Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

Nereden Başlasam ?

Biliyorum merak ettiniz. Hatta kaygılandınız. Kiminiz telefon etti, kiminiz ileti gönderdi. Halimi, hatırımı, bir sorunumun olup olmadığını sordu.

Özetle: İyiyim. Sağolun.

Sadece kışa giriş ve çocukların yeni okul dönemi hazırlıkları, Kagider çalışmalarım, kayınvalidemin sağlık sorunları derken, günler çabucak geçip gitti. Yazamadım.

Çalışkan birisi olarak, bu arada boş oturmadım, çok da güzel işler yaptım:

  • Gaziantep’de 300’e yakın kadınımızla buluştuk. Yasal haklarını anlattık. Öyle güzellerdi ki sabahın 4.30’unda yollara düşmemize değdi.
  • Kızıma ve oğluma kazak ördüm. Bu yıl herhalde el örgüsü kazaklar moda. İkisi de peşime düştüğüne göre. Eşim de kuyruğa girdi. Hayatta tenis oynamamış olmama rağmen ‘tenisçi (olan) dirseğim’ izin verdiği oranda, bu kış bol bol öreceğiz. Öyle gözüküyor.
  • Yurtta geceleri ders çalışırken, yemek sorun olmasın diye kızıma konserve yaptım. İşe yaradığını söylüyor. İlk sınavından da (onlar komite diyor) iyi bir not alacak herhalde. Bu yıl dersleri biraz ağır, epey bir çalışacak. Eve gelince yapmadığı naz kalmıyor.
  • Oğlumla akşamları İngilizce kitap okumaya başladık. Aceleci öğretmenim, sık sık fırça çekiyor.
  • Gülgûn Feyman’la ‘Diksiyon Kursu’na başladım. Yeniden öğrenmek keyifli. Ödev kitaplarımı okumaya başladım. Henüz bitiremedim.
  • Arada akşamları yorgunluktan yığıldığım zamanlarda film de izledim. Bir tanesi dışında, size tanıtmaya değecek kadar iyi bir filme henüz rastlamadım.

Gördünüz, hayat gürül gürül akıp gidiyor. Arada bir şelaleye kapılıp kayboluyorum. Yine de tüm bu işler, sizi kaygılandırmaya neden olmamalı. Kusuruma bakmayın. Hatta özür dilerim. Beni affedin.

Gaziantep’te toplantıya katılan yeni tanıştığım bir genç kadın, ‘siz tutkulu birisiniz’ dedi. Hiç düşünmemiştim daha önce. Galiba doğru söylüyor. Bir zamanlar üniversite yurdundan bir arkadaşım da ‘sen hayata halatla bağlısın’ demişti. Galiba ikisi de aynı şeyi söylemek istedi.

Yaşamla bu kadar içli dışlı olunca, çok şey verip çok şey almak isteyince, azla yetinmeyip mükemmeli arayınca, zaman en kısıtlı kaynak…

Hepinizi sevgiyle kucaklıyor, sizlerin de iyi olduğunu ümit ediyorum.

Melek BAR ELMAS

30 Ekim 2010

10 Comments | Tags: , , , , , , , ,

Sınava Girenlere ve Velilere Öneriler 1 : Sınav Soruları Adil Olmalı

Tüm okullarımızın kalitesi aynı olsaydı, bu kadar saçma ve çocukları hayattan koparan bir sınav sistemine de ihtiyacımız olmayacaktı. Ne yazık ki bu temel sorunu çözmemiz çok uzun vadeli ve pek çok etkene bağlı olduğu için, kısa dönemde etkinlik alanımızın dışında kalıyor. Bu nedenle kısa vadede daha adil bir yerleştirme için neler yapabileceğimize odaklanmak zorundayız.

İlk odak noktamız sınav soruları olmalı. Normalde sınav sisteminin sonuçları çan eğrisi biçiminde olmalıdır. Yani az sayıda çok iyi ve çok kötü sonuç alan öğrenci olmalı. Ortalama sonuç alan çocuk sayısı çoğunluğu oluşturmalıdır.

Oysa 2010 SBS sınav sonucu açıklandığında bizim duyduğumuz 1.554 adet, bir diğer söylentiye göre de 1.780 adet tam puan alan öğrenci vardır. Bu sayı normalin çok dışındadır.

Yaptığımız en büyük hatanın, 2010 SBS sonuçları açıklanır açıklanmaz, bu anormalliğe itiraz etmemek olduğunu düşünüyoruz.

Paun dağılımının doğru olmadığı bir ortamda yerleştirmelerin de sorunlu olacağını düşünmek gerekiyordu. Kopya çekilmiş ya da çekilmemiş düşünmeden, bu normal dışı dağılıma hemen itiraz etmek ve sınavın iptalini istemek gerekiyordu.

Bundan sonra ister SBS, ister OKS, ister ÖSS, ne olursa olsun herhangi bir sınavda geçmiş yıl istatistiklerinin çok dışında bir sınav sonucuyla karşılaşıldığında hemen sınava itiraz etmeliyiz.

Sınavı hazırlayan kurum da (Milli Eğitim Bakanlığı, Tübitak, ÖSYM vb.) soru dağılımlarını ve zorluklarını, çan eğrisi kuralını gözönüne alarak oluşturmalıdır.

Dolayısıyla, sınava giren öğrencilere ve onların velilerine önerimiz; sınav aşamasını çok dikkatli izlemeleri ve normal dışı bir durum oluştuğunda hemen müdahale etmeleridir. Böyle bir durumda kendilerine destek vereceğiz.

Melek BAR ELMAS

9 Ekim 2010

3 Comments | Tags:

SBS Velileri Toplantı Sonuçları

Nihayet işlerim biraz hafifledi. Hâlâ yapacaklarım var ancak daha da gecikmeden yaptığımız iki toplantının sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Özetlersem şu başlıklarda konuştuk:

Bundan sonraki SBS velilerine aktarmak istediğimiz deneyimlerimiz

Çocuklarımız için dikkat etmemiz gereken konular

  • Derslerin boş geçmemesini sağlamalıyız.
  • Gönüllü öğrenmenlik havuzunun oluşmasına önayak olmalıyız.
  • Okul aile birliği ve varsa okul vakıflarında etkin görev almalıyız.
  • Çocuklarımıza meslek tanıtımlarının doğru yapılmasını sağlamalı. Ve kendilerine uygun meslek seçmelerine yardımcı olmalıyız.
  • Dil eğitimlerinin başarılı olması için yaşayarak öğrenme ortamları oluşturmalıyız.
  • Yatılı öğrencilerin uyumunda yardımcı olmalıyız.

Bunların yanısıra bu süreçte; Bilişim Okur Yazarlığı’mızın seviyesinin düşük olduğunu ve E-Devlet kavramlarını bilmediğimizi fark ettik. Bu nedenle, salonları sizin ayarlamanız koşuluyla ben de sizlere Bilişim Okur Yazarlığı ve E-Devlet Uygulamaları Eğitimi vermeyi kabul ettim.

Her maddenin ayrıntılarını tek tek yazacağım. Sizler de lütfen eklemek istediklerinizi paylaşın. Böylece deneyimlerimiz geleceği aydınlatsın.

Toplantıya gelerek ya da gelemeyip yorum yazarak, geleceğe olan ümidimi artıran herkese çok ama çok teşekkür ederim.

Melek BAR ELMAS

9 Ekim 2010

HAMİŞ: Güzel grubumuza bir isim vermemiz gerektiğine inanıyoruz. Ben bulmakta zorluk çekiyorum. Bu konuda yardımınıza ihtiyacım var.

15 Comments | Tags: , ,

Bir Cumhuriyet Kadınının Anıları

Gültekin BAKTIR

Ring Reklamcılık A. Ş.

() ()

Niçin Okuyasınız ?

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında dünyaya gelen ve İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e dönüşümüzün sancılarını ve güzelliklerini birlikte yaşayan, yaşama sevinci dolu bir tanığın anılarını merak ediyorsanız bu kitabı okumalısınız…

İstanbul aşıkları, kitabı mutlaka edinmeli. Çünkü kitapda Bebek ve İstanbul hakkında çok hoş bilgiler var.

Kitaba Dair…

Kitap; son derece mütevazi bir nedenle yazılmış bir otobiyografi. Ya da kitaplaştırılmış anı defteri.

Yazar kitabı yazma nedenini şöyle belirtiyor:

“Çocuklarıma, torunlarıma ve onlardan sonra gelecek kuşaklara, o dönemin sosyal koşullarını, ailemizin yaşam biçimini, kız çocukların kaderinin aile kuralları içinde nasıl saptandığını, çocukluk ve genç kızlığa geçiş dönemindeki mutlulukları, hüzünleri ve acıları aktarmak için yazdım.”

Aslında anılar kuşaklar arası bilgi aktarımı için yazılmış. Sonra da anneler günü hediyesi olarak kitaplaştırılmış.

Kitabı okuduğunuzda, 1924’den günümüze emek emek oluşturduğumuz değerlerimizi  ve onları korumanın önemini bir kez daha kavrıyacaksınız …

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

 “İlkokul bitince, ağabeyim karşı çıktığı için Amerikan Kız Kolejine gönderilmedim ve Kandilli Kız Lisesi’ne yazıldım. Bu karşı çıkmanın nedeni büyük olasılıkla ağabeyimin bütün kız arkadaşlarının Amerikan Kız Koleji’ne gitmeleriydi; yani o, bir erkek adam olarak kızlarla flört edebilirdi ama kız kardeşinin onlardan biri gibi olması çok büyük bir tehlikeydi… Şimdilerde buna çifte standart deniyor.” (Sayfa: 60)

“Saray yaşamının ihtişamından, kadınlar arası kıskançlıklardan, babası yerine bir adama verilmesinden sonra yalnız kalmanın hüznü içinde, mutluluğu dostluklarda arıyordu diye düşünüyorum.” (Sayfa: 135)

Kitapta Yer Almayan Satırlar…

Ben biyografi okumayı severim. Hele de beğenilme kaygısı taşımadan, dürüst, içten, sıcacık yazılanlara bayılırım.

Kitabı bana sevgili Aydan Baktır (yazarın kızı) hediye etti.

O akşam hemen başladım. İsmine sahip çıkma savaşı veren Gültekin Baktır’ın, eğitimini yarıda bırakarak neredeyse zorla evlendirilmesi beni çok etkiledi. Kitap boyunca bunun  izlerini ve ürettiği çözümleri aradım. Ben ararken kitap bitiverdi.

Sevgili Aydan’ı aradım ve kitabın satılıp satılmadığını sordum. Kitap şu anda kitapçılarda satılmıyor. Sınırlı sayıda basılmış. Kitabı edinmek isteyenler bana ( melek.bar.elmas@merlin.com.tr ) bir ileti yollarsa, edinmeleri konusunda yardımcı olurum. Çünkü yazar kitaptan elde edilecek geliri KAGİDER’e bağışlayacak.

Yaşlılıkta kitap yazma fikri bana çok cazip ve üretken geliyor. Bu nedenle bu tür kitapları kaçırmadan okumaya çalışıyorum. Bu tür kitapları seviyorsanız, türünün klasiği Mina Urgan’ın ‘Bir Dinazorun  Anıları’nı atlamamanızı tavsiye ederim.

Neden not vermedim…

Kitap mütevazi nedenini aşmış, yavaş yavaş okuyucularıyla buluşuyor.

Bir asırlık çınar: Gültekin Baktır

80 yaşında, bilgisayar başında kitap yazarsa, bana düşen ilk fırsatta tanışıp ellerinden öpmek ve kitabı herkese tanıtmaktır.

Darısı hepimizin başına….

No Comments | Tags: , , ,

YAZ da, OKULLAR da BİTMEDEN

Yaz biterken, evi baştan aşağıya elden geçiririm. Bu yıl bir de Cankut liseye başladığı için, odasını hafiften alaşağı ettim. Son üç haftadır elimden binlerce kitap geçti. Hala da epey bir kitap var elimden geçecek. Malum kitap sever bir aileyiz.

Bu yüzden yorgunluktan yazı yazmaya halim kalmıyor.

İş yaparken keyifli müzikler dinlemeyi severim. CD’leri şöyle bir karıştırdım. Sezen Aksu’nun ‘Yaz Bitmeden’i, günün anlam ve önemini vurguluyor deyip, CD çalara taktım. İlk şarkı şöyle başlıyor:

Yaz bitmeden gel,
Yapraklarım solmadan, narlar olmadan gel…

Şarkıyı dinlerken, aklıma bizim çocuklar dolayısıyla MEB takıldı. Oturdum şöyle bir sitesinde turaladım. Yine bir açıklama yok. Anlamak olanaklı değil. İlla medya ‘rezalet nidaları’ mı atmalı ? En az 1.600 boş kontenjan ve o okulu bekleyen, hayal eden binlerce de çocuk var. Çocuklar beklerken resmen (ağaç oldular ve dolayısıyla) soldular yahu.

Okullar açılalı 2,5 hafta oldu. Ne zaman bu kontenjanlar doldurulacak. İnşallah okullar bitmeden bu işi yaparlar…

Vergi alırken soyguncu, hizmet vermezken saygısızlar. İnternette arandıkça sinirlendim. ‘Sakin ol, kışı bitirmeden işlerimi bitereyim’ deyip, kitaplarıma geri döndüm.

Bu arada müzik çalmaya devam ediyordu…

Geçti geçiyor bu yazlar ne hain…

Melek BAR ELMAS

5 Ekim 2010

8 Comments | Tags: , , , ,

Serdar Çetiner’den Anadolu liseleri boş kontenjan ve tavan puan bilgisi (son)

Sevgili SBS Velileri

Serdar Çetiner’den gelen Anadolu liseleri boş kontenjan ve tavan puan bilgisi üç sayfa ve sadece İstanbul’daki okulları içeriyor. 3. Sayfasını aşağıya yerleştirdim.

7 Comments | Tags:

Serdar Çetiner’den Anadolu liseleri boş kontenjan ve tavan puan bilgisi

Sevgili SBS Velileri

Serdar Çetiner’den gelen Anadolu liseleri boş kontenjan ve tavan puan bilgisi üç sayfa ve sadece İstanbul’daki okulları içeriyor. 2. Sayfasını aşağıya yerleştirdim.

4 Comments | Tags:

Serdar Çetiner’den Kontenjan ve Taban Puan Bilgisi

Sevgili SBS Velileri

Serdar Çetiner’den gelen Anadolu liseleri boş kontenjan ve tavan puan bilgisi üç sayfa ve sadece İstanbul’daki okulları içeriyor. 1. Sayfasını aşağıya yerleştirdim.

1 Comment | Tags:

Serdar Çetiner’den Nakil Bilgisi

Sevgili SBS Velileri,

Sağolsun Serdar Çetiner, kendisine gelen bilgiyi bizlerle paylaştı. Nakil işlemleri konusundaki bilgiyi aşağıda aynen paylaşıyorum.

Çok teşekkür ederiz Serdar Bey…

3 Comments | Tags:

KORKU KÜLTÜRÜ’ne Rağmen Toplandık

Geleceğe Ümitle bakma

Doğada hiç bir canlı durduk oturduk yerde başka bir canlıya zarar vermez. Bu nedenle her insanın, bilerek ve isteyerek ‘başkalarına zarar vermeme içgüdüsü’yle doğduğuna inanırım.

Oysa insanoğlu, mağarasından çıktığından bu yana, evrimleşti ve bu çok önemli içgüdüsünden giderek uzaklaşıyor. Bunu bilmeme rağmen, saf bir inançla bağlıyım bu içgüdüye…

Bu nedenle her insana %100 güvenerek başlarım ilişkilerime. Sonra olan biteni izler, bana zarar verirse nedenlerini anlamaya çalışır, her anlamsız nedende puanını düşürür, puanı %30’a geldiğinde de ilişkimi keserim. Bu süreç benim için, uzun ve zordur. Çünkü insanlara kıyamam. Her bir insan benim için kıymetlidir. Bu yüzden çok az insanla ilişkimi kesmişimdir.

İşte tam da bu dünya duruşum, meraklı oluşum ve girişimciliğim nedeniyle başıma gelmedik kalmaz. Çok verici olduğum, sömürülmeye yatkınlığım, herkes tarafından eleştirilir. Kendi işlerime zaman ayırmakta güçlük çekerim. Bunları düşünmek için nadastayım. Ama huylu huyundan vazgeçmiyor işte.

İlk toplanalım diye yazdığımda, kimseden yorum gelmeyince, hepinize çok hak verdim. Kadının birisi, bloğunda toplanalım diyor.  Kimdir, necidir, amacı nedir ? Bir çok soru insanın aklını kurcalıyor. Ayrıca ben niye böyle bir şey yazdım ki ! Yeterince işim gücüm varken, ne işim var şimdi, hiç tanımadığım insanlarla kahve içmek için zaman ayırmak. Ayrıca bana yakışıyor mu ? Vesaire, vesaire…

Bu nedenle de bu fikri unutmuştum. Ta ki Kabataş Erkek Lisesi’nin açılışında Fatoş Hanım, yanıma gelip, ‘Siz beni tanımıyorsunuz ama ben sizin sadık bir okuyucunuzum’ deyip kendini tanıtana kadar. Müdürü beklerken, yarım saate yakın, keyifle sohbet ettik. Sanki birbirimizi yıllardır tanıyormuşcasına, sıcak ve içten bir konuşmaydı. Ayrılırken, ‘Toplanma sözünüzü unutmadım. Yer ve zaman belirleyin. Ben geleceğim.’ deyince, DANK etti. Ben unutmuştum o yazıyı. Hak verdim. Demek ki ciddiye alanlar oldu, bir söz verdim. Sözümde durmalıyım diye düşünüp. ‘Olur, bu hafta okul hazırlıkları bitsin, önümüzdeki hafta yaparız.’ dedim.

Ondan sonrada bildiğiniz gibi hepinizi davet eden bir yazı yazdım. Yazdım ama, öte yandan biz korku kültürü çocuklarıyız. Yani korkutularak büyütüldük. Her ne kadar şimdi büyüdüysek de bu kültürün izlerini silmek kolay değil. Hele ki artarak devam ediyorsa.

Evde çocuklar biraz söylendi. ‘Yahu biz yapsak, engel olurdun. Tanımadığın insanlarla buluşulur mu ? Ya başına bir şey gelirse…’

Eee haklı çocuklar. Onlar yapmak istese, ben de aynı şeyleri söylerdim. Gitmekde çok ısrar ederlerse, utanmadan yanlarına takılırdım…

Neyse, içimde biraz korku, biraz heyecan, biraz merak, biraz gereksiz kendini ortaya atma kaygısı ile yola koyuldum. Yolda bir yandan da düşündüm. Biz kimiz ?

Biz çocuklarının geleceğini önemseyen, işi şansa bırakmak istemeyen, çocuklarını fazlaca seven, sorumluluk sahibi bir grup insanız. Diye karar verdim. Toplanmadaki amacımız da, hem öğrendiklerimizi diğer velilerle paylaşmak, hem de ortak sorunlarımıza, ortak çözümler üretmek.

The House Cafe’ye giderken, yolda Fatoş Hanım’la karşılaştık. Oturup çaylarımızı söylerken, diğer arkadaşlar gelmeye başladı. Onlar gelince, sevindim. Benden başkalarının da ‘zarar vermeme içgüdüsü’ne inandığını görmek, içimdeki geleceğe ümidi büyüttü.

Aslında fotoğraf çektirdik. Ama sohbet o kadar güzeldi ki. ‘Yayınlayabilir miyim ?’ diye sormayı unutmuşum. İzinsiz yayınlamak istemem. Bir sonrakine artık.

Çok şey konuştuk ve güzel kararlar aldık. Yarın da toplanalım. Hepsini bir yazmaya başlayacağım. Güzel ve öncelikli haber, toplantıları ayda bir kez tekrarlamaya karar verdik.

Korkunuzu ve engellerinizi aşıp, yarın (2 Ekim 2010) siz de gelin. Keyifli, samimi, güzel bir gelecek paylaşımı oluyor. Toplantıdan aklınızı ve kalbinizi doyurarak kalkıyorsunuz.

Melek BAR ELMAS

1 Ekim 2010

8 Comments | Tags: , , ,