Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

Nereye Uçar Kuşlar

Güzin Özen

Belen Yayıncılık Matbaacılık

(0312) 256 01 35       www.ultimod.com                        

Niçin Okuyasınız ?

Şiir okumayı seviyorsanız, 1980’li yıllarda memleketinizden uzakta çalışmaya başladıysanız, bu kitabı okumalısınız.

Kitabın internet ortamında satışını bulamadım. Edinmek isteyenler için yayınevinin telefon numarasını ve sponsor firmanın internet adresini verdim.

Kitaba Dair…

Ben şiir okuyamam. Kelime cambazı yazarların elinden çıkan şiirleri anlamak, hem zor gelir hem de karmaşık.

Kitap; Step Tekstil’in Genel Müdürü Nebahat Güner’in hediyesi. Kitabın sponsorluğunu Step Tekstil yapmış. Şiir kitabı olduğu için kaygıyla teşekkür ettim ve aldım. Evde okunacak kitaplar arasına yerleştirmeden önce şöyle bir bakayım dedim.

Deyiş o deyiş, kitabı o gece bitirdim ve tanıtmaya karar verdim. En güzeli kitabın her satırını kesinlikle anladım. Ve anladıklarımı kendime çok yakın hissettim.

Çok az şiir kitabı okumuş biri olarak, çok şey yazamam kitaba dair. Yalnız şunu söylemekle yetineceğim: Benim gibi siz de doğduğunuz ve büyüdüğünüz topraklarda değil de,  gurbette ekmeğinizi arıyorsanız, siz de fakirliği tatmışsanız, hele bir de kadınsanız, kitap size çok şey hatırlatacak.

Kitapta Beni Etkileyen Şiirler…

“ Bir yalancı meme verip ağzıma

  Uyutuyorsunuz

  Öylesine dolusunuz ki yaşamla

  Kanasım geliyor

  Kanatıyorsunuz ”

“ ŞARKILARI UNUTMAMALI

  Yağmurun çamurunu çıkaralım

  Sokakların isli karanlığını

  En bayramlık giysilerimizi çıkarıp

  Yeşili mora katalım

  Gökyüzü atlaslarını giyinsin

  Yeryüzü bereketini

  Başımızda kavak yellerinin esmesi değil

  Yaşamak böyle bir şey olmalı

  Komşu kızı ekmek derdine düşüp

  Şarkıları unutmamalı ”

Melek BAR ELMAS

12 Mart 2006

No Comments | Tags: , , ,

A.Ş.K. neyin kısaltması ?

Tuna KİREMİTÇİ

Doğan Kitap

(*******) (7/10)

Niçin Okuyasınız ?

Romantik, duygusal ve hayata duyarlı erkeklerin yeni kuşak temsilcilerinin düşüncelerini merak ediyorsanız bu kitabı okumalısınız…

Önemli bir konuda karar vermeden önce, 24 saatlik bir “uykuya yatırma”nın gereği ve yararı bilinen bir gerçek. Böyle bir zamanda, bilincinizi oyalamak için bu kitabın iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum.

Kitaba Dair…

Duyguları yoğun erkekler, tarih boyunca oldular. İyi ki de oldular…

Benim için; bu ekolün 60’lı kuşağının temsilcisi Can DÜNDAR’dı. Tuna KİREMİTÇİ de 70’li kuşağın temsilcisi olmaya aday. Önümüzdeki beş yıl içinde bu öngörümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olur.

Kitap; aşk başta olmak üzere, bir çok konuda, Tuna KİREMİTÇİ’nin görüşlerini içeren kısa yazılardan oluşuyor. Bu nedenle, kitabı istediğiniz zaman bırakıp, istediğiniz zaman tekrar okuyabiliyorsunuz.

Kitaptaki görüşler, özgün olmaktan çok, yeni bir kuşağın ortak yanlarının ifadesi gibi duruyor. O kuşaktansanız, kitap ilginç gelmeyebilir. Tüm kitabı okumadan bir fikir edinmek istiyorsanız, aşağıdaki bölümleri okumanızı öneririm:

  • Bayram Arifesinde Bir Keyif Sigarası (Sayfa: 21)
  • İşaret Fişekleri (Sayfa: 33)
  • İyi Gün Dostu da Lazım (Sayfa: 137)
  • Önyargının Faydaları (Sayfa: 153)

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

 “Ben keyifsizken başkalarının kelebekler gibi sektiğini görmekte içimi açıtan bir şey var.

………

Bazen resmen kıskançlık neden oluyor buna, bezen de onun sevincinin ışığıyla dertlerimin daha da aydınlanacağından, kendimi işe yaramaz ve aptal hissedeceğimden korkuyorum.” (Sayfa: 138)

“Biz erkekler, çiçeğizdir. Solmaya hazır taç yapraklarımız, kolayca bükülen birer boynumuz vardır.

İyi bakılırsak çok iyi sevgili olur bizden. Baba, ağabey, kardeş olur. Ama hayat fırtınası dört bir yandan eserken zorlanırız bazen. O zaman isteriz ki çiçek adlarını bilen bir kadın girsin rüzgarla aramıza. Her şeyi göze alıp korusun bizi.

Korusun ki açalım onun güzel bahçesinde.” (Sayfa: 55)

Kitapta Yer Almayan Satırlar…

Tuna KİREMİTÇİ’nin “Git Kendini Çok Sevdirmeden” kitabını okuduğumda, biraz daha zamanı olduğunu, pişmesi gerektiğini düşünmüştüm.

Bu nedenle bu kitabı da sorgulayıcı okumaya başladım. “İyi Gün Dostu da Lazım” bölümüne kadar da aynı havada okudum. Yalnız bu yazıya başladığımda, beklediğim pırıltının ip uçlarını almaya başladım.

Anlayacağınız kitabı tanıtmaya 139. sayfayı bitirdiğimde karar verdim.

Yazar’ın karışık bir imajı var: Bir yanda yakışıklı, çapkın, esrik havası, öte yanda çocuğuna şarkılar yazan duyarlı baba…

Geçenlerde İclal Aydın’la birlikte, ödül verirken izledim kendisini. Yine karışık geldi bana.

Yolunu çizse çok iyi olacak. Ben de ”mutlaka okunacak yazarlar” listeme alıp almayacağıma karar vereceğim. Bu konuda henüz kararım net değil.

Can DÜNDAR’ın sadık bir okuyucu ve izleyicisiyimdir. Bize yeni ve çok sayıda Can DÜNDAR’lar gerek…

Anlatmak istediğimi tam anlatamadıysam lütfen;

 www.tunakiremitci.com Ve www.candundar.com.tr

Adreslerini gezin…

Neden 7 verdim…

Öncelikle kitaba adını veren yazı, kitabın içindeki en kötü yazılardan biri. Yazıyı okuyunca PES dedim.

Kitabın içindeki duygusal ama ümit yüklü yazılarla; kitabın ismi, ön kapaktaki hüzünlü resim ve arka kapaktaki moda sayfalarından fırlamış Tuna KİREMİTÇİ fotoğrafı, TUTARSIZ ve insanın kafasını karıştırıyor.

Tuna KİREMİTÇİ’nin elinde bir çok yazının olduğunu ve içlerinden bir kısmının seçildiğini düşünüyorum. Eğer varsayımım doğru ise, seçimler dengesiz olmuş.

Sadece kitapta yazılanlar gözününe alındığında; lise dönemine takılıp kalmış, günümüzde “geç ergen” diye tanımlanan bir kişi olduğu kanısına varmak çok olası…

Melek BAR ELMAS

20 Nisan 2007

No Comments | Tags: , , , , , , ,

NİYAZİ KURTSAN; Bir “Otacı”nın Öyküsü

Nilgün Uysal

Kurtsan Bilim Sanat Eğitim Vakfı

Niçin Okuyasınız ?

Özyaşam öyküleri okumayı seviyorsanız, Türk iş hayatının önderlerinin yaşamını merak ediyorsanız, bu kitabı okumalısınız.

Kitaba dair tek sorun; henüz satışa çıkmamış olması. Böyle güzel bir kitabın satışa çıkmaması haksızlık olur diye düşünüyorum. Umarım çok yakında Kurtsan Bilim Sanat Vakfı kitabın satışını yapar. Böylece bizler güzel bir öyküyü okurken, vakıf da elde ettiği gelirle daha çok öğrencinin burslu okumasını sağlar.

Kitaba Dair…

Ben özyaşam öykülerini okumayı severim. Çünkü onlar, hayatın imbiğinden süzülmüş, uygulanabilir, gerçekçi çözümleri ve hataları içerir. Öğrenmeyi hızlandırır.

Kitap bana Meltem Kurtsan’dan geldi. Niyazi Bey’i tanımış; O’nun yaşam dolu, sıcak ve mütavazi kişiliğini çok sevmiş biri olarak, hemen okumaya başladım.

Bir “Otacı”nın Öyküsü; Kurtsan İlaçları’nın kurucusu Niyazi Kurtsan’ın yaşam yolculuğunun özeti. Kitap kendisi ve ailesiyle yapılan görüşmelerden hareketle, röpörtaj tarzında yazılmış. Sıcacık, çok içimizden bir başarı ve mücadele destanı.

Kitabın yazı dili, bana dağınık ve okumayı güçleştirici geldi. ‘Böyle güzel bir yaşam öyküsü, keşke daha farklı bir kalemden çıksaydı.’ diye düşünmedim desem yalan olur.

Kitap iş hayatında sabrın, azmin ve inancın önemini çok güzel anlatıyor. Hele kararlılık konusunda, “tekneyi karaya oturtmak” gibi öyle hoş anılar var ki, okurken aynı heyecanı yaşıyorsunuz.

Beni en çok etkileyen kısım ise; Niyazi Kurtsan’ın iş adamı kimliğiyle, babalık kimliğini çok güzel harmanlaması oldu. İş hayatında ve ailede liderlik; çok güzel, akılcı ve uygulanabilir yöntemlerle,  insanca bir potada erimiş. Çocuklarınız varsa, bu kitabı mutlaka edinin derim. İçinde sizin de uygulamak isteyeceğiniz bir çok hoş deneyim bulacaksınız.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“İnsan tabii ki anneden babadan bir takım özellikleri genetik olarak transfer ediyor. Aklınız da oradan geliyor. Sizi onlar eğitiyor. Tamam. Ama size hiç bir şey mi düşmüyor ? Kişisel farklılıklar olmasa, bir ailenin bütün çocuklarının aynı özellikleri ve performansı göstermesi gerekirdi. Çocuğun yaptığı başarıya da ‘bizim başarımız’ diye bakmak… Çocuklar cephesinden zor bir yaşantı çıkarıyor ortaya… Kendine güveni hırpalayıcı bir şey bu. Bir türlü kendi başarınızı giyinemiyorsunuz. Bütün yaptıklarınızı ‘sanki onların başarısı gibi size yaşatıyorlar. ‘Biz olmasaydık, siz sıfırdınız…’ Bunu çocuklara söylemek iyi bir şey değil. ”

Melek BAR ELMAS

12 Şubat 2006

No Comments | Tags: , , , ,

Küçük Kadınlar

Küçük Kadınlar

Louisa May Alcott

Remzi Kitapevi

 

 

Küçük Kadınların Yeni Öyküleri

Susan Beth Pfeffer

Epsilon Yayıncılık

Niçin Okuyasınız ?

Çocukluğunuzda çocuk kitabı okuyamadıysanız ya da çocuklarınıza kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışıyorsanız bu kitapları mutlaka okuyun…

Sizin okumanızdan daha önemlisi çevrenizdeki çocukları, bu iki kitabı okuması için teşvik etmeniz. Birinci kitabın çocuklara dolaylı güzel bir hediyesi de var: Ailecek ya da arkadaşlarla oynanabilecek çok güzel oyunları anlatıyor olması.

Günümüzün kaygan etik değerler ortamında, bu kitaplar size insanlık tarihinin büyük kısmı için geçerli olmuş temel etik değerleri ve ailenin önemini tekrar hatırlatacak.

Kitaplara Dair…

Küçük Kadınlar yazarın kendi hayat hikayesinden yola çıkarak yazdığı bir kitap. Bu nedenle sıcacık ve içten…

Dünya çocuk klasikleri içerisinde önemli bir yere sahip olan kitap, 1840’ların Amerika’sına ve günlük yaşayışınına dair önemli ipuçları içeriyor.

Küçük Kadınların Yeni Öyküleri ise; ilk kitaptan esinlenerek devamı niteliğinde, yine Amerikalı bir yazar tarafından yazılmış.   

Sanırım yazar yeterli kaynağa ulaşamadığı yada gerek görmediği için, ikinci kitap ile birinci kitap arasında kopukluklar var. İkinci kitapta benim en çok takıldığım yer, ilk kitapta kızlara piyano hediye eden komşuyla, ikinci kitapta tekrar ve yeniden tanışılıyor olması.

Her iki kitap, günlük sıradan yaşamları ve dönemin kültürel değerlerini yansıtan yapısıyla, sıcacık ve içten.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

 “Öyleyse, sızlanmayı bırakıp, küçük sorumluluklar dediğim yüklerinizi yeniden sırtınıza vurun. Çünkü bunlar, kimi vakit insana pek ağır gelseler bile, yararlı yüklerdir. Bunları nasıl taşıyacağımızı öğrenirsek, ağırlıkları da gittikçe azalır. Çalışmak yararlı bir şeydir. Bizi sıkıntıdan kötülükten korur. Çalıştıkça kendimizi daha güçlü, daha bağımsız görürüz. Para da, moda da insana bunları sağlayamaz.”  (Küçük Kadınlar, Sayfa: 81)

“Hiç biriniz bunu anlayamazsınız. Kardeşlerimin olmasını ben istemedim. Bu ailenin bir parçası olmayı ben istemedim. Bundan sonra da olmayacağım zaten.” (Küçük Kadınların Yeni Öyküleri, Sayfa: 79)

Kitapta Yer Almayan Satırlar…

Benim çocukluğumda kitap okumak avare insanların işiydi. Hele kız çocuksanız sizden beklenen ileride iyi bir ev kadını olabilmeniz için gerekli bilgileri öğrenmenizdi. Bu nedenle pekçoğumuz kitap okumazdı.

Ben ailesi okumaya çok da karşı çıkmayan nadir çocuklardan biriydim. Buna rağmen istediğim zaman kitap okuyamazdım. Okumak için, ya Bodrum’un siesta saatlerinde ya da  geceleri herkes yatağına yattığında uykumdan feragat ederek okuyabiliyordum.

Kitap okuma zamanlarım o kadar az ve kıymetliydi ki okuyacağım kitapları seçmek zorundaydım. Belki zaman kıtlığından belki de hemen büyümek istediğimden, çocukluğumda hiç çocuk kitabı okumadım. O zamanlar “Atları da Vururlar”, “Boyalı Kuş” gibi ciddi kitaplar okuyordum.

Çocuk kitaplarını 31 yaşında, ilk çocuğum dünyaya geldiğinde, okumaya başladım. 90’lı yıllarda çocuk kitapları çoğunlukla kötüydü. Diyebilirim ki çocuğuma okuyacak bir kitabı seçmek için kendim 15-20 kitap okumak zorunda kalıyordum. Hatta bir ara ümitsizliğe kapılıp, kendim bir kitapçık yazdım: “Elmas’larıma Masallar”

Kendi yazdığım kitap, çocuğuma aktarmak istediğim değerleri içeren 5 öyküden oluşuyordu. Bu kitapla 2 çocuk büyüttüm. En çok da bunları sevdiler. Bu öyküleri kaç kez okuduğumu hatırlamıyorum. Tek hatırladığım, kendi yazdığım öyküleri okumaktan bayılacak hale gelmiştim.

Neyse ki sonra okumayı öğrendiler ve kendi seçtikleri kitapları okumaya başladılar. Şimdi çoğu güncel kitabı onlar benden önce okuyor ve ben onların verdiği bilgiler doğrultusunda kitabı okuma kararı veriyorum.

Geçenlerde kızım (Cansu ELMAS) bir okula bağışlamak için kitapları seçerken, bu iki kitabı gördüm. Düşüncesini sordum, “klasik ama bugünün gençliğinin sorunlarına ışık tutmuyor” dedi. Merak ettim okudum. Sonra konuştuğumda, o günün kızlarının ev işlerine hazırlanmasını yadırgadığını, şimdilerde onların SBS, OKS ve ÖSS gibi dertleri olduğunu anlattı. Keşke; bu kitabı o okumadan önce okumuş olsaydım ve o okurken, onunla dikiş makinasının ve fotoğrafın keşfinin, köleliğin kaldırılmasının önemini tartışabilseydim, diye üzülmeden edemedim.

Benim çocukluğumun Bodrum’unda Körfez restoran şimdiki yerinde değil, babamın dükkanının arkasındaydı. Abim yaz tatillerinde Körfez restoranda garsonluk yapardı. O zamanlar Halikarnas Balıkçısı hayattaydı. Her akşam Körfez restorana gelir, arkadaşlarıyla bir yandan sohbet eder, bir yandan rakısını yudumlardı. Ben de bir sandelyeyle yanlarına yanaşır, onların mitoloji, siyaset, gündelik yaşama dair sohbetlerini can kulağıyla dinlerdim. Bazen de çocukluğun saflığıyla, okuduğum kitaplardan öğrendiklerimi konuşmanın ortasında pat diye anlatırdım. Gülümseyerek, sevgi dolu ve olgun bir tavırla ciddiyetle beni dinler, sonra sohbetlerine kaldıkları yerden devam ederlerdi.

Şimdilerde çocukların böyle olanakları yok. Televizyonda seyrettikleri akıl katili programlar, değerlerini alt üst ediyor.

Bu nedenle klasiklere her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Bununla birlikte, her çocuğun mutlaka okuması gereken iki kitabı da hatırlatmak isterim: Yalvaç URAL’ın, “La Fonten Orman Mahkemesinde” kitabıyla, Metin Demirtaş’ın “Tersinden Okunan Masallar” kitabı…

Hatta okumayan büyüklere de şiddetle tavsiye ederim.

Neden Puan Vermedim…

Klasiklere puan vermenin haddimi aşmak olacağını düşünüyorum.

Klasikler, milyonlarca (belki de milyarlarca) insanla aramızda oluşmuş “Kitap Kurdu Kardeşliği”nin elmalarıdır. Görevimiz onları korumak, hatırlamak ve yaşatmaktır.

Melek BAR ELMAS

24 Mart 2007

No Comments | Tags: , , , , , , , , , , , , ,

Kaygı

Doç. Dr. Kadir Özer

Sistem Yayıncılık

Niçin Okuyasınız ?

Aşağıdaki durumlardan en az biri sizin için geçerliyse bu kitabı mutlaka okumalısınız;

  • Günümüzün kaygı dolu ortamında, kendinizin ve yakınlarınızın kaygılarıyla nasıl başedebileceğinizi öğrenmek istiyorsanız…
  • Sınava girecek ve bu konuda şiddetli kaygı duyan bir yakınınız varsa…

Kitaba Dair…

Doç. Dr. Kadir Özer’in kitap yazma biçimini seviyorum. Her kitabında somut, uygulanabilir çözüm önerileri ve bunların akılcı açıklamalarıyla okuyucusuna değer katıyor. Bu nedenle okuduğum tüm kitapları, başucunda tutulacak, kaynak kitap niteliğinde.

Kaygı, özellikle SBS, OKS ve ÖSS gibi ciddi sınavlara girecek çocukların kaygısı; gerçekten baş edilmesi zor ve tüm ailenin dikkatle yönetmesi gereken bir sorun.

Bu kitap özellikle sınanma durumlarında ortaya çıkan kaygının nedenlerini ve çözüm önerilerini içeriyor. Genellikle bölük pörçük duyduğunuz şeyleri derli toplu ve akıcı bir dille anlatıyor.

Kitap, nedene ve çözüme odaklı yapısıyla, yol gösterici ve okuyucusunu doyuruyor.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“Bir kere, başarılı olma uğraşısı veriyorsak, yaşamımızın önemli bir bölümünü kaygı yaşayarak geçiririz.” (Sayfa: 33)

“Yaşamı, amaçlarımızla sahip olduğumuz potansiyeli el ele götürdüğümüz bir keşif uğraşısı olarak tanımladığımızda; belirli bir amaca yönelik ve sahip olduğumuz potansiyele dayanarak geliştirdiğimiz bir davranış ya da yeteneği çeşitli aralıklarla değerlendirmek bu tanımın bir gereği olacaktır.” (Sayfa: 98)

“….. kişiliğinizin değerinin değil de, değerlerinin arayışını yapın; ve çevre için değil, onunla birlikte ve ona rağmen yaşamasını becerebilin.” (Sayfa: 131)

No Comments | Tags: , , , , ,

Küçük Şeyler

Üstün Dökmen

Sistem Yayıncılık

Niçin Okuyasınız ?

Sizler de benim gibi, televizyon izlemeye zaman ayıramıyorsanız, bu kitabı okuyun derim. Üstün Dökmen’in televizyon programlarının özetini bulacaksınız.  

Kitap; kısa başlıklar halinde, temel iletişim kavramlarını veren yapısıyla rahat okunuyor. Okurken “neyi” anlıyorsunuz, “nasıl” konusunda ise çok yardımcı olmuyor.

Kitaba Dair…

Bu kitabı çocuklarımın okulundan hediye ettiler. Başucumda okunmayı bekleyen kitaplar arasında duruyordu. Ara vererek okumaya uygun bir yapıyla hazırlandığı için, okumasını yoğun zamanlarıma saklamıştım. Şirket taşıma çalışmaları, bana kitabı hatırlattı ve okumaya başladım.

İletişim ve psikoloji konusunda fazla okuduğum için kitaptaki bilgiler beni şaşırttı ya da yeni bir şeyler öğrendim diyemem.  Bununla birlikte kitabın günlük, esprili ve eleştirel bir dille yazılmış olması hem anlamayı hem de okumayı kolaylaştırıyor.  Bildik şeyler olsa da okumayı bırakmak istemiyorsunuz.

İletişim konusunda ilk kez kitap okuyacaklar için iyi bir başlangıç ve özet kitabı.

Kitapta verilen; isyerifobisi adresini, internette iki kez aramama rağmen bulamadım. Anladığı kadarıyla bu tür adres ve iletişim bilgilerini verirken daha dikkatli olmak gerekiyor.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“İnsanların dünyasında da neyin büyük, neyin küçük olduğu, neyin, ne zaman önemli veya önemsiz olduğu görecelidir.

…..

O halde insan, karşılaştığı küçük şeylerden hangisine, ne yönde önem vereceği konusunda iradesini kullanabilir. Eldeki ölçüt bence, “yarına kalmak” olmalıdır. Eğer bir olaya verdiğimiz değer, yarına kalma ihtimalimizi artıracaksa önemlidir, artırmayacaksa önemli değildir. Her şeyin göreceli olduğu bir dünyada kişinin kendini koruması esas olmalıdır.” (Sayfa: 20-21)

“Her ödül, her aferin, aynı zamanda bir eleştiri de içerir. “Bugün çok şıksın” mesajının altında, dünkü kıyafete ilişkin bir eleştiri de bulunmaktadır.” (Sayfa: 145)

Melek BAR ELMAS

11 Eylül 2006

No Comments | Tags: , , , ,

Başucumda Müzik

Kürşat BAŞAR

T. İş Bankası Kültür Yayınları

Niçin Okuyasınız ?

Giderek hızlanan ve maddileşen günlük yaşamınıza biraz romantizm katmak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Kadın gözüyle, aşkın şaşırtıcı duygu bombardımanından etkileneceksiniz. Kendi anılarınız da gözünüzde canlanacak.  

Yakın tarihimizde (1950-1960)  yaşanmış ünlü bir aşk hikayesinden yola çıkılarak yazılan roman, döneme ilişkin hoş ipuçları da içeriyor.

Kitaba Dair…

Başucumda Müzik; eski dışişleri bakanımız Fatin Rüştü ZORLU ile Vesamet KUTLU arasında yaşanan evlilik dışı ilişkiden esinlenerek ve hatta çoğu kısmı kopyalanarak yazılmış bir roman.  Yine de kitabın özyaşam öyküsü ya da belgesel olma niteliği taşımadığını unutmamanız gerek. Kitabı okuduktan sonra, biraz araştırınca, gerçek öykünün biraz farklı olduğunu anladım.

Kitap uzun zamandır, “başucumda” duruyordu. Bayramda bedenim kadar, düşüncelerimi de dinlendirmek amacıyla kitabı okudum. Gerçekten de dinlendirici, döneme ilişkin merak uyandıran ve dedikodu tadı bırakan bir roman.

Duygu tanımlamaları çok hoş. Bir erkek yazardan bu kadar kadınsı tanımlamalar beklemiyordum, çok şaşırdım. Bununla birlikte zaman zaman çok abartılı geldi ve sıkıldım. Bu kadar duygusal olunabilir mi ?… Bilmiyorum.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“Bu kentin (Ankara) simgesinin Rasat Tepe’deki soğuk anıt mezar olması bana hep derin bir hüzün veriyor artık.

Keşke, yaşamdan sonra sonsuz bir hayat bekleyen eski firavunların geleneğini izlemek yerine, O’nun (Atatürk) burada, yepyeni bir ülkenin umutlarını taşıdığı günlerdeki alçakgönüllü, sıcak evini korusaydık, ölümü değil de hayatı bu kentin simgesi yapabilseydik. Ve keşke, bütün bu evlerden O’nun gibi pek çok insan çıkabileceğine inansaydık.”

“…., sadece korkaklar gizli saklı işler yapar, …”

Melek BAR ELMAS

16 Ocak 2006

No Comments | Tags: , , , ,

Bugünü Yaşama Arzusu

Irvin YALOM

Kabalcı Yayınevi

Niçin Okuyasınız ?

Sevdiklerimizi kaybetmek ve kendimizin de öleceğini bilmek sıradan bir insanlık hali. Buna rağmen ölümle karşılaştığımızda pek çoğumuz ne yapacağını bilemez. Siz de böyle düşünüyorsanız, bu kitabı okumalısınız. Erdemli bir yaşamın ve olgunlukla karşılanan ölümün iş yaşamındaki izdüşümlerini hayretle ve soluk almadan okuyacaksınız.

Kitaba Dair…

Kitap öleceğini öğrenen bir psikiyatristin, daha önce tedavi edemediği seks bağımlısı bir hastasıyla yeniden görüşmesi ile başlıyor. Mesleğini seven her insan gibi kahramanımızın da son arzusu arkasında başarısız bir iş bırakmamak. Ünlü felsefeci Schopenhauer’ın yaşam öyküsüyle paralel kurgulanan kitap, hem felsefeciyi yakından tanımamızı hem de insan ilişkilerine sağduyulu yaklaşımı çok güzel anlatıyor. İnsan yaşamının en büyük bilinmezi olan ölüm karşısındaki duruş konusundaki yorumları unutmak olası değil.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“Her insan kusurunu, hatasını ve suçunu hoşgörüyle karşılamalı, karşımızda yalnızca kendi kusurlarımız, hatalarımız ve suçlarımız olduğunu akıldan çıkarmamalıyız. Çünkü bunlar yalnızca bizim de parçası olduğumuz insanlığın hatalarıdır ve bundan dolayı hepimizin içinde aynı kusurlar vardır. Sırf o sırada bizde görünmüyorlar diye bu suçlar yüzünden başkalarına kızmamalıyız.”

“Hayat bir parça nakış işlemesine benzetilebilir. Hayatın ilk yarısındaki herkes işlemenin ön tarafını görür, ikinci yarısında ise tersini. İkincisi o kadar güzel değildir, ama daha öğreticidir, çünkü iplerin birbirine nasıl bağlandığını görmemizi sağlar.”

Melek BAR ELMAS

12 Nisan 2005

No Comments | Tags: , , , ,

Küçük Ağaç’ın Eğitimi

Forrest Carter

Say Yayınları

Kitabı önce eşim okumaya başladı. Kitabın kapağı ve ismi beni etkilemediği için okuma fikrine önce soğuk baktım. “İlk İzlenim” sendromu benim kitap seçimimi istemesem de etkiliyor. Ancak eşim şiddetle tavsiye edince okumaya başladım.

Kar yağışının sürdüğü bu günlerde kitabı hızla okudum. İçimi sıcacık duygular sardı. Kitabın bitmesine “sanırsam” üzüldüm.

Yazar Forrest Carter melez bir Çeroki. Kızılderili ailesi O’na “Küçük Ağaç” adını vermiş. Kendi çocukluğunu anlattığı kitabı, keyifle okunan bir özyaşam öyküsü. Beş yaşında hem annesini hem de babasını kaybeden Carter, dedesi ve büyükannesiyle on yaşına kadar kalır. Kitap sadece bu beş yılı anlatıyor.

Küçük bir çocuğun yaşama hazırlanma macerası öylesine güzel anlatılmış ki zaman zaman kızılderili olasım geldi. Özellikle özerk ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirme konusunda çok güzel örnek olaylar var.

Çevirmenin, bazı bölümlerin tercümesinde zorluk yaşadığı hissine kapılmakla birlikte, genel anlamda çok başarılı olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Çünkü tamamen farklı bir kültür ve çocuk bakış açısı olmasına rağmen çok hoş kelimeler seçilmiş. “Sanırsam”da olduğu gibi.

Kitap sadece çocuk eğitiminde değil her türlü bilgi  alışverişinde kullanılacak temel doğruları yansıtıyor. İnsan; kitabı okurken 1929 yılında etkili iletişim yapabilen kültürlerin olduğunu görüp şaşırıyor ve bu özellikleri kaybettiğimiz için üzülüyor.

“Küçük Ağaç’ın Eğitimi” sadece bir eğitim kitabı değil. Arka planda bir kızılderili kabilesi olan Çerokilerin yaşamına ilişkin çok güzel ayrıntılar var. Kitap da zaten onlara adanmış. Örneğin hediyeleri sessizce ve kimin verdiği belli olmadan bırakmaları çok ilginç. Günümüzdeki hediye seromonilerini düşündüğümüzde ister istemez olgunluğumuzu sorguluyoruz. Kültür mozağinin önemli renklerini yok ettiğimizi görmek kitabın sonunda suçluluk duymamıza neden oluyor.

Yazımı bitirmeden önce, kitabın bende iz bırakan bir paragrafını sizinle paylaşmak istiyorum.

Büyükbaba dedi ki, verdiğin bir şeyi nasıl yaptığını ona anlatmak, yalnızca “bir şey” vermekten daha iyiymiş. Dedi ki, “Bir adama kendi başına yapmasını öğretirsen, o zaman adam iyi olur. Oysa yalnızca bir şey verip hiç bir şey öğretmezsen, o zaman adama geri kalan yaşamı boyunca, sürekli veriyor olursun.” Büyükbaba dedi ki, “O adama yanlış hizmet yapmış olursun, çünkü sana bağımlı olursa, o zaman onun kişiliğini alır ve çalarsın.”

Okuduğunuzda çok keyif alacağınızı “mümkünden öte” biliyorum…

Melek BAR ELMAS

10 Şubat 2005

No Comments | Tags: , , , , , ,

Şu Çılgın Türkler

Yazar           : Turgut ÖZAKMAN

Yayınevi     : Bilgi Yayınevi                                             

Niçin Okuyasınız ?

Çoğunuz için 2005 yılının en çok konuşulan kitaplarından biri olması yeterli bir neden olabilir. Bana kalırsa bu haksızlık. Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olan ya da Türkiye’de yaşayan herkes bu kitabı okumalı.  

Şu Çılgın Türkler; 1 Nisan 1921 ile 18 Eylül 1922 tarihleri arasında Türkiye’de ve ilgililerinde yaşanan olayları, tarafsız, belgelere dayanarak ve inanılmaz bir sürükleyicilikle yazılmış. Bu dönem için başka kitap okumanıza gerek kalmıyor.  

read more »

1 Comment | Tags: , , , , ,