Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

ÜNAL YARIMAĞAN KİMDİR ?

Ünal YarımağanGünlerdir ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan ve KPSS sınavları hakkındaki haberleri içim acıyarak izliyorum. Ünal Yarımağan hakkında kendi arkadaşlarım da dahil pek çok olumsuz eleştiri duyunca, bu yazıyı hatta yazı dizisini kaleme (klavyeme) almak boynumun borcu oldu.

Ünal Yarımağan’la, Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Mühendisliği’ne girdiğim yıl yani 1977’de tanıştım. O zaman kendisi Bölüm Başkanı Aydın Köksal’la birlikte bölümün temel direklerinden birisiydi. İlk tanıştığımız günü net olarak hatırlamıyorum. Çünkü kendisini o kadar çok sevdim ki sanki doğduğumdan bu yana tanıyormuşum gibi hissettim hep.

O gün bugündür de ne zaman zor teknik bir soruyla karşılaşsam, ne zaman Ankara’ya yolum düşse kendisiyle görüşmek isterim. Ve sanki öğrenci-öğretmen ilişkisinden çok, usta-çırak, dayı-yeğen gibi hissederim ilişkimizi.

Öncelikle insan gibi insan olduğunu ve insanları çok sevdiğini, kimseyi kırmak üzmek istemediğini, hele hele insanlar hakkında ileri geri konuşmaktan nefret ettiğini bilirim.

Bakın kendisine yumurta atanları, ağzından salya akıtarak öfke kusanları o nasıl yorumluyor ?

‘Ben herşeyin olabileceğini düşünüyorum, aksi ispat edilmedikçe. Ben soru kitaplarını okuduğumda gözlerimi yaşartan ifadeler de oldu. Bu çocukların içinde sınav sırasında kendi kendini motive edenler var. Mesela ‘ha gayret’ diye yazmış, ‘ah bir öğretmen olsam’ yazmış. Belli ki yanıp tutuşuyor. Böyle bir aday bu heyecanla yıl boyu çalıştıysa başarılı da olur.’ (Sabah Gazetesi Röportajı)

Bunu okuyanlar Ünal Yaramağan net konuşmuyor, hatta kopya çekenleri savunuyor diye düşünüyor.

Oysa ben insan seven, insanları mesnetsiz suçlamaktan korkan, biricik hocamı görüyorum.

Altında yüzlerce adamı varken, ‘inceleyin ve bana rapor edin’ diyecek konumdayken, ‘aman ha haksızlık olmasın’ diye gözlüklerini takıp, tek tek kitapçıkları inceleyen hocamı gözümde canlandırabiliyorum.

Ünal Yarımağan’a İADE-İ İTİBAR yapılana, yani hak ettiği SAYGI gösterilene kadar yazmaya devam edeceğim.

Melek BAR ELMAS

25 Ağustos 2010

75 Responses to “ÜNAL YARIMAĞAN KİMDİR ?”

  1. Kerem Erzurumlu Says:

    İçimdekileri dile getirdiğin için teşekkürler.

  2. Fuat Akal Says:

    Beni en çok üzen şeylerden biri, hakikaten öğrenci dostu olan bir eğitimcinin öğrencilerin boy hedefi yapılması.

  3. ibrahim Says:

    ünal hocamız hakkındaki bu güzel yazı için teşekkürler.

  4. melekbarelmas Says:

    Sevgili Ünal Hoca Öğrencileri,

    Öncelikle güzel görüşleriniz ve desteğiniz için teşekkür ederim.

    Lütfen siz de düşünce ve anılarınızı yazın. Hocamız bunu hak ediyor.

    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  5. hayrunnisa hatice karakuş Says:

    Ünal Yarımağan, lüzumsuz formalitelere önem vermeyen, insan gayretini değerlendirebilen bir hocadır. Melek arkadaşımı da bu yazısından dolayı tebrik ediyorum.

  6. Nebahat Horasan Demirsoy Says:

    Sevgili hocamı yıllardır görmüyorum ama şükür köşesine çekilmedi de medyadan takip edebiliyorum. Hakkında düşündüklerim sizinkilerle benzer, ek olarak çok zeki, çalışkan, dürüst, insancıl ve yazılımcı… Hepimiz biliriz ki programlar kul yapısıdır, hata olabilir, hiçbir programa şüphesiz yaklaşmayız. Ünal Bey de benzer yaklaşımda, hata var mı diye kendi testini yapıyor. Hakkında her kötü haber çıkışında, onu savunmak için arkadaşlarımla tartışıyorum ki normalde tartışmaktan hiç hoşlanmam. Ama günümüzün politikası dürüst insanları kirletmek, bastırmak ve uzaklaştırmak olduğu için durum bana da garip gelmemeye başladı. ÖSYM’ye olan güvenin yok edilmesi amaç olabilir.

  7. melekbarelmas Says:

    Merhaba Nebahat Hanım,

    Başında Ünal Yarımağan olduğu sürece ÖSYM’ye güvenim tamdır. Yıpratma konusunda benim de kaygılarım var…

    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  8. Aysem Says:

    Her zaman ve her koşulda sevgili Ünal Hocam’ın sonuna kadar yanındayım.
    Sevgi ve saygilarimla.
    Ayşem Andaç

  9. Ali Özkan Özeren Says:

    Bütün düzen değişimleri sancılı oluyor ne yazık ki. Ünal hocamın hatası yanlış olan düzeni değiştirmek istemesi. Ne gerek var di mi ? Niye düşünüyorsun ülkemin insanlarını, bırak olduğu gibi yürüsün işler, zaman geçir, koltuğunun ve mevkinin tadını çıkar… Ne yazık ki gündem odaklı yurdum insanı birşeyler yapmaya çalışan insanların ne yapmaya çalıştığına bakmadan hatalarını bulmaya çalışıyor :( Bu duruma düşürülmesini ve insanlarda kendisi hakkında olumsuz izlenimler yaratılmasını hazmedemiyorum….

  10. erdem Says:

    Tanışığı olan herkes böyle çok rahat konuşabilir. Ben tanımam. Ama röportajını sabah gazetesine vermesi de kimin yandaşı olduğunu belli eder. Ayrıca gözlüğünü takıp incelediğini kim görmüş? o kadar altında adam var. verilmiştir emir. böyle böyle bişi varsa bana getirin denmiştir.
    adamsa gösterecek çalınmış soruların nerden çalındığını. ve bu gayet açıktır. ya sorular verilmiştir yada cevaplar. kimse burda yok şu hocam yok bu hocam demesin. Bana da tanıdığım bir insanı getirin, haksızlık yapsın, onu tutarım tabiki.
    Bkz: akepe yandaşları. Cebinden parasını çalan adama daha çok çal diyorlar.

  11. melekbarelmas Says:

    Merhaba Erdem Bey,

    Zaten ben de bu şekilde düşündüğünüzü gördüğüm için yazmaya başladım…

    Kaldı ki Ünal Hoca polis değil. Soru çalındıysa onu bulmak savcının, polisin işi :)

    Bu tavırla kime hizmet ettiğinizi, bir düşünün derim.

    İyi akşamlar,
    Melek BAR ELMAS

  12. Kerem Erzurumlu Says:

    “Erdem” rumuzlu yorumcuya;
    Yorumunun başında belirttiğin gibi “Ünal Hoca’yı” hiç tanımıyorsun.
    1) Öncelikle, ilgili roportaj Sabah gazetesine değil Anadolu Ajansına verilmiş bir röportaj. Bu roportaj benim gördüğüm kadarı ile Hürriyet ve Milliyet’te de yayınlandı.
    2) Ünal Hoca, hiçbir zaman elini kirletmekten çekinmez! 2008-2009 yıllarında ikinci sınıflara verdiği derslere yardımcı oldum. Bu süre içerisinde “Hocam ÖSYM nedeni ile programınız yoğun, isterseniz sınavları ben okuyabilirim.” dediğimde “Ben okurum” dedi ve sınav gününden sonra en geç 1 hafta içerisinde de okudu. Eğer bir iddia incelenecekse, adım kadar eminimki Ünal Hoca, senin bahsettiğin “altındaki o kadar adam”a “Evrakları getirin bakalım” demiştir, ve hepsini tek tek incelemiştir.
    3) Herkesde bir saplantı halinde “Sınav soruları çalındı” deniliyor. Peki buna delil (şüphe değil) var mı? Birileri sınavdan bir gün önce (daha önce olduğu gibi) “yarınki sınavda bu sorular çıkacak!” demiş mi? İhbarda bulunmuş mu? Evet, ortada bir şüphe var (karı-kocanın tam yapması gibi, kaldıki bence bu da tam şüphe sayılmaz. Bir sene ALES sınavına eşim ile birlikte çalışıp girmiştik, matematik netlerimiz neredeyse aynıydı).
    4) Roportajı detaylı okumadığın çok belli. Ünal Hoca diyor ki; “Biz her zamanki önlemleri uyguladık. Sıanv sorularının basılması ve kutulaması sırasında nöbetler tutuldu/karartma uygulandı. Sınav evrakı herzamanki gibi kapalı ve mühürlü kutular ile taşındı. Hiçbir koruma kuryelerimiz (her ilde iki adet) -bize açılmış kutu geldi- demedi. Hiçbir salon başkanı -bize yırtık poşet geldi- demedi. Bize ulaşan evrak ile değerlendirme sonucu tutuyor. E sınava giren elemanı çağırıp bizim sorguya alma şansımız olmadığına göre gerisi savcılığın işi”. Ama malesef kuyruk acısı olan, bir röportajı doğru okumaktan yada okuduğunu anlamaktan aciz, öğretmen olmak için KPSS’ye umut bağlayan basiretsiz ve beceriksiz kişiler, 350 kişinin tam puan alması yüzünden “ÖSYM soruları çaldırdı” tantanasına çanak tutuyor. Bu kişilere “Her sene MEB’in yaptığı SBS sınavlarında tam puan alan öğrenciler var, o sorular da mı çalınmış” demek gerekiyor.

    Son olarak röportajın en sonunda yer alan kesimi tekrar etmek istiyrum;
    *) Son yaşananlardan sonra kendisine e-mail yoluyla “hakaretler ve beddualar” edildiğini belirten Yarımağan, sitemini dile getirerek, “Bu zihniyetteki kişilerden devlet memuru olsa, öğretmen olsa ne olur onu da bilemiyorum” diye konuştu.

    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=15622489

  13. Kerem Erzurumlu Says:

    Bir önceki yorumda ufak bir hata fark ettim; “350 kişinin tam puan alması” yerine “350 kişinin yanlızca bir testten tam puan alması” olacaktı.

  14. Sami TÜRKAY Says:

    melek bar elmas hanım öncelikle hasasiyetiniz için çok teşekkür ederim.
    Ünal hocam, Benimde hayatımda tanıma şansını yakaladığım,h.ü. bimde 10 yıl birlikte çalıştığım örnek aldığım en önemli insan. akademik ahlakı, doğruluğu, dürüslüğü, insan haklarına saygıyı, ülke sevgisini öğrendiğim ve yaşamıma geçmesini sağlayan saygı duyduğum ünal hocamı bu insanlar hak etmiyor üzülmeyin ünal hocam doğru olanı yapar. ünal yarımağan ADAM GİBİ ADAMDIR
    2005 de h.ü. bim den emekli oldum.

  15. melekbarelmas Says:

    Merhaba Kerem,

    Tam da benim yarama parmak bastın.

    SBS’de bu yıl 1.554 çocuk tam puan aldı. Hem de Türkçe, Matematik, Fen, Sosyol Bilgiler ve Yabancı Dil’in tamamını doğru yaparak. Kimse ne oluyor demedi ? Üstüne üstlük 2 kez öğrencilerin sıralamaları değişti. Sınavı yapan Milli Eğitim Bakanlığı…

    Biz çıkarlarımızı bir kenara bırakıp, yiğidin hakkını yiğide vermeden, daha çok değerimizi kaybederiz…

    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  16. Kerem Erzurumlu Says:

    Ünal Hoca’nın öğrencileri olarak onun için bir web sayfası açsak mı ki? Herkesin “Ünal Hoca’nın adam gibi adam olduğunu” örnekleri ile görebilecekleri, bizlerin yorum/anılarını yazabileceği, internetten haberlere vb linklerin izlenebileceği…

  17. erdem Says:

    “sorular servis edilmemiş, çünkü soru kitapçığı üzerinde çalışılmıştır” diyor.
    bunu neden diyor peki?
    nasıl yüzde yüz emin olabiliyor bundan?
    veya neyi savunuyor?
    bunun çok basit bir açıklaması var;
    sorular bana bir gece önceden verilse ben de çözümü bulup kitapçığın üstüne de aynı şeyleri çözebilirim rahatlıkla. hatta anlaşıldığı üzere çözmüş olmam sadece yazarım ;)

    “Bu adayların ortak yanlarını araştırdık. Hiçbir ortak yanları yok.” Nasıl yok ? :D herşey apaçık ortada.

    “Aslında bana sorarsanız, sağlıklı bir testte bu anormal değil.”(bütün sorunların doğru çözülmesinden bahsediyor) Peki yanlış ve cevabı ortada kalmış soruları öseyemenin kendi cevabına göre “budur” dediği şeyi kabul etmek zorunda mı bu öğrenciler?

    kişisel olarak tanımam etmem. bu yazdığınız yazı olayı kişiselleştirdiği için geldim ve yazımı yazdım. kendi ağzından çıkan cümlelerle yazdım.
    bu tavrımla ünal yarımağanı yıpratmak için uğraşanlara hizmet ediyorum.

    bende sudoku çözüyorum ama herhangi bir sıkıntı attığım, birşeyleri unuttuğum falan yok xD

    iyi geceler.

  18. erdem Says:

    öğretmen adayları öğretmen olmak için nereye bel bağlayacak?:D
    o kadar öğretmen adayına hakaret ediyorsun, güya iyi bir şey yapıyorsun :D
    bu arada o lafları bana söylemek için o kadar yazdıysan benle hiç bir alakası yok zaten ben de öğretmenleri sevmem ;)

  19. melekbarelmas Says:

    Merhaba Kerem,

    Aslında neden olmasın. Aklıma şu alternatif de geliyor. http://www.girisimcilericin.com da Saygı Duruşu diye bir bölüm açtım ben. Değerli insanlarımıza sahip çıkmak için isterseniz oraya da yazabiliriz…

    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  20. melekbarelmas Says:

    Merhaba Erdem,

    Lütfen röportajı dikkatli okuyun. Ünal Hoca, ‘yetki ve bilgi sınırlarımız içinde bu teoriyi doğrulayacak bir şey bulamadık. Savcılık gelsin, konuyu araştırsın’ diyor.

    Daha ne desin. Ünal Yarımağan ÖSYM Başkanıdır, dedektif değil…

    İyi akşamlar,
    Melek BAR ELMAS

  21. melekbarelmas Says:

    Merhaba Erdem,

    Öğretmen Okulu mezunu biri olarak rica ediyorum: Lütfen böyle söyleme. Şu anda yazı yazabiliyorsan öğretmenine borçlusun. Daha ne olsun..

    Melek BAR EMAS

  22. ali Says:

    ünal hoca gibi birine yandaş yaftası yapıştırmak için gercekten gözün dönmesi gerek. işini düzgün yapmiyor demekte büyük bir haksızlık olacaktır.

    Kerem hocamin dedigine katılıyorum kesinlikle kendi incelemiştir kağıtları;
    Bir anektodla desteklemek gerekirse; sınavlarında 100 civari beklememe ragmen hep düsük gelmisti, bende arkasından okumuyor işte kafasına göre not veriyor diye hayıflanıyorum. bir gün artık tak dedi gidip kagidima baktım, baktıgımda şaşırdım ve utandım su-i zannımdan dolayı. bütün sorular en ince ayrıntısına kadar okunmus, not düsülmüs ve düzgün bir sekilde hesaplanmıştı. bir hafta icinde bu kadar ayrıntılı okumak, hem de o kadar işin içinde… (ayrica onceki kagitlarimdan birini daha görme firsatim olmustu o arada, o kagitta ayni sekildeydi)

    bu yıpratma hareketinin amacı nedir bilemedim. hocamıza haksızlık edildigi kanaatindeyim… umarım yüzünün akıyla cıkar…

  23. sinank Says:

    Bugün bilişim ile ilgili olarak bu ülkede ne varsa bakın altında Ünal hocanın imzasını göreceksiniz. Kıymetini bilmek lazım böyle insanlar kolay yetişmiyor. İnsanlar yorum yapmadan önce oturup bir iki dakika Ünal hocanın geçmişini okursa birşeyler söylemeden önce kimin hakkında konuştuğuna dikkat eder diye düşünüyorum. Ayrıca medya maymunlarının buna dikkat etmesi lazım.
    Sonuç olarak kopya meselesi ile ilgili olarak hocanın tavrı gayet açık istatisliklerle varsayımlarla yok efendim geçen yıl 30 yanlış yapmış bu sene nasıl full çeker gibi sallama yaklaşımlarla kopya çekildi diye bir sonuca varılamaz. Somut deliller olmadan insanlar suçlanamaz.
    Ünal hocaya terbiyesizlik yapmamak lazım, kıymetini bilelim lütfen…

  24. Tolga Ovatman Says:

    Ünal hocamın kopya konusunda söylediklerini ve yaptıklarını sonuna kadar doğru buluyorum.
    Kopya çekenlere sorular bir şekilde uçurulmuşsa hiç şaşırmam yaşadığım ülkenin yapısından ötürü.
    fakat size soruyorum Erdem bey ösym’nin eğer varsa bu kopya olayını nasıl kanıtlamalı size göre. kopya olayını kanıtlamak için kullanabileceğiniz üç delil var:
    - adamlar aynı soruları aynı şekilde yanlış mı yapmış?
    - adamlar herhangi bir şekilde kopya materyaliyle/çekerken yakalanmış mı?
    - adamların soru kitapçıklarıyla optik formlarında bir tutarsızlık var mı?

    şimdi bu üç konuda elinizde somut bir kanıt yoksa ve “şu adamlar aynı evde yaşıyor ve full yapmış kesin kopya” ya da “bunların geçen iki sınavı kötü, bunlar ful çekemez” gibi gerekçelerle sınavlarını iptal ederseniz dünya üzerindeki her mahkeme bu gerekçelerle iptal ettiğiniz sınav sahiplerini haklı bulur.

    eğer kopya söylendiği gibi srular birilerine servis edilerek çekildiyse bunu kanıtlamanın tek yolu çeken adamları alıp onlara olayı itiraf ettirmek ya da kaynaklarını bir şekilde ortaya çıkarmaktır. sınava girenleri sorguya almaya ösym’nin hakkı yok, yasal organların var ki zaten davalar da açılmış durumda.

    Erdem bey bence oturduğunuz yerden hiç tanımadığınız insanlara hiç anlamadığınız konularda çamur atarken biraz daha düşünün. Kimsiniz ne iş yaparsınız bilmiyorum ama Ünal hocanın yediği baskının onda birini yeseniz bırakın sabah gazetesine demeç vermek başbakanlığın kapısına kendinizi zincirlerdiniz “beni kurtarın” diye.

  25. Fatih Özkan Says:

    Dilinize sağlık. Kalbimizdekileri dile getirmişsiniz :)

  26. Alican K. Says:

    erdem bey siz soruların çalınmadığının ispatlanmasını istiyorsunuz. böyle bir hukuk nerde görülmüş. kitapçıklarda çözüm olması çalınmadığını göstermez diyorsunuz. halbuki birisi hakkında suçlama yapabilmeniz için çalındığının ispatlanması gerekir, çalınmadığının ispatlanmaması size insanlara çamur atma yetkisi vermez. Bu derece gözünüz dönmüş sizin. çok yazık.

  27. Turgay Çelik Says:

    Ünal Hocamızın birilerinin yandaşı olduğunu iddia edenleri kınıyorum. Maalesef insanlar kendi başarısızlıklarını, beceriksizliklerini örtmek için başkalarına iftira atmayı, hatta hocamıza yumurta atanlar gibi fiziksel saldırıda bulunmayı hak olarak görüyorlar.
    Ünal Hocamızın bana göre en önemli özelliği insanları siyasi görüşlerine, dış görüşülerine, giyimlerine ve diğer kişisel özelliklerine göre değerlendirmeyen, tamamen objektif bir bilim insanı olmasıdır. Şu anda da ideolojik bir grubun saldırısına uğramasının temel sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.
    Öğrenciyken en çok dikkatimi çeken, aslında zor olan birçok temel dersi kendi yazdığı Türkçe kitapları kullanarak çok iyi anlatması, bu konumundaki bir hocanın Türkiye’de sınav kağıtlarını asistanlara okutması çok doğal karşılanacak olmasına rağmen 0-1′lerle dolu yüzlerce sınav kağıdını tek tek, dikkatle kendisinin okumasıydı. Aynı şekilde OSYM’nin sınavlarında sorunlu adayları geçmiş yıllardan beri kendisinin de tek tek incelediğini biliyorum.
    Asistan olduğumda farkettiğim, yeni bir asistan olsanız bile, birşey yaptıracağı zaman rica etmesi, vaktinizin olup olmadığını sormasıydı. Çok önemli görünmeyebilir ama, başka bölümlerden bazı hocaların 30 küsür yaşında çoluk çocuk sahibi asistanlarına paltolarını, çantalarını taşıttıklarını görünce Ünal Hocamızın ne kadar alçak gönüllü olduğunu anlıyorsunuz.
    Ünal Hocamız ilerleyen yaşına rağmen, normalde kendi yaşındaki çoğu hocanın yapacağı gibi evinde rahat rahat oturup haftada birkaç saat derse girip, yılın 3-4 ayını da tatil yaparak geçirmek yerine bu ülkede sınav sistemini nasıl daha iyi hale getiririm diye kafa patlatmaktadır. Geçen yıl yaptığı bir açıklamada “İyi mühendis olacak adayları nasıl daha iyi seçeriz, bunun üzerinde çalışıyoruz” demişti. Çok tepki çekse de üniversite giriş sınavında yaptığı değişiklikler incelendiğinde yaptıklarının ne kadar doğru olduğu anlaşılmaktadır.
    İnsanlar ÖSYM’nin aslında çok önemli bir kurum olduğunun farkında değiller. Şu anki sınav sistemi olmazsa zengin olmayan bir insanın Boğaziçi, ODTU, Hacettepe gibi üniversitelere girmesi mümkün olmazdı. Yurtdışında oluyor derseniz, Türkiye’de birilerinin bir yere girmesine sınavların değil, kişilerin, kurulların karar verdiği diğer durumları düşünmek yeterli olacaktır. OSYM’nin sisteminin yurtdışında “Gelişmemiş ülkelerde objektif aday seçimi” gibi bir başlık altında akademik ortamda incelendiğini biliyorum. Bu kurumun kurulmasında, sisteminin tasarlanmasında ve işletilmesinde ilk günden itibaren emeği olan Ünal Hocamızın tüm Türkiye kıymetini bilmeli ve hakkını vermelidir.
    Bilmeyenler, karalamadan önce internetten araştırmayanlar için söylüyorum, Ünal Hocamız Türkiye’deki ilk iki Bilgisayar Mühendisliği bölümüden birisi olan Hacettepe Bilgisayar Mühendisliğinin kurucularındandır ve bu bölümde 30 yıldan fazla süre hocalık yapmış, bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar hocayla bu ülkeye kaba bir hesapla 2000′e yakın bilgisayar mühendisi yetiştirmiştir. Bu mühendisler şu anda Türkiye’de Savunma Sanayii, Bankacılık, Bilgi teknolojileri gibi sektorlerde genel müdürden yazılımcıya kadar tüm seviyelerde çalışmakta, yerli yazılım üretimine katkı sağlamaktadır. Yurtdışından almak yerine yerli üretim sayesinde her yıl ülkemize milyonlarca dolar kazandıran bu sektörlerin oluşmasında diğer hocalarımızla birlikte Ünal Hocamızın katkısı büyüktür.
    Rahatlıkla yurtdışında herhangi gelişmiş bir ülkede hayatını sürdürebilecekken ülkesine dönüp 1970′lerin başında beri bu ülkeye hizmet etmiş bir insanın karalanmasını, medyanın da buna çanak tutmasını açıkçası hazmedemiyorum.

  28. Yavuz Selim YILMAZ Says:

    Bence kurum olarak Hacettepe’nin veya bölümümüzün Ünal Hoca’ya destek vermesi gerekiyor, bunca yıl emek verdiği bu kurumların bu zor gününde Ünal Hoca’nın yanında olması gerekiyor, resim kanalların da aktif olması gerekiyor.

  29. İlhan Kuzgun Says:

    Ünal Hocanın iyi niyeti, özverili çalışması ve dürüstlüğünden şüphe duymuyorum. Ancak hocamın çok ciddi bir iletişim/halkla ilişkiler hatası içerisinde olduğunu görüyorum.

    Ünal Hocanın, siyasete ilgisi yoksa, (ki zannetmiyorum) sürekli mikrofonlara açıklama yapmaktansa, yazılı açıklama yapması, ya da açıklamayı YÖK başkanına yaptırması, kendisinin hedef haline gelmesini engellerdi. Ancak olan oldu bu saatten sonra, sonuç ne çıkarsa çıksın, başarı-başarısızlık Ünal hocanın üstüne kaldı.

    Hocanın, daha olaylar netleşmeden konuyu araştırmadan,
    “Kpss ile ilgili yapacağım bir açıklama yok”
    “Bir şey olduğunu zannetmiyorum”
    “Sorular 3-5 kişiye gittiyse bilemem”
    şeklinde yaptığı açıklamalar son derece yanlış olmuştur. Bu açıklamalardan, geniş bir kitle; “Üstünü kapatmaya çalışıyorlar”, “O da işin içinde” gibi yanlış anlamlar çıkarmıştır.

    ÖSYM başkanının, elindeki veriler ile, soruların bir grup insana servis edildiğini ispatlaması mümkün değildir. Şüphelenilen kişilerin sorguya alınması, gerekiyorsa ilgili yerlerin basılması, evlerin aranması, istihbarat kurumlarından bilgi alınması gerekecektir. ÖSYM ancak bilgi havuzu – şüpheli listesi oluşturabilir. Elinden başka ne gelebilir ki?

    Şu aşamadan sonra Hocamın yapabileceği şeyler;
    - “Abbas güçlü” yönetiminde “Genç Bakış” ya da benzeri bir programa çıkarak, tüm soruları cevaplaması,
    - Konunun araştırılması için polis-savcılık ın harekete geçtiğini net bir şekilde açıklaması ya da açıklatması,
    - Bir an önce sorumluluğu, gerçekten sorumlu olan kurumların üzerine bırakması

    doğru olacaktır. Bunları yapmadan önce kendisine bir basın danışmanı tutması, yapacağı açıklamaları şimdiye kadar yaptığı gibi, “içten”, “içinden geldiği gibi”, “samimi-dostane” şekilde değil, gerçekçi ve kamuoyunu yatıştırıcı şekilde yapmalıdır.

    Zira karşısına aldığı kitle; “Çoğu devlet memuru olmaktan başka şansı olmayan, sisteme isyan etmeye hazır, genç ve yine çoğunun konu ile ilgili haberleri okumaktan başka yapacak başka bir işi yok”.

  30. Ali Özkan Özeren Says:

    Erdem arkadaşım bence olayları yanlış yorumluyor. Acaba yandaş olsa bu kadar yıpratılır mıydı ya da yandaş olmadığı için mi bu kadar yıpratılıyor.

  31. Mustafa Says:

    Her zaman ki gibi bir Türkiye klasiği. Suçun değil suçsuzluğun ispatlanması bekleniyor.

  32. Burak Buyuktombak Says:

    Ünal hocamın sonuna kadar arkasındayım. Onun gibi birisi az bulunur, gerçekten eşsiz biri. Hacettepe öğrencisi olarak yazılanları söylenenleri üzülerek takip ediyorum.

    Özellikle Habertürk’te Fatih Altaylı’nın araştırmadan yazdığı yazıyı dün okuyunca gözüm döndü, hemen e-mail attım ama malese ulaşmadı. Umarım gerçekler ortaya çıkınca utanır bir özür yazısı yazar…

  33. Ebru Özdoğru Kandırmaz Says:

    Yazılanları çizilenleri üzülerek hatta incinerek okuyorum. Bölüm arkadaşlarım, meslektaşlarım her şeyi söylemişler aslında. Kendime engel olamadım, bir-iki küçük ekleme yapmak istiyorum.

    Her tür olaya siyasi görüş karıştıran zihniyetleri şiddetle kınıyorum. Ünal Hoca, çok uzun sürelerdir Türkiye’ye bilim adamı, mühendis, öğretmen, bölüm başkanı gibi yetkinliklerle de hizmet vermiştir. Hepimiz biliyoruz ki makamı sadece son zamanlarda tescillenmiş değildir. Kendisinin kişilerin kafalarına kamera takıp 24 saat izleyebileceği gibi ütopik bir düşünceye sahip değiliz umuyorum. İspatlanıncaya kadar emin olamazsınız, kendisi de “biz bulamadık, bizi aşıyor” diyor.

    Her neyse,

    Kopya çekilmiştir, çekilmemiştir; talihsiz, zamansız ve hesapsız (bu tür konularda bir danışmanlık almadan) açıklama yapılmıştır, yapılmamıştır. Bunların hepsi olabilir, tartışılır, eleştirilir vs. vs..

    Fakat,

    Ülkemizin hocamız gibi beyinleri, insanları, bakış açılarını, değerleri, erdemleri koruması gerekir ki, hepimiz için, bir sonraki nesil için daha güzel bir sisteme dönüştürebilelim.

    Erdem Bey, keşke bizim gibi O’nu tanıma, kendisinin size öğretmenlik yapma şansına sahip olmuş olabilseydiniz, işte o zaman anlardınız.

    Daha fazla söze gerek yok zaten.

  34. E. Tevhide İmamoğlu Başpınar Says:

    Ünal Yarımağan kimdir?
    Tanımış olmaktan, öğrencisi olmaktan gurur duyduğum; ülkemizin sayılı ‘gerçek bilim adamı’ larından biridir. Tersinden okuyalım : Hem adam, hem bilimci hem de bunların hakikisindendir. Ve ne acıdır ki, bu özellikleri ile günümüz koşullarında gerçeküstü biridir. Hakkında söylenenleri, yazılanları -onu tanıyan herkes gibi- canım yanarak izlediğim kişidir.
    Saygılarımla sevgili hocam…

  35. Mustafa Tütüncü Says:

    Sevgili Melek, eline, klavyene sağlık. Hocamızın kim olduğunu tanıtmaya başladın. Ben de bir katkı yapayım. Sen 1977′de tanımışsın ben 1979′da tanıdım. Sonra bugüne kadar hep birlikte çalıştık. Halen de çalışıyoruz. Senin bahsettiğin o altında çalışanlardan birisi de benim. Yorumculardan birisi, “…Ayrıca gözlüğünü takıp incelediğini kim görmüş?..” diye yazmış. Dediği gibi hocayı gerçekten tanımıyor. Hoca KPSS haberlerinden sonra o kadar etkilendi ki. Hepimizi seferber etti. Teknik olarak yaptığımız her şeyi tekrar kontrol ettirdi. Ama, söz konusu adayların Kitapçıklarının ve Cevap Kağıtlarının asıllarını kimseye vermedi. Oturdu, gözlüklerini taktı, ve tek tek inceledi. Sonra o demecini verdi. Sabah gazetesine değil. Anadolu Ajansına verdi. Çünkü, bir gazeteye verseydi, hemen birilerinin yandaşı olarak yaftalanacaktı. Hocamızı çok üzdüler. Biz hocanın ve ekibinin elinden geleni yaptığını düşünüyoruz. Hocaya çok haksızlık ettiler, çünkü tanımıyorlar.

    Şimdilik bu kadar…

  36. melekbarelmas Says:

    Sevgili Mustafa,

    Ben Ünal Hoca’nın ne kadar titiz olduğunu bilirim. Görmesem de tahmin etmem kolay.

    Sen de zaten gözünle görmüşsün.

    Tahminimi doğruladığın için teşekkür ederim…

    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  37. Mustafa Tütüncü Says:

    Ünal Yarımağan Kimdir ?.
    Evet kimdir hocamız ?. Benim 4 yıllık hocam, 26 yıllık meslektaşım ve yöneticimdir. Akademik yönünü, asistanlığını yapanlar anlatıyor. İş yaşamında kimdir ?. ÖSYM’de hep adaylardan yana tavır alan, adaylara haksızlık olmaması için bizleri seferber eden biridir. Kritik toplantılarında hep adayları savunur, biz hep kaybederiz. Hiç unutmam, bir gün adayın birisi yüzde yüz haksız. İtiraz edip duruyor. Kitapçık türünü A yerine B işaretlemiş. Çok kötü puan almış. Bizi hata yapmakla suçluyor. Annesini, babasını yanına almış Ankara’ya ÖSYM’ye gelmiş. Annesi, çocuğum deneme sınavlarında hep yüksek yaptı diyor. Sizin sınavdan da sevinçli çıktı. Bu puanı alması mümkün değil. Hata yaptınız! Düzeltin deyip duruyor. İkna edemedik. Yetkimizi kullandık, Cevap Kağıdının ve Soru Kitapçığını fotokopyalarını getirttik. Soru Kitapçığı A, Cevap Kağıdında işaret B, çocuk, anne, baba şok oldu. Boyunlarını büktüler. Biz sistemi uygulayacağız ya olmaz dedik yolladık. Bir şekilde hocaya ulaşmışlar. Bizi çağırdı, adayı görünce durumu anladık. Ama bakalım bu sefer hoca ne diyecek, adayı nasıl savunacak dedik. Evrakları getirin dedi. Getirdik. Baktı, baktı. Gözlüğünü çıkardı. Adayı ve ebeveynlerini dışarı davet etti. Çocuğun, kendi kızın olduğunu düşün dedi. Bu olayı düzeltirsek bir suistimal olurmu dedi? Bizim salon başkanımız hatalı, durumu görüp adayı uyarmalıydı, adayın bir senesi gidecek dedi. Dedi, dedi, dedi. Tamam hocam dedik, biz boynumuzu büktük. 2 saat sonra aday ve annesi sevinçten ağladı. Babasının dili tutuldu konuşamadı. İşte hocamız budur. Hep adayları kollar, bizi üzer, yapılan işin mükemmel olması için bizi motive eder. Ne yazık, adaylar bu yönünü bilmiyor. Suçluyorlar. Çünkü onu tanımıyorlar.

  38. Mustafa Tütüncü Says:

    Dün akşam, yorgunum ama bir şey hep aklımda, sevgili Melek’in bloğuna birşeyler yazmam lazım. Bloğu daha önce duydum, gezindim de, ama hiç yorum yazmadım. Ne kadar ayıp bana. Bu suçluluk duygusu, stresli geçen günün akşamı. Geceyarısına 2 saat kala oturuyorum birşeyler yazıyorum. Türkçe konusunda Melek’te çok hassastır, ilkokul çocuklarının yapmayacağı sözdizin hatalarını yapmışım. Bu sabah farkediyorum. Hem bunu yazayım, hemde biraz CNN Türk’ten bahsedeyim diyorum. Blogda ikici yorumumu yazarken karşımda da TV, kanalları dolaşıyorum. O da ne, CNN Türk, geceyarısı, konu KPSS. Cüneyt Özdemir, moderatör. Çıkanlar eğitim uzmanımız, duayenimiz, bigisayar uzmanımız, güvenlik uzmanımız komple uzman Abbas Güçlü, yanında Eğitim Sen başkanı, pardon o değil, Türk Eğitim Sen başkanı şahıs. Şu anda adını hatırlamıyorum. İnternete girip adına bakmaya da üşeniyorum. Adam, Abbas gibi komple uzman, KPSS’nin kaosa gittiğini söylüyorlar, çözüm arıyorlar. Arada hocamıza laf atıyorlar, yok davet etmişler de, hoca kabul etmemiş, hoca sadece Anadolu Ajansına konuşurmuş, vs, vs. Sevgili hocam iyi ki kabul etmemiş diyorum. Eteklerindekini ortaya bir daha döküyorlar. Abbas anlatıyor, anlatıyor. Son teşhisi, ÖSYM’nin bilgisayarlarına girmişler puanları öyle yükseltmişler. Adam ayrıca bilgisayar uzmanı ya, Pentegonun bilgisayarları bile hackleniyor, kesin ÖSYM’de hacklendi diyor. Ne diyeyim, nasıl düzelteyim. Sayfalarca yazmam lazım. Ya Adam, hocamız söyledi ya. Okusana biraz. Düşünsene biraz. Araştırsana biraz. Cevap kağıtlarını ÖSYM’ye gelir gelmez, bağımsız gözetmenlerle açtık dedi. Hemen yüksek hızlı görüntü tarayıcılarıyla görüntülerini kaydettik dedi. Sonra okunması için ilgili bölüme verdik dedi. Orada Optik Okuyucularda iki defa okundu dedi. Her aşamada kayıt oluşuyor. Sonra bu ham veriler, değerlendirilmesi için başka bölüme gitti dedi. Burada değerlendirilip son puanlar oluştu dedi. Bir adayın cevap kağıdıyla ilgili enaz 5 farklı kayıt oluştu. Sonra şüpheli olan adayların tümü için geriye gidilip bu bilgilerin tümüne bakıldı dedi. Tek emin olduüum, içeride bu işin doğru yapıldığı dedi. Sen şimdi çıkmışsın TV’ye, yeni bir sansasyon için işkembenden sallıyorsun. Diğer adam, eğitim duayenimiz. Çözüm çok basit onun için. Sınav iptal. 15 günde yeniden yapılır. 1 ay içinde atamalar dahil sorun çözülür. Ya adam, sınav organizasyon işini hiç mi araştırmadın. Şimdi buraya yazacağım, en az beş paragraf tutacak. Fazgeçtim. Sevgili hocam, iyiki çıkmadın programa. İnşallah izlememişsindir de. Bu basın niye böyle ya…
    Sevgili Melek, belki yazdıklarımın, açtığın başlıkla ilgisi yok ama, kendimi tutamadım. Sabah sabah bunları yazdım işte. Onaylamayıp yayımlamasan bile biraz beni rahatlattı. Sevgilerimle.

  39. ÜNAL YARIMAĞAN: Bilim İnsanıdır | Melek BAR ELMAS Says:

    [...] ÜNAL YARIMAĞAN KİMDİR ? [...]

  40. melekbarelmas Says:

    Sevgili Mustafa,

    Uzmanlığa yapılan saygısızlık beni kahrediyor. Herkes uzman oldu…

    Lütfen yaz. Yaz ki hepimiz gerçekleri öğrenelim..
    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  41. Sevim Yaşin Says:

    ‎37 yıldır bu ülkeye Bilgisayar Mühendisi yetiştiren bu kadar özverili ve çalışkan bir bilim adamına söylenenleri kınıyorum. Hocamıza söylenenler sadece onu değil bütün bilgisayar mühendislerini üzmüştür.

  42. Sureyya Erdur Says:

    Mezun olduktan bir kaç yıl sonra ziyaret etmiştik Ünal hocamızı. Odasında sohbet ederken bize “çocuklar, piyasada sizler -bilgisayar mühendisleri- için burunlarından kıl aldırmıyorlar gibi söylentiler var, ben sizleri biliyorum, neler yapabileceğinizin farkındayım, size tavsiyem aynı şartlarda diğerlerinden farkınızı gösterin, keşke biraz daha sürem olsaydı, koşullar şöyle olsaydı vb harikalar yaratırdım demeyin, mevcut koşullarda neler yapabileceğinizi gösterin” demişti. Bunu hiç unutmadım. Koşullar ne olursa olsun, en iyinin peşinde oldum.
    Ve biliyorum ki, Ünal hocam da bizleri mühendisleştirirken aynı şeyi yaptı. Türkiyede aydın olmak giderek daha zorlaşırken, aydınlar yetiştirmek için emeğini hiç sakınmadı.
    Arkanda değil, yanındayız Ünal hocam.

  43. Barış Uz Says:

    Elini taşın altına sokup, gerekli sorumluluğu alıp değişiklik yapmaya üşenmeyen, hakikaten sorunlara çözüm getirmeye çalışanlar, sancıları da çekiyor maalesef. Değerli Ünal Hocamız’ın üzerine bu kadar gelinmesinin sebebi de budur bence. Boy hedefi haline getirilen bu değerli bilimadamına saygımız büyüktür. Bir de yumurtalı saldırıya falan uğramıştı. Yazıktır.

  44. Sinan Onur ALTINUÇ Says:

    Aşşağıdaki sayfada Fatih Altaylı talihsiz bir yorum yapmış.

    http://www.fatihaltayli.com.tr/content.cfm?content_id=6505

    Ben kendi çapımda kibarca bir yorum yazmaya çalıştım henüz yayınlanmadı. Sizler de tepkinizi dile getirirseniz insanlar birisini günah keçisi seçip öyle rastgele atıp tutamayacağını görmüş olurlar.

    Ünal Hoca için bir veda töreni hazırlamıştık Hacettepe Üniversitesinde. Çok güzel anılar anlatılmıştı acaba bir kaydını bulabilir miyiz bir araştırayım.

    Bu mesele canımı çok sıkmaya başladı. İnsanlar tanıdık olunca elbet desteklersin diyor ama açık konuşmak gerekirse şimdiye kadarki hocalarımın tamamı için bunu yapmam. Gerçekten bu denli destekleyebileceğim hoca sayısı azdır. Yani tanıdığımdan dolayı destekliyorum evet ama nasıl bir insan olduğunu bildiğim için…

  45. Savaş KAYA Says:

    Lütfen biraz gerçekçi olun iyi insan olmakla hata yapmak aynı şey değildir koltuk sevdası denen şeyi düşünmek istermisiniz?

  46. melekbarelmas Says:

    Merhaba Savaş Bey,

    Ünal Yarımağan zaten istifa edeceğini söyledi. Koltuk sevdası olduğunu sanmıyorum.
    Hata yaptıysa kendisi söyler zaten. Hatadan korkan birisi değildir…
    Melek BAR ELMAS

  47. Mustafa Tütüncü Says:

    Savaş Bey,

    Ünal Yarımağan 37 yıldır ÖSYM’ye hizmet etmektedir. Bu hizmetlerinin sadece son yıllarında başkanlık yapmış, diğer yıllarda asli görevlerini üniversitede akademisyen olarak yürütmüştür. İsteseydi çok önceleri istediği koltuğa otururdu. Yani koltuk sevdalısı değildir. Hata yapmaktan hiç korkmaz. Hataları genellikle kendi aldığı kararları uygulayan ekibi yapar, ancak kendisi kurum adına üstlenir ve cesurca hemen kamuoyuna duyurur. Şu anda üstüne gidilmesini ateşleyen olayları da bence hata bile olmayan düzeltmeleri sırf adaylar mağdur olmasın diye hemen açık yüreklilikle kamuoyuna duyurması tetiklemiştir.

  48. Cihan Öztürk Says:

    Ünal Hoca’mın ne kadar degerli bir kişi oldugunu ögrencileri olarak bizler çok iyi biliyor olabiliriz. Ancak duygusallıgı kenara bırakıp, birazcık o kişilerin bakış açısı ile olaya yaklaşırsak daha dogru algılayabiliriz diye düşünüyorum. Fırsat eşitliginin hiçbir alanda olmadıgı bu ülkedeki milyonlarca genç her sene ÖSS, LGS, KPSS gibi onlarca sınavda ter döküyor;
    sonuçta küçük bir kısmı başarılı oluyor, çogu hayal kırıklıgına ugruyor. Biryerlere gelebilmiş başarılı insanlar olarak bizler o duyguya uzak olabiliriz; ancak biraz empati kuralım, başarısız olan bu kişilerin psikolojik durumlarını, ve sisteme isyan etmelerini hepimizin dogal karşılayacagını düşünüyorum. Peki çogu genç, 17-25 yaşları arasında olan bu insanlar, çarpık egitim sistemimizin ve iş hayatının sorumluları olarak sizce fırsat eşitligini saglayamayan, işsizligi ve istihdam sorununu çözemeyen siyasal iktidarları mı görür; yoksa birebir muhattap oldukları, ekranlara çıkıp sizin sınavı yine kazanamadıgınızı açıklayan ÖSYM başkanını mı suçlar? Düz mantıkla bakın, EGO otobüsü bekliyorsunuz, yarım saat geç kalıyor, “neden geç kaldın?” diye soruyorsunuz şoföre, “abi az şoför var yetişemiyoruz” diyor. Bu ülkedeki kaç kişi şoförle tartışmak, bagırıp çagırmak kolaycılıgı dururken, gidip de gerçek sorumlulara, belediye yetkililerine başvurur?

    Ünal Hocam’ın diger şansızlıgı ise kendisinin bilime yakın, insancıl birisi olması, ancak siyasete uzak olması. Dolayısıyla, ülkemizin kısır siyasi çekişmelerle bu kadar boguldugu, toplumsal kutuplaşmanın bu kadar yogunlaştıgı bir dönemde, ÖSYM gibi önemli bir kurumun başkanı yönetici
    kimligi ile politik açıklamalar yapmak yerine, insani yaklaşımla içinden gelen açıklamaları yapıyor. Sonuç olarak da, gördügüm kadarıyla, gerek Hocamızı hükümetin adamı olarak gören birtakım bilgisiz çevreler (ki Ünal Hoca 2004 yılında kendisi gibi Galatasaray Lisesi mezunu olan Erdogan Teziç tarafından
    göreve atanmıştır, bu küçük ayrıntı bile kendisini yandaşlıkla suçlayanlara anlatılabilse, onları ikna edilebilir),
    gerekse bahsetmek istemedigim çeşitli gerekçelerle ÖSYM’yi yıpratmak isteyen başka bir kitle, Hocamızı çapraz ateşe tutmaktadır; ve geriye kendisine sahip çıkacak kimse kalmamaktadır.

    Bizler Ünal Hoca’nın ögrencileri olarak onu iyi tanıyor olabiliriz, ortada bir hata varsa bile bunu Ünal Hoca’nın kasıtlı olarak yapmadıgını, göz yummadıgını biliyor olabiliriz. Ancak aynı şeyi onu hiç tanımayan milyonlardan beklemek ütopik bir yaklaşım olur. Bence yapılabilecek en iyi eylem, ona olan destegimizi böyle kendi aramızda konuşmak yerine, geniş kitlelere anlatmak olacaktır. Ülkemizde kitlelere ulaşmanın en etkili yolu medya olduguna göre, Fatih Altaylı başta olmak üzere
    popüler gazetecileri organize bir biçimde eposta yagmuruna tutabiliriz. Hocamızın nasıl iyi birisi oldugunu, bedava erzak kuyrugu gibi ÖSYM’ye sınav başvuru kuyruklarının oldugu dönemlerden her türlü sınava internet üzerinden iki dakikada başvurabildigimiz devrimleri nasıl gerçekleştirdigini,
    ÖSYM’ye hem başkanken hem de daha öncesinde yaptıgı hizmetleri, kendisinin nasıl başarılı bir akademik geçmişinin oldugunu ve ögrencileri tarafından nasıl sevildigini, ÖSYM ile ilgili sorunların arkasında yasal düzenlemeler de dururken (bilgi amaçlı olarak veriyorum, konuyla ilgili bir haber şöyle: http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=88926)
    sadece başkanını öne çıkarmanın ne kadar yanlış bir yaklaşım oldugu gibi savlardan oluşan duygusallıktan uzak somut örnek agırlıklı ortak bir metin hazırlayabilirsek, bunu kimler olacagını karar verecegimiz bir gurup gazeteciye ulaştırıp, bir sonuç etmemiz mümkün olabilir.

    Ülke genelinde yayınlanan bir gazetenin küçük bir köşesinde bile “Ögrencileri ÖSYM Başkanına sahip çıktı” şeklinde bir haber, köşeyazısı yayınlatabilsek, bu sanırım Hocamıza olan vefa borcumuzu ödeyebilecegimiz en iyi yöntemdir..

  49. melekbarelmas Says:

    Merhaba Cihan Bey,

    Evet haklısınız. Ben de böyle bir metin konusunda çalışılması taraftarıyım. Nasıl yardımcı olabilirsiniz ?
    Bu metinlerin dağıtılmasında da yardımcı olabilirseniz çok sevinirim….

    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  50. Orhan Demir Says:

    Merhabalar,
    Ünal Hocamın düştüğü ya da düşürüldüğü duruma çok üzüldüm. Ünal hocamız cesareti,mütevaziliği ve yardımseverliği ile bizlere ışık tutmuş ve üzerimizde büyük emekleri olan ender kişilerdendir. Yetiştirdiği öğrencilerin onu örnek alması onun ışığını diğer nesillere de aktarmıştır ve aktaracaktır.
    ÖSYM’nin bir kurum olduğu ve milyonlarca insanın kaderinin bu kurumun yapacağı değerlendirmeye bağlı olduğunu düşününce bazı noktaların daha soğukkanlı ve kişilerden bağımsız olarak irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Örneğin, böyle bir kurumda çalışanların ücretleri nasıl bu kadar düşük olabilir? Neredeyse Türkiye’de yapılan tüm sınavların ağırlığı bu kurumun üzerindedir ve bildiğim kadar ile 400-500(Yardımcı Hizmetler Dahil) personeli ile yürütmeye çalışmaktadır. Bir insana kapasitesi üzerinde iş yükü vermek onu hata yapmaya zorlamaktır. Ayrıca düşük ücret politikası ile böylesine önemli bir kuruma nitelikli insanları kazandırmanız çok zordur. Konunun bu açıdan da değerlendirileceğini ve uygun bir çözümün bulunacağını umut ediyorum.

    Sevgiler

  51. melekbarelmas Says:

    Merhaba Orhan Bey,

    Kurumun ücret politikası tabii ki tartışılmalı. Ve fakat ben yine de arkadaşların ücretlerine bakmaksızın, çok çalıştığını biliyorum.

    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  52. Cihan Öztürk Says:

    Merhaba,
    Metnin hazırlanmasının daha büyük bir organizasyon ve sorumluluk gerektirdigini düşünüyorum. Dagıtılması çok problem olmayacaktır, zincirleme bir biçimde yayılır. En kolayından facebook mezun gurubumuzda bile 400 üye var, oradan dahi hızla yayılacaktır.
    Ancak dedigim gibi, metnin hazırlanabilmesi için hem fikirlere, hem de sorumluluk alacak kişilere ihtiyaç var.

  53. Başak Says:

    http://www.milliyet.com.tr/tam-puancilardan-ciziksiz-kitapcik/turkiye/sondakika/09.09.2010/1287024/default.htm

    işte sizin hocanız. hani tek tek incelemişti. görün artık gerçekleri. soru kitapçığına çizik atılmamış.

  54. melekbarelmas Says:

    Merhaba Başak,

    Haberin devamını okuduğunuz da umarım siz de gerçeğin öbür yüzünü görüyorsunuzdur.

    Halen hocamın arkasındayım. Kendisinin bu olayla hiç ilgisi olmadığına yürekten inanıyorum…

    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  55. selcuk Says:

    melek hanım siz at gözlüğü takıyorsunuz bence. ünal bey’in böyle birşey yapmayacağına kendinizi şartlamışsınız. sizi eleştirmek istemiyorum ancak burada yazan Mustafa Tütüncü size 2 çift sözüm var; 1800 lira maaş ile RAW4 e binip villada oturuyorsunuz. ben 2.000 maaş alıyorum kücük bir şehirde geçinemiyorum. şu işin sırrını verinde bizde lüks cip lere binelim villalarda oturalım.

  56. Mustafa Tütüncü Says:

    Selcuk Bey,
    Bu dönemde KPSS kullanılarak ÖSYM ve çalışanlarını yıpratmak için her yol denendi.
    Benim ve eşimin adı da geçerek yazılı ve görsel basında birçok kirli ve asılsız haber yapıldı biz gerekli hukuki süreci başlattık. Siz de sadece yazılana göre yorum yapmışsınız. Ben ÖSYM’de 26 yıldır çalışıyorum. Ek ödememle birlikte 2250TL alıyorum. Sınav görevlerinden de 6 maaşa yakın gelirim var. Eşim de çalışmaktadır. 1991 yılında toplu konuttan uzun vadeli ödeyip aldığım evi satıp halen oturduğum daireyi 1998 yılında aldım. Villa denilen ev 2001 yılında girdiğim bir kooperatif evidir. 9 yıldır yapımıyla uğraşıyorum. 2004 yılında önceki arababı satarak aldığım binek arabam var. Tüm mal varlığım budur. RAW4 (Doğrusu RAV4) eşimin kullandığı araç olup yurtdışında çalışan abisinin kendine sağladığı olanakla 2004 yılında alınmıştır. Üzerinde 40000 TL’lik haciz vardır. Başka bir mal varlığı yoktur. Yazılanlara yorum veya haber yapmadan önce keşke taraflara da teyit ettirseler.

  57. selcuk Says:

    Mustafa Bey.
    arama motoruna isminizi yazdığımda çıkan yüzlerce haberden ilk çıkanını veriyorum sizde inceleyin. ayrıca benim merak ettiğim özel bir soru var yanıtlarsanız sevinirim özel oldugu icin yanıtlamasanızda anlayışla karsilarim; kiziniz gercekten bilkentte ücretli mi öğrenim goruyor?
    http://haber.gazetevatan.com/Haber/328855/1/Gundem

    ayrıca melek hanım ilk yazdığım iletiyi yayınlayacağınızı hiç düşünmemiştim. bu konudaki tarafsızlığınızdan dolayı tesekkur ederim.

  58. melekbarelmas Says:

    Merhaba Selçuk Bey,
    Ben her zaman gerçeğin taraftarı oldum. Bu konuda güvenebilirsiniz. Yeter ki uslubumuz güzel olsun.
    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  59. selcuk Says:

    Ayrıca şunu eklemeden geçmek istemedim;
    Ben osym içerisinde organize bir gurup oldugunu düşünüyorum ve Ünal Yarımağan’ın bu gurubun içerisinde yer almadığını fakat gurupdan haberdar oldugunu düşünüyorum.
    Ünal hocanın basına yapmış oldugu açıklamalarda sözlerinden çok beden diline dikkat ederseniz mahçubiyet yada suçluluk duygusuna kapıldığını anlamanın zor olmadığını düşünüyorum.
    *350 sınav kağıdı üzerinde Ünal hocanın yaptığı incelemede hiçbir sorun çıkmazken, aynı kağıtlar üzerinde YÖK ve DDK nın yaptığı incelemede çok ciddi şüpheler oldugu ortaya çıktı.
    *Ünal Hoca şiddetle kopya olmadığını savunurken, resmi delillerin ortaya çıkmasıyla beraber. “sorular sızmış olabilir” açıklaması yapmıştır.
    * Ünal hocanın bazı yakın akrabalarının geçmişde girdikleri sınav kağıtları incelenmiş ve şüpheler bulunmuştur.
    * başta ÖSYM genel sekreteri olmak üzere çalışanların Kıbrıs ile bağlantılı oldukları ve bu ülkede mal varlıkları edindiği medyada yer almıştır.
    buna benzer bir çok başlık daha yazılabilir… Şimdi sizler yani Ünal Hocanın öğrencileri olarak değilde bizlerin gözü ile tarafsız biri gibi duruma baktığınızda acaba bizden nekadar farklı düşünebilirsiniz?
    Eğer Ünal hoca tertemiz ise Bu iddalar ilk ortaya atıldığında olaya el koyarak soruşturma başlatmayıp, soruşturmayı yök devreye girdikden sonra başlatmasını kendisi adına büyük talihsizlik olarak görüyorum.
    eğer cevap yazacaksanız lütfen Ünal hocanın ilk açıklamasının ve son 2-3 açıklamasının videolarını izledikden sonra cevap yazsınlar.
    Herkese İyi geceler dilerim.

  60. Mustafa Tütüncü Says:

    Selçuk Bey,

    Hayır, benim kızım bilkentte öğrenim görmüyor. ÖSS sınavında çok kötü sonuç aldı. Bankadan kredi alarak, teyzesinin de yardımıyla İstanbul’da okulunu bitirmeye çalışıyor ve bu olaylardan çok etkileniyor.

    ÖSYM’ce yapılan KPSS ile ilgili bir hırsızlık iddiası var, biz ilgilileri gelin bulun diye davet ettik, ancak bir takım basın bizlerin özelini olaya karıştırıp, bizleri de hırsızlarla ortak gösterme çabasına girdiler. Yani izi silinemeyecek bir çamur attılar. Resmi savcılık soruşturması sürdüğü için bizde kendimizi savunamıyoruz. Avukatımız aracılığı ile bu haberleri yapan basına verdiğimiz açıklamaları ya hiç yayımlamıyorlar yada işlerine gelen kısmını veriyorlar. Verdiğiniz bağlantıdaki haberde de bu durum söz konusu.

    Doğrular şu şekilde:
    1. Eşim emeklilik sürecinde yasal izinlerini kullanıyor, 2010 yılında hiç ÖSYM’ye gelmedi.
    2. Benim ve Eşimin sınav soruları hazırlanmasıyla hiç ilgisi yok. Bu kısıma girme yetkimiz bile yok. Her ÖSYM çalışanını soru hazırlayan kişi olarak sunarak olayla ilgilendirmeye çalışıyorlar.
    3. Eşimin dershane sahibi denmesi de olayın saptırılmasıdır. 2004 yılında arkadaşlarına uyarak bir şirketten çok düşük oranda hisse almıştır. Bu şirketin alt faaliyet alanlarından birisi de dershanecilik olup şirket dolandıcı çıktı. Eşim bu durumda hisselerinden kurtulmak istedi ancak adamlar ortada yok. Ama eşim ortada. Maliye dahil her kurum eşime ulaşabildiği için şirketle bağlantılı tek eşim kaldı. Avukatları şirketin kapatılması sürecini izliyorlar. Süreç çok yavaş gidiyor. Ancak şirket 2006 sonundan beri faal değil ve bu durum belgeli.
    4. Yine ÖSYM’yi ve bizleri yıpratmak için 2009 yılında adlarımızı Kafes ve Balyoz olaylarında gösterdiler. Oradaki iddia, bizleri ele geçirmek ve menfaat temini ile ilgili bir plandı. Bizleri ele geçiremedikleri yazılarından da anlaşılıyordu. Şimdi olayın ele geçiremedikleri kısmını atlayıp, Kafes’te bunların adı var deyip KPSS ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar.

    Yukarıda anlattığım olaylarla, bir takım basın gerçek olayın ortaya çıkmasını değil, olayı başka yönlere çekmeye çalışıyorlar. Resmi soruşturmaları açıkça etkileyip suç işliyorlar. Bakalım bunlara kim dur diyecek. Bizler de resmi soruşturmaların bitmesini ve olayın sonuçlanmasını istiyoruz.

  61. selcuk Says:

    Mustafa Bey,
    Yapmak zorunda olmadığınız halde bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim. Sizden dinlediklerim bu işin içinde olmadığınızı gösteriyor, samimi oldugunuzu düşünüyorum fakat OSYM içerisinde çürük elmalar olduguna sizinde itiraz edemeyeceğinizi tahmin ediyorum. Bu bilgi kirliliği içerisinde bugün aldığım bir haberde OSYM de görevli 3 personel gözaltına alındığıbilgisi vardı. Umarım sorumlular bir an önce ortaya çıkarılır.
    Herkese iyi akşamlar diliyorum.

  62. melekbarelmas Says:

    Merhaba Selçuk bey,
    Gerçekleri birinci elden öğrendiniz. Şimdi benim de sizden bir ricam var. Lütfen öğrendiklerinizi çevrenizle paylaşın.
    Paylaşın ki suçlu ile suçsuz ayrılabilsin. Gerçek suçlular bulunsun. Bu hepimizin vatandaşlık görevi.
    Gerçek suçluların bulunması yolunda vereceğiniz destek için şimdiden teşekkür ederim.
    İyi akşamlar,
    Melek BAR ELMAS

  63. salim Says:

    Arkadaşlar degerli insanlar cok zor yetişiyor malumunuz. Bence haksızlık yapılıyor hocamıza bu konuda kendisini sonuna kadar desdemliyorum.Umarım istifa itmez ben bunuda göğüsliyceginden eminim. Allah böyle iyi insanlraın yardımcısıdır her zaman kendisine başarılar diliyorum…

  64. hagy Says:

    milyonlarca insanın emeğiyle umuduyla oynanıyor insanlar herşeyin ne olduğunu çok iyi biliyor boşuna birilerini ikna etmek için uğraşmayın kurumun başındakiler sorumludur herşeyi inkar ediyorlardı fakat somut veriler ortaya çikmaya başlayınca söylemleri değişti üstünü örtemiyeceklerini anlayınca onlarda kabüllendiler sizde haksızlığa uğramış milyonları görürseniz daha iyi edersiniz saygılar

  65. melekbarelmas Says:

    Merhaba Hagy,
    Sizi anlıyorum. Sorun gerçek suçluyu bulmak. Biz de bunun için uğraşıyoruz.
    İyi günler..
    Melek BAR ELMAS

  66. selcuk Says:

    Merhaba Melek Hanım;
    Gerçeği 1. ağızdan duydunuz demişsiniz. ama sonucu görüyorsunuz. Ünal Hoca istifa etti, bir iki saat ardından 1. Ağız mustafa bey dahil 7 kişi açığa alındı. Ünal Hoca istifa etmeseydi sizde biliyorsunuzki açığa alınacaktı. Yusuf Ziya Özcan tarafından istifa etmesi istendi.
    Soruşturma bitmeden kimseyi suçlamayalım ama kimseyide korumayalım derim ben.

  67. melekbarelmas Says:

    Merhaba Selçuk Bey,
    Ünal Hoca zaten ben yazıları yazmaya başlamadan önce istifa edeceğini açıklamıştı. Kendisiyle bizzat görüştüm. Ve kararı kesindi.
    Bu nedenle bugün kü istifa şaşırtıcı değil benim için.
    Sizden ricam soruşturma bittikten sonra da ÖSYM’yi izlemeniz. O zaman gerçekten ne olup bittiğini anlayacaksınız.
    İyi akşamlar,
    Melek BAR ELMAS

  68. selcuk Says:

    tabiki şaşırtıcı olan ünal hocanın istifası değil.şahıs olarak hiç tanımam kendisini,hiç konuşmuşluğum yok.bunu görebilmek için onunla oturup bir çay içmişliği olması gerekmiyor insanın.şaşırtıcı olan -7 ösym çalışanın açığa alınmasından kısa bir süre önce gerçekleşmiş olması.demekki sizin onu sevdiğiniz gibi üstler tarafından da seviliyorki ona açığa alınma yerine istifa fırsatı sundular.sizde biliyorsunuz ki dün istifa etmese de kendisi açığa alınacaktı.kişisel olarak iyi bir insan olabilir ve siz onu çok seviyor olabilirsiniz.ancak iyi bir insan olmak iyi bir başkan olmak için yeterli bir gerekçe olamıyor.onun iyi bir insan oluşu ancak siz ve sizin gibi onu tanıyanları ilgilendiren bir durumdur.ben ve benim gibileri ise doğru ve iyi bir başkan olması ilgilendiriyor.iyi başkan demek usulsüzlüğe,hırsızlığa fırsat vermeyen başkandır.böyle bir kurumun başındaki başkan doğru bir başkan olursa eğer değil bahsedilen şekillerde bu kopyacılar kasa kasa bilgisayarlarla girseler sınava kopyanın k’sini çekemezlerdi;hırsızlığın h’sini yapamazlardı.böyle bir başkanda ünal hoca gibi uğurlanmazdı tabi.ünal hocanın arkasından dürüst başkan sesleri yükseldi.benim dediğim doğru başkan tiplemesi giderken de arkasından etmedik hakaret bırakmazlardı.
    ösym de daha başka türlü iktidar dolapları döndüğünün siz kadar farkındayız.ama bu durum ne yazıkki ünal hocanın hatalarını ört bas etmiyor.doğru bir başkan bu durumu önceden fark edip önlemlerini alır ve bunlara fırsat vermez.
    bu ülkenin bir kaç yıl öncesine kadar yapılan anketlerde ülkenin en güvenilen kurumları arasında ilk sıralarda olan bu kurumun bu hale düşmesi çok acı.sırf bu yüzden binlerce insanın mağdur olması daha da acı.
    gerçi ateş düştüğü yeri yakıyor.ünal hoca binlerce mağdur haykırırken mutsuz insanların feryadı demişti.mağdurlar ise şuanda bu istifayı mutsuz ve haksız bir başkanın kaçışı olarak yorumluyor.
    melek hanım inanın ki o mağdurlar arasında en az ünal hoca kadar bir sürü iyi insanlar var.hatta doğru başkan potansiyeli olanlarda var.ama onların bu özellikleri gerçekleri değiştirmeye yetmiyor.ünal hocanın özelliklerinin gerçekleri değiştirmeye yetmediği gibi…

  69. melekbarelmas Says:

    Merhaba Selçuk Bey,
    Anladığım kadarıyla gençsiniz. Her şeyin yapılabileceğine inandığınız yaşların kıymetini bilin derim.
    İyi akşamlar,
    Melek BAR ELMAS

  70. selcuk Says:

    merhaba melek hanım,
    benim de anladığım kadarıyla sizde bazı mevkilerde tavizlerin gözyummaların olması gerektiğini bir şekilde deneyim etmiş yada deneyim edenlerden feyz almış bir durumdasınız.
    şimdi neden herşeye rağmen ünal hocanın iyi bir insan olduğunu vurguladığınızı daha iyi anladım ve yine bu sayede bu istifanın ne kadar isabetli bir karar olduğunu da…
    ilginize teşekkürler
    iyi akşamlar

  71. Cem SEZER Says:

    Merhaba Melek Hanım,
    Ben de eski HUBBM (şimdi adı değişmiş olsa da) mezunuyum. Bölümüzde asistanlık ve yüksek lisans çalışması yaptım. Geçen 8 sene süresinde Ünal hocadan çeşitli dersler aldık. Onunla çeşitli sohbetlerimiz olmuştur. Ünal hocayı biraz tanıyanlar onun hakkında yapılan söylentilere çok üzülüyor. Çünkü kendisi yıllarını bölümüze ve ÖSYM ye harcamıştır. ÖSYM yi döneminde kuranlar arasında emeği geçmiştir. Maalesef kendisini üzüp, yıpratıp istifa etmesini sağladılar. İstifasıyla Ünal Hoca her zaman başı dik ve saygın bir kişi olarak kalacaktır. Ünal Hoca gibi bilgili ve dürüst insanlar maalesef pek kalmadı ve kalanların da kıymetini bilmeyip harcıyoruz.

  72. melekbarelmas Says:

    Merhaba Cem Bey,
    Bu nedenle değerlerimize sahip çıkmalıyız diyorum.
    Sevgilerimle,
    Melek BAR ELMAS

  73. cumhur Says:

    MERHABALAR;

    Ben Sayın Mustafa TÜTÜNCÜYÜ tanırım. Kardeşi Zafer benim çok samimi arkadaşımdır. Dolayası ile aileyide yakından tanırım. Sayın Tütüncünün kardeşi yanlış hatırlamıyorsam üniversiteyi 3 ve ya 4. girişinde kazandı. Kızı çok düşük puan aldı. Herhalde ben illegal bir yetki kullanacak olsam ilk önce çocuğum ve kardeşim için kullanırdım.

  74. Kerem Erzurumlu Says:

    Hürriyet gazetesi yazarlarından Mehmet Yılmaz, Ünal hoca hakkında şöyle bir cümle kurmuş bir yazısında; “ÖSYM Başkanı bu nedenle istifa etti ve yerine en az onun kadar yetersiz birisi atandı”. (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19392123.asp)

    Açıkcası Ünal Hoca’nın intihalle suçlanan ve ortaya çıkan bir sürü rezilliğe rağmen istifa etmeyen bir hoca ile kıyaslanması kanıma dokundu ve kendisine aşağıdaki e-postayı gönderdim.

    Sayın Yılmaz,

    5 aralık tarihli yazınızda “ÖSYM Başkanı bu nedenle istifa etti ve yerine en az onun kadar yetersiz birisi atandı” cümlesini kullanmışsınız.

    Eski başkan olan Prof. Dr. Ünal Yarımağan, benim şahsen tanımak şerefine nail olduğum, Türkiye’nin ilk Bilgisayar Mühendisliği Prof’larından biridir. Akademisyenlik hayatı boyunca 1000′lerce bilgisayar mühendisi yetiştirmiş, hemen hemen tüm bilgisayar mühendisliği bölümlerinde ders kitabı olarak okutulan orjinal (başka dillerden tercüme değil, bizzat yazılmış) kitapları olan biridir.

    Böyle bir hocayı, mevcut ÖSYM başkanı olan hakkında intihal suçlaması bulunan, bir sürü sınavda problemler yaşanmasına rağmen (denklik sınavı, öss şifresi ilk aklıma gelenler) Prof. Dr. Ali Demir ile karşılaştırmanız ve dahası bu kişileri “aynı kefeye koymanız” doğru değildir.

    Evet, KPSS sınavında bir kopya olayı yaşanmıştır ve üstüne bastığınız gibi henüz daha bu olay savcılar/emniyet/MIT tarafından dahi çözümlenememiştir. Tüm bunlara rağmen Ünal Hoca kendine yakışanı yapmış ve “soruşturmanın önünü açmak için” istifa etmiştir.

    Prof. Dr. Ali Demir ise kendisi hakkında çıkan intihal suçlaması karşısında susmuştur, özgemişini internete koymasını isteyenlere cevap vermemiştir, başına geldiğinden beri neredeyse her ÖSYM sınavında bir problem yaşanmıştır buna rağmen “istifa” kelimesini ağzına almayı bırakın, yüzü bile kızarmamıştır.

    Bu bağlamda Ünal Hoca’ya bir özür borçlu olduğunuzu düşünüyorum. Ayrıca Ünal Hoca’nın yeterli mi yetersiz mi olduğunun değerlendirmesini sizin (yada benim) yapamayacağını belirtmek isterim.


    Kerem ERZURUMLU
    Öğretim Görevlisi Tel: +90 362 3121919
    Ondokuz Mayıs Üniversitesi GSM: +90 532 2539074
    Bilgisayar Mühendisliği http://bil.omu.edu.tr

  75. melekbarelmas Says:

    Kaleminize sağlık Kerem Hocam.

    Maalesef değerlerimizi hoyratça harcıyoruz :( Oysa çok zor yetişiyorlar…

Leave a Reply