıkan, kıyafetinden boya yaptığı anlaşılan ilk kişiye, okulu gezmeye geldiğimizi ve bir yetkiliyle görüşmek istediğimizi, söyledik. Güler yüzlü, yaşlıca beyefendi, ‘okul müdürü burada’ dedi ve bizi doğrudan müdürün odasına aldı.

Okul Müdürü Muhterem YILDIZ, ‘burası butik bir okul’ diyerek konuşmasına başladı. Cankut’un puanını öğrenince ‘SBS’den güzel puan almışsın, puanını yabana götürme’ dedi. Bizim karşıda oturduğumuzu öğrenince, ‘bu tarafa taşınmazsanız bu okula gelmeyin, çocuk bu yolu her gün gelip gidemez’ diye uyardı. ‘Büyük olasılıkla Kabataş’a yerleşir’ diyerek konuşmasını bitirdi.

Okulunu sevdiği ve yaptıklarıyla gurur duyduğu her halinden belli olan Muhterem YILDIZ, bahçesinin küçük oluşunu dert etmiyor. ‘Biz İstanbul’daki en büyük kapalı spor kompleksine sahibiz’ diyor. Tam bir eğitimci, çocuklar bahçede aylaklık yapacağına spor yapsın diye düşünüyor. Eskrimde Avrupa Şampiyonu olmalarını, tuvaletlerinin temizliğini ve her zaman tuvalet kağıdı bulundurduklarını gözleri ışıldayarak anlatıyor.

Okulu gezmek istediğimizi söyleyince, ‘buyrun gezin her taraf açık’ dedi. Gerçekten de bilgisayar labaratuarı hariç tüm kapılar açıktı. Doya doya, salına salına okulu gezdik.

Okul gibi okulları gezmek beni gururlandırıyor. Çıkışta ikimiz de etkilenmiştik. Cankut ‘Hüseyin Avni Sözen’i sevdim’ dedi. Kabataş Erkek Anadolu Lisesi’ne giremez ise, buraya gideceğini söyledi. Alman Lisesi’nin sıralamasını düşürmekte haklı olduğunu onayladı.

Melek BAR ELMAS

21 Temmuz 2010

5 Comments | Tags: ,

2010 SBS 1. Yerleştirme Sonuçları Açıklandı

SBS 2010 1. yerleştirme sonuçları beklenenden bir gün önce açıklandı.

Cankut, 488.669 puanla Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’ne 18. sıradan girdi.

Mert Sunaçoğlu, 493.245 puanla (Türkiye sıralaması 513) İstanbul Erkek’e 83. sıradan girdi. Sena Sarı 482.763 (Türkiye sıralaması 5.627), Beşiktaş Anadolu Lisesi’ne 1. sıradan girdi.

Bu bilgiler öngörüleri doğruluyor. Bu yıl Anadolu Liseleri’nin puanları 2-7 puan arası yükselmiş görünüyor.

Tavsiye edildiği üzere okula kaydımızı yaptıracağız. Gerisini zaman gösterecek.

Hepimize hayırlı uğurlu olsun.

Melek BAR ELMAS

25 Temmuz 2010

6 Comments | Tags: ,

Hangi Liseleri Seçtik ?

Malum SBS sonuçları açıklandı. Şimdi hepimizde lise seçme telaşı var. 20 Temmuz tercihlerin son günü. Bizim ikinci turumuz olduğu için deneyimliyiz. Bu nedenle 3 rehber öğretmenle yaptığımız 45 dakikalık görüşme sonrasında tercihlerimizi yaptık, stratejimizi belirledik. Şimdi takvime uygun bir biçimde stratejimizi izleyeceğiz.

Eğitim her zaman, her dönemde önemli. Bununla birlikte lise seçimi bana biraz daha önemli gelir. Çünkü lise; hem meslek seçiminin ön basamağıdır hem de çocuğun ergenlik dönemine denk gelir. Malum ergenlik, kişilik oluşumunun en önemli adımlarından birisi. Bu süreçte çocuğun bulunduğu ortam, gelişimini ve kişiliğini doğrudan etkiler. Bu nedenle de lise seçimine çok önem veririm.

Maalesef hem oğlum hem de kızım ortaokulu (yeni adıyla ilköğrenimini) tamamladığında meslekleri konusunda karar vermemiş oluyorlar. Bunun için de meslek lisesi seçemiyoruz. Oysa meslek eğilimi netleşmiş çocukların, meslek lisesine gidip ardından aynı alanda üniversiteyi okumaları çok daha iyi sonuç veriyor. Bunu kendi iş hayatımdan da gayet iyi biliyorum. Meslek lisesinin ardından ilgili üniversiteyi okumuş çocuklar, iş hayatında çok daha verimli ve başarılı oluyorlar.

Fen liseleri de son 10 yıldır, amacından saptığı için bizim listemizin dışındalar. Bilim insanı yetiştirme amacıyla kurulmuş fen liseleri, dershane gibi çocukları ÖSS’ye hazırlamaktan gayri bir iş yapmıyor. Çocuklar sürekli test çözüyor. Hayattan uzaklaşıyor.

Askeri liseler ya da polis kolejleri ise, benim çocuklarıma kişilik olarak uzak. Bizimkiler emir komuta zinciri içerisinde yapamazlar. Oysa hem askeri liselerin hem de polis kolejlerinin eğitimi çok başarılı. Bunu bu yılın ÖSS sonuçlarında da gördük.

Bu durumda geriye Anadolu Liseleri ile Özel Liseler kalıyor. Her iki çocuğum da ilk öğrenimlerini özel okulda tamamladığı için yabancı dil eğitimlerini zaten bitirmiş oluyorlar.

Kızım üniversiteyi yurt dışında okumayı istemediği için önceliği Anadolu Liseleri idi. Ve Kabataş Erkek Lisesi’nde okudu.

Oğlumun tercih sıralaması ise pek çok nedenle karma oldu. Öncelik sırasına göre oğlumun listesi şöyle;

  1. İstanbul Erkek Lisesi (Anadolu Lisesi)
  2. Robert Koleji (Özel Okul)
  3. Kabataş Erkek Lisesi (Anadolu Lisesi)
  4. Üsküdar Amerikan Koleji (Özel Okul)
  5. Alman Lisesi (Özel Okul)
  6. Hüseyin Avni Sözen (Anadolu Lisesi)
  7. Kadıköy Anadolu (Anadolu Lisesi)
  8. Cağaloğlu Anadolu Lisesi (Anadolu Lisesi)

Bu nedenle bizim tercih listemizde 5 okul var. 12 adet tercih hakkımızın tamamını kullanmadık.

Tüm çocuklarımıza ve oğluma seçimlerinin, hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Melek BAR ELMAS
17 Temmuz 2010

4 Comments | Tags: , , ,

Yaz Tatili Bitti, Şimdi SBS Takvimindeyiz.

Bu yıl Milli Eğitim Bakanlığı pek çok yenilik yaptı. Bu nedenle hepimizin kafası karışık. Ben işi biraz abartıp teyakkuza geçtim.

Bu nedenle yaz tatilimizi de erken yaptık. 10 Temmuz’da tatilimizi bitirip, evimizin ve takvimimizin başına geçtik. Derli toplu bir takvime ulaşamayanlarınız ve kendimiz için 2010 Ortaöğretim Kurumları ve Özel Okullar Tercih ve Kayıt Takvimini aşağıda yazdım:

Temmuz 2010

8          OYP VE 8. Sınıf SBS puanlarının açıklanması 
9-20     1. Yerleştirme İçin Tercihlerin Alınması (12 Tercih)
26        1. Yerleştirme Sonuç İlanı ve Kayıtların başlaması

 

Ağustos 2010

4          1. Yerleştirme son kayıt günü ve boş kontenjanların ilanı
5-11     2. Yerleştirme için tercihlerin alınması (6 Tercih)
9-13     Özel okullar için 1. ön kayıt dönemi
16        2. Yerleştirme sonuç ilanı ve özel okullar için kayıt ilanı
16-17    Özel okullar için kesin kayıt
16-20    2. Yerleştirme sonucunda, asil listedeki öğrenciler için kayıt dönemi
18-20    Özel okullar için 2. ön kayıt dönemi
20        Boş kontenjanların ve yedek öğrencilerden kayıt hakkı kazananların ilanı
23        Özel okullar için kayıt listelerinin ilanı ve kesin kayıt
23-26    Yedek olan öğrencilerden kayıt hakkı kazananların 1. kayıt dönemi
24-27    Özel okullar için 3. ön kayıt dönemi
26        Boş kontenjanların ve yedek öğrencilerden kayıt hakkı kazananların ilanı
27-31   Yedek olan öğrencilerden kayıt hakkı kazananların 2. kayıt dönemi
31        Özel okullar için kayıt listelerinin ilanı ve kesin kayıt

 

Eylül 2010

1          ‘den başlayarak özel okullar için son kayıt dönemi
1-3       Yedek olan öğrencilerden kayıt hakkı kazananların 3. kayıt dönemi

 

Gördüğünüz gibi bu yaz o okul senin, bu okul benim koşturup duracağız. Yani MEB yazımıza el koydu. Takvimden başımı kaldırdıkça size de bilgi vereceğim.

Melek BAR ELMAS
17 Temmuz 2010

7 Comments | Tags: , , ,

SIR

Nermin BEZMEN

Remzi Kitabevi

Niçin Okuyasınız ?

Aşağıdaki sorulardan en az birine “EVET” diyorsanız, bu kitabı okuyun.

  • Yeni yazılmış yerli Barbara Cartland romanlarının nasıl olduğunu merak ediyor musunuz?
  • Gençliğin erotizmini hatırlamak istiyor musunuz?
  • Henüz bir cinsel deneyim yaşamamış ve nasıl olacağını merak ediyor musunuz ?
  • 1900’lerin başlarında zenginliğin ve zengin bir ailenin tek çocuğu olmanın ne anlama geldiğini öğrenmek istiyor musunuz ?

Kitaba Dair…

Sır; okuduğum ilk Nermin Bezmen kitabı. Bu nedenle yazarı bütün olarak değerlendiremiyorum.

Kitaba başlarken öykünün ana fikri çok hoşuma gitmişti: Öldüğünüzde çocuklarınıza bırakacağınız bir anı defteri.

Kitabı okumaya, “Ben böyle bir defter yazsaydım, neler yazardım acaba ?” diye kendime sorarak başladım.  Ve hatta bu konuda felsefe yapıp, ihtiyaç oluştuğu anda bilgimi paylaştığım için, büyük olasılıkla deftere yazacak bir şey bulamayacağımı düşünüp, kendimle biraz da eğlendim. 

Kitabı okudukça, “insan çocuklarına ve torunlarına niçin sadece cinsel yaşamını anlatmak ister ki ?” deyip sağlam bir neden aramaya başladım. Kitap nedensiz bitti. Çok bozuldum.

Ben de kendi nedenlerimi uydurdum;

Seçenek 1: Narsist, isterik ve teşhirci bir nine, son zamanlarında keyif alacak bir şey bulamayınca, çareyi eski anılarını paylaşmakta bulmuştur.

Seçenek 2 : Eş(ler)ini cinsellikle yöneten ve etkileyen bir nine, ölmeden önce ustalığının püf noktalarını, sonraki kuşaklara aktarmak istemiştir. (Mimarların “kilit taşı”, ev kadınlarının “venüs tepesi” gibi bir şey olamaz mı yani ?!…)

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“Hafıza, kendi başına kalabalık bir arkadaş grubu, yaşlı insan için. Yaşamayanların bile hala daha içinde canlı olarak yer aldığı bir arkadaş grubu.” (Sayfa:47)

 “Büyümek, aldığın kararların hayatına ne sorumluluklar getireceğini anlamaktan geçer.” (Sayfa: 89)

Melek BAR ELMAS

10 Ekim 2006

No Comments | Tags: , , , ,