Melek BAR ELMAS

“Benim için hayat; insanların yaşamını zenginleştirecek, denenmemiş şeyleri denemek ve öğrendiklerimi paylaşmaktır.”

RSS
people

Referandum…

Ekranın karşısına geçtim. Sonuçları dinliyorum. Aklımdan binbir soru, binbir olasılık geçiyor.

Bazı şeyler zamanla ortaya çıkar. Bekleyip göreceklerimiz de var, beklemeden görebildiklerimizde. Ülkem oy oranlarıyla iki renge ayrılmış. ‘Kaç kişi maddeleri gerçekten okudu ve anladı ?’ diye düşünüyorum. Bu renklerin ne kadarı gerçek ?

12 Eylül 1980’de Hacettepe Üniversitesi’nde okuyordum. Ve elektrik-elektronik dersinden bütünleme sınavım vardı. Gece geç vakte kadar çalışmış ve erkenden kalkmak için saatimi kurmuştum. Henüz yurtlar açılmadığı için, İncilay (Dağlı) ablanın evinde kalıyordum. Saatin sesiyle fırladım yataktan. Odamdan giyinip çıktığımda, İncilay abla da ayaktaydı. ‘Hiç hazırlanma, bir yere gidemezsin. Sokağa çıkma yasağı var’ dedi. Bir an, sınav olmayacağını düşünüp sevinç dalgası kapladı içimi. Sonra uyku mahmurluğundan sıyrılıp, ne dendiğini anlamış, sevincin yerini kaygı ve üzüntü almıştı.

O gün bugündür, bireysel çıkarlar ile toplum çıkarlarının uyumu konusu ilgimi çeker.

Nerede durmalıdır bireysel çıkarlar ? Genel çıkarlarla uymayan, bireysel çıkarlar nasıl ele alınır ?

Bir çok soruyla yatacağım. Cevaplarla kalkamayacak olmak, aklımı acıtıyor…

Melek BAR ELMAS

12 Eylül 2010

4 Comments | Tags: , ,

Şeker Gibi Bayramlar…

Milli Eğitim Bakanlığı, SBS, özel okul, devlet okulu, derken bir baktım: bugün arife. Tatile gidecek arkadaşlar arayıp iyi bayramlar diliyor.

Oysa, ben hiç hazır değilim bayrama, zaman dursa, bir gıdım hazırlanacak vaktim olsa…

Heyhat, dünya tek görevi olan dönmeyi sürdürüyor. Zaman geçiyor. Hayat devam ediyor.

Sabahleyin, ‘özel okul mu devlet lisesi mi’ başlıklı bir yazı yazmak üzere, oturdum bilgisayarımın başına. Sonra gelen mesajlara baktım. Bayramımı kutluyorlar.

Yok artık, bunu atlamayayım dedim ve bu yazıyı yazmaya başladım.

Eskiden, çocuklarım küçüktü bayramlık alırdık. Şimdi büyüdüler. Kendileri alıyor. Dün teklif ettim. İkisi de başka nedenlerle kabul etmediler. Kızım, ben kulaklarımı deldireceğim dedi. Oğlum da ‘Sen bir ara alırsın. Şimdi almayalım’ dedi.

Evi hazırlardım; çikolata, baklava, tatlı, yemek, temizlik. Şu anda ailecek diyetteyiz. (Gözünüz parladı değil mi ? Okullar açılsın, o maceramızı da anlatacağım) Bunların tamamı yasak. Tatlılar olmayınca, evi bayrama hazırlamak da gelmedi içimden. Zaten Hanife Hanım yok, bu bayram bize gelecek de yok. Hepten yüreklendirici şeylerden yoksun kaldım.

Eşim işine gitti, çocuklar uyuyor. Ben bilgisayarımın başında. Bu yaz böyle geçti. Yarın yazın rehavetini üstümüzden atıp, bayramlıklarımızı giyebilecek, bayram sevincine bürünebilecek miyiz ? UMARIM…

Şeker bayramı, içgörü (empati) geliştirebilmek için güzel bir kültürel çözüm. Zenginler fakirin halinden anlayacak, dargınlar barışacak, dostluklar pekişecek.

Siz aklınızdakilere ve yaşanmışlıklarınıza boşverin, çok güzel bir bayram geçirin.

Benim yerime de şeker, çikolata, baklava yiyin. Dostlarınızla sabaha kadar sohbet edin. Sevdiklerinize sıkıca sarılın. İyi ki varsın, deyin.

Şeker gibi bir bayram geçirin…

Bayramınız kutlu, geleceğiniz umutlu olsun.

Melek BAR ELMAS

8 Eylül 2010 

2 Comments | Tags: ,

MEB Sessiz, Özel Okullar Doluyor

Biliyorsunuz Milli Eğitim Bakanlığı’nın kontenjan bilgilerini beklerken, diğer işlerle zamanımı değerlendiriyorum.

Şu ana kadar bir açıklama yapılmadı. Özel okullara bir bakayım dedim, Alman Lisesi kontenjanını doldurmuş. Avusturya Lisesi‘nde ise 1 öğrenci açığı var ve taban puan 482.003 olarak açıklanmış.

3. yerleştirme yapıldıktan sonra, özel okullardan kayıt almalar olur diye düşünüyorum. Çok fazla boş kontenjan oluşmaz. Bununla birlikte özel okula gitmek isteyenler, 17 Eylül’e kadar teyakkuzda beklesin derim.

Referandum yazılarını da aksatmıyorum. Bu kez konumuz ‘Referandum içeriği nasıl oluşturulur ? ‘. Tıklayın, okuyun. Bayram öncesi, son boş zamanlarımızı iyi değerlendirelim…

Yarın için kaç yürek çarpıyor acaba ?

Melek BAR ELMAS

6 Eylül 2010

5 Comments | Tags: , ,

MEB Boş Kontenjanları Hala Açıklamadı

Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın sevindiren açıklamasının ardından, hepimizin gözü 3. kayıt dönemi sonucu oluşan boş kontenjanlara çevrildi. Açıklamada saat 19:00 da yayınlanacağı yazılıydı. O saatten bu yana 10 dakikada bir MEB’in sitesine giriyorum.

4 Eylül 2010 saat 00:04 oldu. Bilgi yayınlanmadı. Yorucu bir gün geçirdim. Daha fazla bilgisayarımın başında kalamayacağım. Artık takibe yarın devam ederiz. Nasıl olsa daha 3 günümüz var. Bu arada 3. kayıt döneminde okullara kayıt yapılıp yapılmadığını ve kapanış puanlarını da kontrol etmeyi unutmayalım.

Beklerken boş durmayayım dedim. Her ne kadar bizim gündemimiz SBS olsa da, ülkenin gündemi referandum. Bu konuda www.girisimcilericin.com da yazmaya başladım. Giriş yazısını referandum nedir sorusuna ayırdım. Yazıyı okumak için buraya tıklamanız yeterli.

Güzel bir gündü bugün. Yeni umutlar, birlikte kazanılan zafer duygusunun getirdiği huzur ve mutlulukla uyuyacağız. Güzel rüyalar göreceğiz.

Her gününüz böyle olsun. İyi geceler…

Melek BAR ELMAS

4 Eylül 2010

4 Comments | Tags: , ,

30 Ağustos Zafer Bayramı

Öncelikle 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun. Bu yazıyı dün yazacaktım, ama içim öyle acıyordu ki yazamadım. Bugün de epey geç yazabildim.

Okulda maalesef öğretmenlerim bana tarihi sevdiremedi. Çok sonraları tarihi sevmeye başladım. ‘Keşke’ dediğim konulardan birisidir tarih. Şu Çılgın Türkler’i okuduğumda Zafer Bayramı’mızı yeterince kutlamadığımızı düşünmüştüm. O gün bu gündür de kutlamayı çok sevdiğim bir bayramımızdır.

Benim için 30 Ağustos taşınma tarihi oldu. Tam 3 kez şirketimi bu tarihte taşıdım. Nedeni; çalışanların izinlerinin bitmeye başlaması, işlerin de henüz hızlanmadığı son tatil olmasıydı. Yeni ofise taşınır, işler hafiflediğinde çayımızı içerken, Zafer Bayramı’mızı kutlardık. Bizim için çifte zafer olurdu. Hem ülkemizde olmamız, hem de yeni yerimize yeni umutlarla taşınmamız, bizi keyifli yapardı.

Bu yıl taşınma yok diye düşünüp, anılarımla baş etmeye çalışırken… Bir arkadaşımın ofis ihtiyacı üzerine, uzun zamandır gitmediğim şirketime gittim. Ofisi bir toplantı için kullanacak. Terkedilmiş ofisimizde, yine temizlik vardı…

Duvarlarda kalabalık zamanların şen sesleri; bu ofise yerleşirken beslediğimiz umutlar; taşındığımız gün bir müşterimizin gelip, hem ürün alıp hem de siftah atması; çaydanlığın içine demlenmek üzere konmuş ama demlenememiş çayımız…

Üstüme yürüdü…

Öğlene kadar zor durdum. Arkadaşıma ofisi bırakıp döndüm…

O’nun kalbindeki yeni umutlarla, ofisi tekrar canlandırmasını diledim, sessizce…

Kayısımız büyümüş, elmamız tekrar yeşermiş, güllerimiz açmış…

Yüreğim, posta kutumuz gibi doldu taştı. Ne ümide, ne zafere, yer kalmadı…

Melek BAR ELMAS

30 Ağustos 2010

4 Comments |

O Erdi Muradına, Biz Çıkalım Yerine

Sevinç Dershanesi sayesinde uzun zamandır, Umutcan Gölbaşı’nı izliyorum. Bugün okuduğum habere göre, o artık bir Robert’li. İstediği yerde okuyacak olmasına çok sevindim. Darısı diğer çocukların başına…

Herkes kutladı, benimkinin ne kadar önemi var bilmiyorum ama, kendisini canı gönülden kutlarım. Dilerim üniversite hayali de gerçek olur. ABD Başkanı Barack Obama’nın izinde Harvard’da hukuk okur. Yolu ve bahtı açık olsun.

Haberi okurken, bir yandan çok sevindim, bir yandan da canım sıkıldı. Eskiden yardım sessiz sedasız yapılırdı. İhtiyacı olan insanlar, bu kadar ulu orta teşhir edilmez, insanlık onuruna saygı gösterilirdi. Oysa şimdi bu iş, çok çirkin yapılıyor. İnsanların duyguları ve başarıları üstünden, emeksiz rant sağlanıyor. Bu durumu hiç sevmiyorum. Hele bu henüz delikanlılığa yeni adım atmış, gencecik bir çocuğa yapılıyorsa, hepten yüreğime bıçak saplanıyor. Kaldı ki bu çocuk, üç yıl üst üste SBS’de 500 tam puan almak için didinmiş, debelenmiş, pek çok şeyden vazgeçmiş. Yani anlının teriyle buralarda…

İtalyan’ların ‘bir kahve de askıya’ geleneği hala sürüyor. Anlaşılan o ki; Edirne Camii’ndeki ‘yardım sütunu’, artık eskilerde bir kültür bizim için. Şimdi başarıya konma zamanı…

Bu arada Galatasaray Lisesi’nde bir kontenjan boşaldı, farkındasınız değil mi? Hala dilekçe vermediyseniz lütfen hemen verin. Başka çocuklar da muradına ersin, bir üstte yerini alsın…

Melek BAR ELMAS

19 Ağustos 2010 

No Comments | Tags: ,

Bahçe ve Bitki Bakımı Kursu Herkese Gerek

Bugün Bahçe ve Bitki Bakımı Kursu’nun son günüydü. Aslında kurs geçen hafta bitecekti. Nedenini bilmiyorum, bir ders uzattılar. Herhalde sertifikaları yetiştiremediler. Uzatmalı günde herkes aklına takılan sorularını sordu.

Ve benim Perşembe sabahları koşa koşa gittiğim canım kursum bugün bitti.

Kursta öğrendiklerime dair yazacaklarım daha bitmedi. Bu nedenle yazmaya devam edeceğim. Siz de okumaya devam edin lütfen, çünkü çok yararlı şeyler öğrendik.

Bahçe ve Bitki Bakımı Kursu, bende bitkilere dair inanılmaz bir içgörü geliştirdi. Şimdiye kadar; yeşili sever, yapay çiçeklerden pek hoşlanmaz, gül ve sümbülden öte çiçek tanımam deyip ortalarda gezinir, beklediğim günlerde (yaş günü, anneler günü vb.) çiçek verilmezse somurtur, hatta abartıp kendime çiçek hediye eder, etrafında illaki bir canlı bitki olsun ister, haldeydim.

Bu kursta anladım ki ben hiç birşey bilmiyormuşum. Sulamanın yeterli olmadığını, onların da duyguları olduğunu, hastayken boyunlarını büküp, sağlıklıyken dimdik durduklarını, topraklarını tazelemek, zamanında gübrelemek, zamanında budamak gerektiğini, hepsinin hayatta varoluş nedeni olduğunu ve olan bitene hiç de duyarsız kalmadıklarını, öğrendim. Ve daha da öğrenecek çok şeyim olduğunu anladım.

Artık etrafımdaki ağaçlara, bitkilere, çiçeklere farklı bakıyorum. Ve anladım ki aslında bu kurs ilkokulda ders olarak okutulmalı. İşte o zaman çocukların, parklara bahçelere zarar vermesi mümkün olmaz. İşte o zaman yiyecekleri heba etmezler.

Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu’ya sesleniyorum. Lütfen ilkokul müfredatına bu basit ve çok önemli hayat dersini koyun. Çocuklarımız yeşili sevsin, korusun.

Sahiden bu işin peşinde koşmalı. Olmazsa okullarda aktivite olarak eklesinler. Bir yol bulunur mutlaka…

Melek BAR ELMAS

3 Haziran 2010

2 Comments | Tags:

Başakşehir Belediyesi’ne teşekkür ederim

Bahçeşehir Muhsin Ertuğrul TiyatrrosuDün akşam seyrettiğim Tuhaf İkili oyunu ile, Başakşehir Belediye’sinin Bahçeşehir Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda düzenlediği ücretsiz ( bedava ) tiyatro gösterileri sona erdi. Dün akşam içimde biraz da hüzün kapıdaki görevlilere sordum, ‘yeni sezon ne zaman başlayacak ?’. Ekim 2010’da yeni sezon başlayacakmış.

Bugün oturdum, seyrettiğim oyunları gözden geçirdim. Altı oyun seyretmişim. İnanamadım. Bu bir rekor. O kadar yoğun bir iş hayatının içinden geliyorum ki, hiç bir zaman bir sezonda bu kadar çok oyun seyretmemiştim. Nadas’ta olmanın yararları işte.

Oyunlarda salon genellikle doluydu. Bedava olduğu için, bilet alamayıp gelenlere de görevliler elinden geldiğince yardımcı oldu. Boş yerleri değerlendirdi. Böylece oyuncular boş koltuklara oynamamış oldu.

Öte yandan benim gibi tiyatroyu seven, ancak Bahçeşehir’in tiyatro merkezlerine uzaklığı ya da iş yoğunluğu gibi nedenlerle tiyatroya gidemeyenlere de büyük kolaylık oldu. Bedava olması tabii ki katılım sayısını artırdı.

Örneğin, Hanife (Memük, bizim evin gündüz annesi) Hanım ve torunları hayatlarında ilk kez tiyatroya gittiler. Biletleri ben aldım. Ücretsiz olduğu için, kendilerini borçlu hissetmeden, seve seve, biletini aldığım her oyuna gittiler. Ben de onları tiyatro ile tanıştırmanın sevincini yaşadım.

Bence seçilen oyunlar ve Cuma akşamı oynanması iyiydi.Yeni sezon için sadece iki önerim var:

  • Biletleri saat 8:30 da dağıtmaya başlasınlar. (İşi olanlar saat 10’a kadar bekleyemiyorlar)
  • Hafta içerisinde ücretli oyunların oynanmasına izin versinler. (Başka oyunları da izleme olanağımız olsun.)

Başakşehir Belediyesi’ne bu oyunları organize ve finanse ettiği, Bahçeşehir Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nu hayata geçirdiği için çok teşekkür ederim. Sayelerinde rekor kırdım.

Melek BAR ELMAS

29 Mayıs 2010

No Comments | Tags: , , ,

Yeter Artık !

Bu sabah iki kötü haberle güne başladık. Uzun bir müddet televizyonun karşısından ayrılamadım.

Bir yandan İsrail’in Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara adlı Türk gemisine askeri müdahalede bulunması, öte yandan İskenderun Deniz Komutanlığı’na teröristlerin saldırması.

Nedenler de, sonuçlar da üzücü, kaygı verici ve hatta ürkütücü. Zamanla neler olacak göreceğiz ve hepimiz kendi hayat anlayışımıza göre duruşumuzu belirleyeceğiz.

Bir anne olarak, kalbimden kopup gelen ses: Yeter Artık !

Anneler size sesleniyorum. Dünya görüşünüz ne olursa olsun. Çocuklarınızın ölüme gitmesine göz yummayın lütfen. Bunu sadece bizler yapabiliriz.

Yeter artık. Çocuklarımız ölmesin.

Savaşın olmadığı, çocukların ölmediği, barış dolu bir dünya istiyorum.

Melek BAR ELMAS

31 Mayıs 2010

No Comments | Tags:

Yeni Üniversiteler Açılıyor

Yeni üniversitelerin açılacağı haberini girisimcilericin.com da okuduğumda bu yazıyı yazmaya karar verdim. Çünkü çok uzun yıllardır üniversitelerde konuşma yaparım. Ve her konuşmanın ardından konu gelir dolaşır, üniversitelerin eğitim kalitesine.

Gençlerimize meslek kazandıran üniversiteler ile mezunları çalıştıran işletmeler arasında bir türlü içerik konusunda uzlaşma sağlanamamıştır. İşletmeler, yeni mezunlara eğitim yatırımı yapmaktan, üniversiteler de kısıtlı bütçelerinden şikayet ederler.

Bunda içerik oluşturma çalışmaları sırasında, işletmelerin görüşünün yeterince bilinmemesi kadar, kaynak ve eğitim görevlisi sıkıntısı yaşayan üniversitelerin, bilim yuvası olmaktan giderek uzaklaşmalarının da etkisi olduğunu düşünüyorum.

Hatta bana göre artık üniversiteler uzmanlaşmalı ve uzmanı olduğu konularda bilimsel çalışmalara öncelikli ağırlık vermeli.

Bu durumda şu soruyu sormadan edemiyorum. Bizim daha çok sayıda üniversiteye mi, daha kaliteli eğitim veren üniversiteye mi ihtiyacımız var ?

Melek BAR ELMAS

24 Mayıs 2010

2 Comments | Tags: