ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan hakkında yazmaya başlamamın nedenini anlatmıştım. Anlatmaya devam ediyorum.
Ünal Hoca, pek çok çocuğun rüyalarını süsleyen Galatasaray Lisesi’nden, 1962 yılında mezun olmuştur. Ardından Fransa Lyon’daki INSA’nın Elektronik Mühendisliği bölümünden Master derecesiyle mezun olmuştur. Yanlış hatırlamıyorsam, okulunu birincilikle bitirmiştir.
1970 yılında başlayan Hacettepe Üniversitesi’ndeki akademik hayatı, 2009 yılında emekli oluncaya kadar aktif olarak devam etmiştir.
Uzmanlaştığı alanlar; Mantıksal tasarım, Özdevinirler Kuramı ve Biçimsel Diller ile Veri Tabanı’dır. 1974 yılında yazdığı Fortran IV kitabı, sanırım programlama dilleri alanındaki ilk Türkçe kaynaktır. Bunların dışında aşağıdaki kitapları da yazmıştır;
- ÖZDEVİNİRLER (Otomatlar) KURAMI ve BİÇİMSEL DİLLER (2003)
- Sayısal Devrelerde MANTIKSAL TASARIM (2002)
- VERİ TABANI SİSTEMLERİ (2000)
Çok teknik oldu biliyorum. Bilgisayarların sadece kullanıcısı iseniz, arkasındaki bilgi çokluğunu ve çeşitliliğini, uzmanlaşmanın ne kadar zor olduğunu, görmeniz zor. Şimdi bana ‘eee’ diye soracaksınız. En iyisi kendimden bir örnek vereyim.
Bilimsel programlamada çok kullanılan Fortran Dili’ni Ünal Hoca’dan öğrendim. Halen de pek çok mühendislik bölümünde Fortran öğretilen ve kullanılan bir dildir.
Ünal Hoca derslerde konuyu ezberletmekten çok, bu bilgiyi niçin öğrettiğini ve ileride nasıl kullanabileceğimizi anlatırdı. Öğrenciyken ‘bu kadar çok bilgiye ihtiyacımız var mı ?’ diye düşünürdüm. Sonradan kendisine epey dua ettim. İyi ki bunları anlatmış diye…
1985 yılında, İstanbul Metrosu güzergah çalışmaları yeni başlamıştı. Güzergah Projesi’nin yapım işini de Doğan Harita almıştı. Şirketin sahibi, büyük abimin (Hasan BAR) okuldan çok samimi arkadaşıydı: Şükrü Coşkun.
Bir gün bana geldi. Metronun güzergah hesaplarını elle yapmalarının neredeyse olanaksız olduğunu, bunun için bilgisayar aldıklarını, ama hesapları yapacak programlarının (yazılımlarının) olmadığını anlattı.
Ben de mezun olduktan sonra Fortran’ı hiç kullanmamışım. Açtım Ünal Hoca’mın ders notlarını ve kitabını, şöyle bir karıştırdım. ‘Olur yaparız’ dedim.
Üç hafta süren, hummalı bir çalışmanın sonucunda programı yazdım.
Elimizde Aksaray-Topkapı arasının koordinatları var. Teknik arkadaşlar koordinatları bilgisayara girdi. Program yarım saat çalıştıktan sonra, Metro’nun geçmesi gereken optimum koordinatları yazıcıdan dökmeye başladı. O anda tüm Doğan Harita’da çalışanların, nasıl sevinç çığlığı attığını anlatamam. Olanaksızı başarmıştık.
Yanlış anlaşılmasın. Bu programdan para kazanmadım. Dostlarıma yardım etme isteği, İstanbul’un en büyük altyapı projelerinden birine destek verme heyecanı ve nasıl yapabilirim merakıydı, beni bu işe yönlendiren.
Yani bugün hepimizin seve seve bindiği İstanbul Metrosu var ya, işte onun nereden nasıl geçeceğini hesaplayan program; Ünal Yarımağan’ın çok başarılı bir bilim insanı olması ve öğrencilerine bildiklerinin tümünü aktarması sonucu ortaya çıktı. Metro’nun temellerinde Ünal Yarımağan’ın bilim aşkı olduğunu, ne siz ne de Ünal Hoca bilir. Bunu sadece ben, abim ve Doğan Harita bilir.
Kimbilir daha kaç projede, Ünal Yarımağan’ın bilmediği izleri var ?
Ünal Yarımağan katıksız bir bilim insanıdır. Ve bilginin, aynen sevgi gibi, paylaştıkça büyüdüğünü bilir.
Ünal Yarımağan’a İADE-İ İTİBAR yapılana, yani hak ettiği SAYGI gösterilene kadar yazmaya devam edeceğim.
Melek BAR ELMAS
27 Ağustos 2010



Günlerdir ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan ve KPSS sınavları hakkındaki haberleri içim acıyarak izliyorum. Ünal Yarımağan hakkında kendi arkadaşlarım da dahil pek çok olumsuz eleştiri duyunca, bu yazıyı hatta yazı dizisini kaleme (klavyeme) almak boynumun borcu oldu.
Yazdıklarımı takip edenler biliyorlar,
Geçen akşam, çocuklar film izlerken gözüm danslara, kulağım da müziklere takıldı. ‘Ne seyrediyorsunuz ?’ dediğimde ‘Nine’ dediler. ‘Bunu ben de seyretmek istiyorum’ dedim ve fakat seyrederken uyuyakaldığım için iki parti halinde seyredebildim. Nihayet dün filmi tamamlayabildim…
Özellikle dans sahnelerinin çekimi çok hoştu. Hele kumsalda başlayan, kumlu sahnede devam eden Fergie çok iyiydi. Görüntü yönetmenleri ise; Dion Beebe, Peter Findley ve Phil Harvey’miş.
Ben sıcağı hiç sevmem. Malum bu aralar İstanbul anormal sıcak. Hele bu havada ütü yapmak kabus gibi bir şey. Dün ütü yapmaya başladım. Ama çekilir gibi değil. Eğlenceli bir şey olmalı diye düşündüm.
1987 yılında ingilizcemi ilerletmek için 3 ay
Eveet benim merakla beklediğim SBS 1. yerleştirme sonucu liselerin kontenjan açıkları belli oldu. Neden derseniz ?
(Hayaller, ümitler ve gerçekler, çoğu zaman farklı yollarda yürürler.)
(Hayaller, ümitler ve gerçekler, çoğu zaman farklı yollarda yürürler.)
