Milli Eğitim Bakanlığı, SBS, özel okul, devlet okulu, derken bir baktım: bugün arife. Tatile gidecek arkadaşlar arayıp iyi bayramlar diliyor.
Oysa, ben hiç hazır değilim bayrama, zaman dursa, bir gıdım hazırlanacak vaktim olsa…
Heyhat, dünya tek görevi olan dönmeyi sürdürüyor. Zaman geçiyor. Hayat devam ediyor.
Sabahleyin, ‘özel okul mu devlet lisesi mi’ başlıklı bir yazı yazmak üzere, oturdum bilgisayarımın başına. Sonra gelen mesajlara baktım. Bayramımı kutluyorlar.
Yok artık, bunu atlamayayım dedim ve bu yazıyı yazmaya başladım.
Eskiden, çocuklarım küçüktü bayramlık alırdık. Şimdi büyüdüler. Kendileri alıyor. Dün teklif ettim. İkisi de başka nedenlerle kabul etmediler. Kızım, ben kulaklarımı deldireceğim dedi. Oğlum da ‘Sen bir ara alırsın. Şimdi almayalım’ dedi.
Evi hazırlardım; çikolata, baklava, tatlı, yemek, temizlik. Şu anda ailecek diyetteyiz. (Gözünüz parladı değil mi ? Okullar açılsın, o maceramızı da anlatacağım) Bunların tamamı yasak. Tatlılar olmayınca, evi bayrama hazırlamak da gelmedi içimden. Zaten Hanife Hanım yok, bu bayram bize gelecek de yok. Hepten yüreklendirici şeylerden yoksun kaldım.
Eşim işine gitti, çocuklar uyuyor. Ben bilgisayarımın başında. Bu yaz böyle geçti. Yarın yazın rehavetini üstümüzden atıp, bayramlıklarımızı giyebilecek, bayram sevincine bürünebilecek miyiz ? UMARIM…
Şeker bayramı, içgörü (empati) geliştirebilmek için güzel bir kültürel çözüm. Zenginler fakirin halinden anlayacak, dargınlar barışacak, dostluklar pekişecek.
Siz aklınızdakilere ve yaşanmışlıklarınıza boşverin, çok güzel bir bayram geçirin.
Benim yerime de şeker, çikolata, baklava yiyin. Dostlarınızla sabaha kadar sohbet edin. Sevdiklerinize sıkıca sarılın. İyi ki varsın, deyin.
Şeker gibi bir bayram geçirin…
Bayramınız kutlu, geleceğiniz umutlu olsun.
Melek BAR ELMAS
8 Eylül 2010





September 8th, 2010 at 16:49
Sevdiklerinizle hepberaber geçireceğiniz nice bayramlar dilerim.
October 16th, 2010 at 12:23
Tesekkürler