Bilirsiniz ben Bodrum’luyum. Sonradan yerleşenlerden değil, gerçekten Bodrum’da doğmuş büyümüş anne ve babanın çocuğuyum ben. Koskoca yarımadada artık bir avuç kalmış olanlardan. Lakabı olan Bodrum’lulardan.
Ben: “Veysel’in Kamil’in Fatma’nın Melek”im buralarda. Sonradan alınan soyadımız BAR’dır. Bu nedenle burada “Veysel’ler” ya da “BAR’lar” denildiğinde benim de içinde olduğum kalabalık bir sülale akla gelir.
Annemin sülalesi ise “Toplar”dır. Kızılağaç köyünün tamamı bu sülalenindir.
Yani kuşaklar boyu Bodrum’luyum ben. Masal yerine, Bodrum türkülerinin gerçek hikayelerini dinleyerek büyüdüm.
Bu nedenledir ki Bodrum benim için farklıdır. Herkesin magazin dünyasından tanıdığı Bodrum’u hiç bilmem. Her yıl baba evime gelir, yenilerin pek bilmediği yerlere gider, sonra da İstanbul’a evime dönerim. Bu yıl da geldim memleketime.
Geldiğim gün, bana ‘hoş geldin’e gelen akrabamın elinde bir dilekçe örneği vardı. ‘Melek abla kıyılarda halka yer kalmadı. Dilekçe topluyorum.’ dedi. Resimler de dilekçenin ekindeydi.
Resimlere baktım. Şimdi masayla dolu olan yerlerde çocukluğum geçti. Ortaokulda okurken bu sahildeki, Paluko’nun evinde oturuyorduk. Sabah yataktan kalkınca mayolarımızı giyer, bütün gün denize girer, akşam da sahile serdiğimiz kilimin üzerinde “Paluko’nun Melek Hanım” teyzenin masalsı hikayelerini dinlerdik. Ay ışığında hayal kurmayı, deniz kenarında yatağımdaki kadar rahat uyumayı; hayata, insanlara ve doğaya güvenmeyi o sahillerde öğrendim ben. Korku; o sahilde ayaklarıma dolanan minik ahtapotun sevimli bebek halleriydi. İkimiz de birbirimizden korkmuş, sonra korkumuzun saçmalığına ikimiz de gülmüş ve büyümek için kendi yolumuza devam etmiştik.
Neşeli ve güler yüzlü olmamı, hayata olumlu bakmamı, çocukluğumun bu zamanlarına bağlarım. Ve çocukların doğal ortamda büyümesinin ne kadar güzel, iyileştirici ve önemli olduğunu bilirim.
Şimdiki çocuklar da bunları yaşamalı deyip, dilekçeyi imzaladım. Hatta elektronik ortamda BİMER’e (http://www.basbakanlik.gov.tr/forms/bimer/papplicationentry.aspx) de yolladım.
Aşağıda dilekçe örneğini yazdım. Lütfen siz de dilekçe yollayın. Çocuklarımız doğal ortamlarda büyümeye devam etsin…
Melek BAR ELMAS
2 Temmuz 2011
DİLEKÇE ÖRNEĞİ
İlçemiz Kumbahçe Mahallesi sahilindeki işletmeler, Halk Plajı olarak kullanılan kıyı şeridini masa koyarak işgal etmekte ve vatandaşın denize girmesini engellemektedirler. Sahil şeridinden gündüz saatlerinde yararlanmak isteyen halkımızdan şezlong ve şemsiye ücreti talep edilmekte, karşı çıkanlara da şezlonglara oturmanın yasak olduğu söylenerek sözlü taciz yapılmaktadır.
Öte yandan saat 18:00′dan itibaren işletmeler servis masalarını kıyı şeridine koyduğu için vatandaşların sahilde yürüyüş yapması da mümkün olmamaktadır.
Anayasamızın 43. Maddesine dayanarak kamuya ait kıyıların işgalinin engellenmesini, işletmelerin masalarının kıyı şeridinden kaldırılarak kıyıların yeniden kamunun kullanımına açılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.



Geçen yıl oğlum son SBS’na girmiş ve Lise seçme telaşı içindeyken, yardımlaşmak ve bilgileri paylaşmak için, elimden geldiğince yaşadıklarımı ve öğrendiklerimi sitemde paylaştım. Bu süreçte gördüğüm en büyük sorun kişilerin muhatapsızlığı oldu. Yani sorunu ya da sorusu olan kişiler, sorularını yöneltecekleri iyi niyetli ve yardımsever bir yetkili bulamıyorlar. Bunun üzerine kendilerini ciddiye alan ve yardımcı olmaya çalışan kişilere sorularını yöneltiyorlar.
