Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

ÜNAL YARIMAĞAN KİMDİR ?

Ünal YarımağanGünlerdir ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan ve KPSS sınavları hakkındaki haberleri içim acıyarak izliyorum. Ünal Yarımağan hakkında kendi arkadaşlarım da dahil pek çok olumsuz eleştiri duyunca, bu yazıyı hatta yazı dizisini kaleme (klavyeme) almak boynumun borcu oldu.

Ünal Yarımağan’la, Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Mühendisliği’ne girdiğim yıl yani 1977’de tanıştım. O zaman kendisi Bölüm Başkanı Aydın Köksal’la birlikte bölümün temel direklerinden birisiydi. İlk tanıştığımız günü net olarak hatırlamıyorum. Çünkü kendisini o kadar çok sevdim ki sanki doğduğumdan bu yana tanıyormuşum gibi hissettim hep.

O gün bugündür de ne zaman zor teknik bir soruyla karşılaşsam, ne zaman Ankara’ya yolum düşse kendisiyle görüşmek isterim. Ve sanki öğrenci-öğretmen ilişkisinden çok, usta-çırak, dayı-yeğen gibi hissederim ilişkimizi.

Öncelikle insan gibi insan olduğunu ve insanları çok sevdiğini, kimseyi kırmak üzmek istemediğini, hele hele insanlar hakkında ileri geri konuşmaktan nefret ettiğini bilirim.

Bakın kendisine yumurta atanları, ağzından salya akıtarak öfke kusanları o nasıl yorumluyor ?

‘Ben herşeyin olabileceğini düşünüyorum, aksi ispat edilmedikçe. Ben soru kitaplarını okuduğumda gözlerimi yaşartan ifadeler de oldu. Bu çocukların içinde sınav sırasında kendi kendini motive edenler var. Mesela ‘ha gayret’ diye yazmış, ‘ah bir öğretmen olsam’ yazmış. Belli ki yanıp tutuşuyor. Böyle bir aday bu heyecanla yıl boyu çalıştıysa başarılı da olur.’ (Sabah Gazetesi Röportajı)

Bunu okuyanlar Ünal Yaramağan net konuşmuyor, hatta kopya çekenleri savunuyor diye düşünüyor.

Oysa ben insan seven, insanları mesnetsiz suçlamaktan korkan, biricik hocamı görüyorum.

Altında yüzlerce adamı varken, ‘inceleyin ve bana rapor edin’ diyecek konumdayken, ‘aman ha haksızlık olmasın’ diye gözlüklerini takıp, tek tek kitapçıkları inceleyen hocamı gözümde canlandırabiliyorum.

Ünal Yarımağan’a İADE-İ İTİBAR yapılana, yani hak ettiği SAYGI gösterilene kadar yazmaya devam edeceğim.

Melek BAR ELMAS

25 Ağustos 2010

75 Comments | Tags: , , , ,

Alman Lisesi Sitesinde Düzeltme Yaptı

Alman Lisesi dün akşam yaptığı açıklamayı düzeltti.

Şimdi kontenjan açığının 1 ve taban puanının 489.011 olduğunu açıklamış…

Melek BAR ELMAS

4 Comments | Tags: ,

Özel Okullar 2. Kayıt Dönemini Kapattı

İpi göğüslemekÖzel okulların 3 gün süren ön kayıt, ardından bir günlük kısacık 2. kayıt dönemi sonlandı.

Ve de beklenenler olmaya devam etti. İşte 23 Ağustos 2010 akşamı son durumlar;

Robert Koleji, 1 erkek öğrenci açığı olduğunu açıklamış. Ve puanı 493,855’e düşürmüş.

Üsküdar Amerikan Lisesi, puanını 487,007’ye düşürmüş. Kızlarda 24, erkeklerde 32 kontenjan açığı var.

Alman Lisesi, 28 kontenjan açığı olduğunu söyleyip, puan bildirmemiş.

Duygu ve düşüncelerim ise şöyle;

  • Robert’teki açık için hiç iştahlanmayın. Sırada o kadar çok 496 var ki, puanın 494’e bile düşeceğini sanmıyorum.
  • Üsküdar Amerikan Lisesi, bu hazin tabloyu bence hak etti. Çünkü kontenjanı bu yıl ikiye katlandı. Bu durumunu ve yatılısı olmadığını göz önüne alıp, baştan puanını biraz daha aklı selim açıklamalıydı.
  • Alman Lisesi ise, olayları yanlış yorumladı. (Ki başta ben de şaşırmıştım.) Obsesif annelerin güvence kayıtlarına, kendini fazla kaptırdı. Bir üstte yer açılınca, anneler çocuklarını kaptı gitti. Güneş (Yetiş) Hanım çok sinirlenmiş olacak ki henüz puan açıklamadı.
  • Bugün okullardan daha çok çalıştım. Biraz sonra bilgisayarımı kapatıp gidiyorum. Su akar yolunu bulur :)

Özel okullar, 3. yerleştirmede yol ayrımındalar; ya puanı yüksek ama parası olmayan çocuklara yatırım yapacaklar ya da puanı düşük ama parası olan çocuklara yol açacaklar.

İş hayatım özel sektörde geçti. İçimden bir ses parası olanlar yarın ön kayıta gitsin diyor. Puanlar daha da düşecek.

Parası olmayanlar ise dilekçe yazmayı unutmasın…

Melek BAR ELMAS

23 Ağustos 2010

18 Comments | Tags: ,

SBS 2010 2. Yerleştirme Taban Tavan Puanları Açıklandı

Milli Eğitim BakanlığıNihayet 2010 2. yerleştirme sonuçları Milli Eğitim Bakanlığı’nın sitesinde açıklandı.

Kusura bakmayın önce can, sonra canan derler ya. İlk önce takip ettiğim okullara baktım. Onlarda durum şöyle;

İstanbul (Erkek) Lisesi’ne, 14 kişi yerleşmiş, taban 491,647, tavan 497,881 olmuş.

Kabataş Erkek Lisesi İngilizce’ye, 20 kişi yerleşmiş, taban 489,734, tavan 491,500 olmuş.

Kabataş Erkek Lisesi Almanca’ya, 25 kişi yerleşmiş, taban 489,007, tavan 490,651 olmuş.

Benim yazdığım tahmin programı ise Kabataş Almanca dışında çok yakın sonuçlar vermiş. Demek ki tasarım doğruymuş. Tahminin biraz daha iyimser çıkmasının nedeni, özel okulların sonradan öğrenci çekmesi.

Bu da demek oluyor ki, sabreden derviş, muradına erecek.

Hadi bakalım…

Melek BAR ELMAS

23 Ağustos 2010

6 Comments | Tags: , ,

Kabataş Erkek ve Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nden Haberler

Yazdıklarımı takip edenler biliyorlar, Cankut’un özel okulda okuması burs alabilmesine bağlı.

Bu nedenle Perşembe günü (19 Ağustos 2010) Üsküdar Amerikan Koleji’ne burs başvurusunda bulunduk. Ve Cuma gününden bu yana hergün okulu arıyoruz. Nihayet bugün ilgiliye ulaştık. Maalesef burs bu kurulda çıkmamış. Bu durumda bugün Üsküdar Amerikan Lisesi’ne kaydımızı yaptıramayacağız.

Olasılığı bulmak için, Bilfen Bahçeşehir Koleji’ni aradım. ‘Ne olacak ? 3. yerleştirme olacak mı ? ‘ diye. Müdür Yardımcısı Serap Çırak Dinç, ‘Yedekleri okulların kendisi açıklayacak, Kabataş’la görüşün.’ dedi.

Bunun üzerine döndük Kabataş Erkek Lisesi’ni aradık. Konuştuğumuz görevli, şu ana kadar 5 kayıt yaptıklarını, okulun bu yedeklerle dolmayacağını, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan 3. bir yerleştirmeyi beklediklerini söyledi. Yüreğimize su serpildi.

Döndüm Sevinç Dershanesi’nden Rehber Öğretmen Rahşan Öztürk Çevik’le görüştüm. Gerçekten SBS sürecinde en çok yardım eden, en gerçekçi çözüm önerileri sunan, kendisi oldu. Durumu anlattım. Kendisinin görüşünü sordum. O da bir velinin Cağoloğlu Anadolu Lisesi ile görüştüğünü, oradaki yöneticilerin kontenjan boşluklarının nakil yoluyla doldurulacağını söylediğini, anlattı.

Şimdi soru şu: NE OLACAK ?

MEB yeni bir yedek liste açıklayacak mı ? Yok ise nakil yoluyla mı öğrenci yerleştirilecek ?

Nakil yoluyla öğrenci yerleştirilecek ise yandık. İşte o zaman torpil, el altından liste oluşturmaca, fahiş bağış istekleri… Aklıma geldikçe geliyor…

Çaresizlik, duyguların en kötüsü…

Öfke olsa, enerjimi kullanır bir şey yaparım. (Ki bu yazıyı ona borçlusunuz.)

Üzüntü olsa oturur ağlarım. (Ki bunu da yaptım.)

Çaresizlik, insanın elini kolunu bağlıyor. Hırsımı besliyor, garazıma yol veriyor…

Oysa ne hırsı ne de kini sevmem, aksine korkarım onlardan.

Herkes çok fazla sabırlı olduğumu söyler. Bu durumda, şimdi sabır zamanı…

Gel yıllarca büyüttüğüm, büyüklüğünle gurur duyduğum SABRIM gel, sakin sularına götür beni…

Melek BAR ELMAS

23 Ağustos 2010

20 Comments | Tags: , , , ,

Neden Nine (9) ?

Geçen akşam, çocuklar film izlerken gözüm danslara, kulağım da müziklere takıldı. ‘Ne seyrediyorsunuz ?’ dediğimde ‘Nine’ dediler. ‘Bunu ben de seyretmek istiyorum’ dedim ve fakat seyrederken uyuyakaldığım için iki parti halinde seyredebildim. Nihayet dün filmi tamamlayabildim…

Film düşkünlüğüm yoktur. Bu nedenle her filmi seyretmek istemem. Bir filmi seyretmem içim, ya hakkında iyi şeyler duymalıyım ya da başka yapacak bir şeyim olmamalı.

Nine, hakkında bir şey duymadım. Çocuklar seyrederken önce müzik, sonra danslar ilgimi çekti. Malum SBS sıkıntısını gidermek için eğlenceli bir şeyler iyi olur, diyerek başına oturdum.

Gerçekten de filmdeki tüm müzikleri ve tüm şarkıları çok beğendim. Yalnız sadece bunu söylersem filme büyük haksızlık yapmış olurum. Ben konusunu ve saptamalarını da çok beğendim. Açgözlü, egosu şiştikçe şişmiş, bu nedenle de hiç bir şeyden vazgeçmek istemeyen 50’sine gelmiş, ünlü bir yönetmenin; sıkışıp kalmışlığı, buna rağmen yaşama sıkı sıkı bağlanması çok güzel anlatılmış. Din ve gerçek hayat ilişkisi, samimi, içten, neşeli, biraz bencil, biraz çaresiz içgüdüleri, dolayısıyla yaşam isteklerini keyifli aktarmış.

Bir de yaratma sürecini, görselleştirme yöntemlerini çok beğendim. İlham perisi geldiğinde, gerçek yaşamdan kopuşu, beyninin yarattığı sürecin akışına kendini kaptırmayı çok başarılı anlatmış.

Bu süreci yakından tanırım. Kulağın duymaz, gözün görmez, bedenin oradadır ama beynin çoktan almış başını gitmiştir. Gözler dalgın bakar dünyaya, o anda gerçek yaşamla ilgili bir şey seni ilgilendirmez. Hayalin deryasında, dalga seni nereye götürürse, oraya kopup gidersin. Geri döndüğünde, şaşırarak bakarsın etrafına, beyninin çalışma sesini hala duyarsın, yüreğine esriklik gelip oturmuş, bedenine enerji dolmuştur. İşte bu enerjiyi kullanıp, hayalinde yarattığın neyse, gerçeğe dönüştürmek için uğraşırsın.

Bazen yaratıcılık gece rüyanda gelir, pat diye çözümle uyanırsın. Hiç yorgunluk duymazsın, yataktan kalkarken. Zıplayarak kalkar, elindeki güzel fikri, düşünceyi hayata geçirirsin.

Filmi seyrederken, bunlara daldım gitti. Kaç programı yazarken, gece yarısı uyandığımı ve şunu da yapmak gerekir diye düşündüğümü, hatırlamıyorum.

Ne kadarınız bana katılır bilmem ama, program yazmak yani bilgisayar mühendisliği tam bir yaratıcılıktır. Geliştirilen yazılımlar da sanat eseridir. Bir yazılıma bakarken, yaratıcısının duygu ve düşüncelerini görürüm ben. Bu nedenle yazılımlara bakarken gördüğüm basit bir dizi komut değildir. Çoğu zaman bir yaşam, bir algı zinciri, hayatı yorumlama biçimi görür, aksaklıkları, kaygıları, teknik sıkıntıları yüreğimde hissederim.

Neyse yine koptum gittim. Sadede gelirsem, filmi çok sevdim. Yönetmen Rob Marshall iyi bir iş çıkarmış.

Seneryoyu 4 kişinin (Federico Fellini, Anthony Minghella, Michael Tolkin, Ennio Flaiano) yazdığını gördüğümde ise çok şaşırdım. Fellini öleli çok oldu. Herhalde O’nun yazdığı bir senaryo üzerinde çalışmışlar. Oyuncular derseniz; akla zarar: Daniel Day-Lewis, Nicole Kidman, Penelope Cruz, Kate Hudson, Morian Cotillard, Judi Dench, Stacy Ferguson, Sophia Loren… Epey kalabalık ve ünlü kadro birarada. Uzun zamandır, bu kadar ünlüyü barındırıp, bu kadar güzel olabilmiş film seyretmemiştim.

Cats’den bu yana, konuyla bu kadar güzel örtüşmüş müzikleri olan Müzikal de seyretmemiştim. Müzikleri de Andrea Guerra ve Maury Yeston yapmış.

Özellikle dans sahnelerinin çekimi çok hoştu. Hele kumsalda başlayan, kumlu sahnede devam eden Fergie çok iyiydi. Görüntü yönetmenleri ise; Dion Beebe, Peter Findley ve Phil Harvey’miş.

Film 2009 yapımı, İtalya’ya ve İtalyan erkeklerine methiye niteliği de taşıyor. Filmin imdb puanı 6,1. Ben adı gibi 9 vermek isterim.

Yalnız adı niye Nine (9) ? Buraya takıldım. Yaşamına girmiş ve O’nu çok etkilemiş 9 kadın mı var ? Ben saydım 9’a ulaşamadım. Yoksa 9 yaşında, seyretmek için para verdikleri kadın mı hayatını değiştirmiş ? Ya da kadınlarla ilk tanışması 9 yaşında mı olmuş ?

Bilen ya da anlayan varsa bana haber versin. Merak işte böyle bir şey

Melek BAR ELMAS

22 Ağustos 2010

No Comments | Tags: , , , , , , , , , ,

Üsküdar Amerikan Koleji Listesini Düzeltti

Üsküdar Amerikan Koleji, 20 Ağustos 2010′da açıkladığı 2. yerleştirmede okula girmeye hak kazanan erkek öğrenci listesinde düzeltme yaptı.

İlk listede 49 erkek girmeye hak kazanmışken, 2. listede sayı 48′e düşürüldü. Daha önce açıklanan listedeki 49. öğrencinin puanı, okulun açıkladığı puanın altındaydı. Düzeltmenin bu nedenle yapıldığını düşünüyorum.

Burada aklıma takılan soru şu, puanı düşük öğrenciler başvuru yapabiliyor mu ?

Melek BAR ELMAS

22 Ağustos 2010

5 Comments | Tags: ,

Özel Okulların 2. Yerleştirme Listeleri Açıklandı

SBS 2010 tam bir kabus oldu.Özel okullar yavaş yavaş sadede gelmeye başladı. Baştan bu kadar hayal kurmaları anlamsızdı zaten. Neyse gelelim durumlara:

Bu kez doğal olarak Robert Koleji’nin bilgilerini görebiliyorum.

Kızlar:

Robert Koleji’ne kızlarda toplam 107 başvuru yapılmış. Asil listede 36 öğrenci var. 1. öğrenci 500 tam puan, 36. öğrenci 495,552 puanla listeye girmiş.

Erkekler:

Robert Koleji’ne erkeklerde toplam 146 başvuru yapılmış. Asil listede 28 öğrenci var. 1. öğrenci 500 tam puan, 28. öğrenci 496,240 puanla listeye girmiş.

Üsküdar Amerikan Lisesi bilgilerini her zaman paylaşıyor zaten.

Kızlar:

Üsküdar Amerikan Lisesi’ne, kızlarda toplam başvuru 80. Asil listede 52 öğrenci var. 1. öğrenci 500 tam puan almış ve Türkiye sıralaması 1.325; 52. öğrenci 491,949 puan almış ve Türkiye sıralaması 6.837. Yedekte bekleyen kız öğrenci sayısı 28.

Erkekler:

Üsküdar Amerikan Lisesi, erkeklerde 57 öğrenci almayı hedefliyordu. Bununla birlikte 49 öğrenci başvurdu. Yani şu anda bile 8 erkek öğrenci açıkları var. Dolayısıyla başvuran tüm erkek öğrenciler yerleşti. Asil listedeki 1. öğrencinin puanı 498,412 ve Türkiye sıralaması 2045; 49. öğrencinin puanı 490,970 ve Türkiye sıralaması 7.515. Doğal olarak yedekte bekleyen öğrenci yok. Oğlum Kamil Cankut ELMAS, bu listede 4. sırada.

Alman Lisesi ise 3 asil, 49 yedek öğrenci açıkladı. 1. öğrenci 500 tam puan,  3. öğrenci 495,552.

Görebildiğim kadarıyla;

  • Robert Koleji ve Üsküdar Amerikan Lisesi asil listesinde ortak iki kız öğrenci var (Ahtar Ece Mutluer, Gizem Taşkın). Erkeklerde ise asil listede ortak yok.
  • Alman Lisesi ile Robert Kolej’in bir ortak öğrencisi var (Alara Türer).
  • Alman’da kaydı olup, Robert’te asil listeye giren iki kız öğrenci var (Nisa Yağmur Alpay, Ezgi Aratay).
  • Alman’da kaydı olup Üsküdar’da asil listeye giren 8 öğrenci var.

Özel okulları hedefleyenler beklesin, puanları daha da düşecek.

SBS 2010 tam bir kabus oldu. Artık önlük takıp, karpuz kamyonundaki satıcı gibi bağırasım geliyor: SEÇMECE BUNLAR SEÇMECEEEE….

Melek BAR ELMAS

21 Ağustos 2010

30 Comments | Tags: ,

Liselerin 2. Yerleştirme Boş Kontenjanları Açıklandı

Ne yapacağız şimdiEvet beklenen sona yavaş yavaş yaklaşıyoruz. 2. yerleştirme kayıt sonrasında, yedekler için 1. yedek kayıt dönemi boş kontenjanlar açıklandı. Sonuçlar şöyle;

Anadolu Liseleri

Fen Liseleri

  • Yaşar Acar Fen Lisesi, 20
  • İstanbul Atatürk Fen Lisesi, 13
  • Silivri Selimpaşa Fen Lisesi, 4
  • Dr. Vasıf Topçu Fen Lisesi, 4

Gördüğünüz gibi 2. yerleştirmede, 1. yerleştirmeden daha çok boş kontenjan kaldı. Ne bekliyorduk ki, tabii böyle olacaktı. Eeee, siz hala dilekçenizi vermediniz mi ? 

Melek BAR ELMAS 20 Ağustos 2010

6 Comments | Tags: ,

Aile Bilgeliği

Robin S. Sharma

GOA Basım Yayın

Niçin Okuyasınız ?

Herkes gibi siz de zaman zaman, önceliklerinizin karıştığını, ailenize yeterince zaman ayıramadığınızı düşünüyorsanız bu kitabı okuyun.

Bununla birlikte daha önce Robin Sharma’dan bir kitap okuduysanız, bu kitapta çok farklı bir şeyler bulmayacağınızı belirtmeliyim. Öneri ve tavsiyeler aynı…

Kitap, tam bir pazarlama örneği. Aynı bilgileri, ısıtıp ısıtıp okuyucunun önüne koymasına rağmen, yine de okunabiliyor. Bu açıdan kitap incelenmeye değer.

Kitaba Dair…

Ferrari’sini Satan Bilge, kız kardeşinin uçak kazası geçirmesi üzerine, kardeşinin yanına taşınır. Amacı kardeşinin bundan sonraki yaşamını güzelleştireceğine inandığı beş ustalığı kardeşine öğretmektir.

Kahramanımız, Ferrari’sini satmış olduğu için artık yürümektedir. Bu hobisi öyle bir noktaya gelmiştir ki, kardeşine anlatacağı öneri ve tavsiyeleri, evinde rahat koltuklarda anlatamamaktadır. Bu nedenle kardeşi, öğreneceği beş dersi alabilmek için; o park senin, bu müze benim, şehri turlamaktadır. Sonunda beş ders biter, Bilge başkalarını yürütmek amacıyla, şehri terk eder. Kardeşi de ayaklarını dinlendirmek ve ailesine kavuşabilmek ümidiyle evine döner.

Robin Sharma’dan başka kitap okumayı düşünmüyordum. Şeker Bayramında ziyarete gelen bir misafirimiz, kitabı bitirmek üzereydi ve beğendiğini söyledi. Ben de şöyle bir bakayım dedim. “Yazara saygısızlık olmasın.” takıntım nedeniyle kitabı okudum. Bir ara okumayı sürdürebilmek için, bir anket hazırlayayım diye düşündüm, kitap yeterince eğlenceli olduğu için de vazgeçtim. 

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“Eninde sonunda, hayat oyunu içsel bir oyundur, beyinde oynanan bir oyun.” (Sayfa: 140)

“Blaise Pascal : İnsanların çektiği bütün bu ıstırap, bir odada sakin sakin oturamamaktan kaynaklanıyor.” (Sayfa :181)

Melek BAR ELMAS

7 Kasım 2006

No Comments | Tags: , , , ,