Ekranın karşısına geçtim. Sonuçları dinliyorum. Aklımdan binbir soru, binbir olasılık geçiyor.
Bazı şeyler zamanla ortaya çıkar. Bekleyip göreceklerimiz de var, beklemeden görebildiklerimizde. Ülkem oy oranlarıyla iki renge ayrılmış. ‘Kaç kişi maddeleri gerçekten okudu ve anladı ?’ diye düşünüyorum. Bu renklerin ne kadarı gerçek ?
12 Eylül 1980’de Hacettepe Üniversitesi’nde okuyordum. Ve elektrik-elektronik dersinden bütünleme sınavım vardı. Gece geç vakte kadar çalışmış ve erkenden kalkmak için saatimi kurmuştum. Henüz yurtlar açılmadığı için, İncilay (Dağlı) ablanın evinde kalıyordum. Saatin sesiyle fırladım yataktan. Odamdan giyinip çıktığımda, İncilay abla da ayaktaydı. ‘Hiç hazırlanma, bir yere gidemezsin. Sokağa çıkma yasağı var’ dedi. Bir an, sınav olmayacağını düşünüp sevinç dalgası kapladı içimi. Sonra uyku mahmurluğundan sıyrılıp, ne dendiğini anlamış, sevincin yerini kaygı ve üzüntü almıştı.
O gün bugündür, bireysel çıkarlar ile toplum çıkarlarının uyumu konusu ilgimi çeker.
Nerede durmalıdır bireysel çıkarlar ? Genel çıkarlarla uymayan, bireysel çıkarlar nasıl ele alınır ?
Bir çok soruyla yatacağım. Cevaplarla kalkamayacak olmak, aklımı acıtıyor…
Melek BAR ELMAS
12 Eylül 2010



Milli Eğitim Bakanlığı,
Biliyorsunuz Milli Eğitim Bakanlığı’nın kontenjan bilgilerini beklerken, diğer işlerle zamanımı değerlendiriyorum.
Bugün
Öncelikle 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun. Bu yazıyı dün yazacaktım, ama içim öyle acıyordu ki yazamadım. Bugün de epey geç yazabildim.
Bugün Bahçe ve Bitki Bakımı Kursu’nun son günüydü. Aslında kurs geçen hafta bitecekti. Nedenini bilmiyorum, bir ders uzattılar. Herhalde sertifikaları yetiştiremediler. Uzatmalı günde herkes aklına takılan sorularını sordu.
Dün akşam seyrettiğim
Bu sabah iki kötü haberle güne başladık. Uzun bir müddet televizyonun karşısından ayrılamadım.

